Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında katıldığı panelde küresel ekonomide değişen dengelere dikkat çekti. Şimşek risklerin kriz boyutuna ulaşmadan yönetilmesi gerektiğini vurgularken Türkiye’nin enerji, ticaret ve altyapı yatırımlarıyla güçlü bir konumda olduğunu söyledi. Yeni ticaret koridorları, bölgesel entegrasyon ve ekonomik fırsatların çeşitlendirilmesi gerektiğini belirten Şimşek küresel sistemde izolasyon yerine iş birliğinin önemine işaret etti.
Küresel Ekonomide Yeni Dönem Vurgusu
Şimşek kriz öncesi küresel ekonomik modelin istikrarlı bir jeopolitik denge üzerine kurulu olduğunu ancak bu yapının artık büyük ölçüde geçerliliğini yitirdiğini ifade etti. Dünya ekonomisinde belirsizliklerin ve kırılganlıkların arttığına dikkat çeken Şimşek, mevcut tablonun ülkeleri daha temkinli ve çok boyutlu politikalar geliştirmeye zorladığını belirtti.
Yeni dönemde risklerin kriz boyutuna ulaşmadan önce tespit edilip yönetilmesinin kritik önem taşıdığını vurgulayan Şimşek ekonomik karar alma süreçlerinde öngörülebilirliğin azalmasına karşı daha esnek ve çok yönlü stratejilerin gerekliliğine işaret etti. Küresel sistemde yaşanan dönüşümün yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasi ve ticari dengeleri de etkilediğini dile getirdi.
Şimşek bu çerçevede ülkelerin tek bir eksene bağlı kalmadan farklı senaryolara hazırlıklı olması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Dolayısıyla olayların seyrine tabi olmak yerine, öngörülü ve iyi tasarlanmış bir yaklaşımla hareket etmek zorundayız. Bunun yollarından birisi de yeni koridorlara ve ilave tedarik zincirlerine yatırım yapmaktan geçiyor."
Enerji ve Tedarik Zinciri Stratejisi
Enerji bağımlılığının kritik başlıklardan biri olduğunu belirten Şimşek, Türkiye’nin Hürmüz Boğazı gelişmelerine karşı sınırlı etkilenme yaşadığını aktardı. LNG yatırımları ve boru hatlarıyla enerji arz güvenliğinin güçlendirildiğini dile getirdi.
Yeni Ticaret Koridorları ve Yatırımlar
Şimşek, Orta Koridor’un önemli bir alternatif olduğunu vurgulayarak Dünya Bankası ile imzalanan 8,1 milyar dolarlık finansman anlaşmasına dikkat çekti. Bu projenin Asya’yı İstanbul üzerinden Avrupa’ya bağlayacağını söyledi.
“Fırsatlar Bizim İçin Önemli”
Türkiye’nin küresel ekonomik sistemde çok yönlü bir konuma sahip olduğunu belirten Şimşek, hem Batı ile güçlü ekonomik ve ticari bağların sürdüğünü hem de Orta Doğu, Asya ve Afrika ile ilişkilerin giderek daha da derinleştiğini ifade etti. Bu denge yapısının Türkiye’yi yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda risklerin dağıtılabildiği stratejik bir platform haline getirdiğini söyledi.
Küresel ekonomide yaşanan dönüşümün Türkiye açısından yeni fırsatlar doğurduğunu vurgulayan Şimşek, ticaret ağlarının çeşitlenmesinin ve yakın coğrafyayla ekonomik entegrasyonun güçlenmesinin önemine dikkat çekti. Özellikle üretim kaydırma süreçleri ve bölgesel iş birliklerinin Türkiye’nin ekonomik pozisyonunu daha da güçlendirdiğini belirtti.
Şimşek, bu çerçevede "Dolayısıyla bizim için fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Evet, küresel ekonomi şu anda ciddi bir sorunla karşı karşıya ancak biz kısa vadenin ötesine bakıyoruz ve önümüzde çok sayıda fırsat olacağına inanıyoruz" ifadelerini kullanarak Türkiye’nin hem mevcut ilişkilerini koruyup hem de yeni pazarlara açılabilen esnek bir yapıya sahip olduğunun altını çizdi.
AB ve Bölgesel Entegrasyon Hedefi
Şimşek, Türkiye’nin AB ile ekonomik entegrasyonu derinleştirmek istediğini ancak siyasi dinamiklerin süreci yavaşlattığını belirtti. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi halinde ticaret hacminin ciddi şekilde artabileceğini ifade etti.
Ticarette izolasyonun çözüm olmadığını vurgulayan Şimşek, bölgesel entegrasyonun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin 54 serbest ticaret anlaşmasına sahip olduğunu hatırlatarak farklı bölgelerle eş zamanlı ilişki yürütülebileceğini dile getirdi.
Reformlar, Dijital Dönüşüm ve Mali Disiplin
Şimşek, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve altyapı yatırımlarının önemine dikkat çekti. Fiber altyapı ve 5G+ yatırımlarının sürdüğünü belirten Şimşek, mali disiplin sayesinde ekonomik şoklara karşı daha güçlü bir yapı oluşturulduğunu ifade etti.




