Beypazarı'nda Su Kesintisi (14 Haziran 2024) Beypazarı'nda Su Kesintisi (14 Haziran 2024)

Selin Aksoy, evlendikten sonra eşiyle beraber Balgat'taki lokantalarını işletmeye başladı. Aksoy bu süreci şu sözlerle anlattı; “Evlenip Ankara’ya yerleştim. Ben Lokantada çalışmaya başladığımda eşim zaten burayı kurmuştu. Önceleri dükkanımız küçücük bir yerdi orada aile lokantası gibi işletiyorduk 2017 yılında da artık bize yeterli gelmediği için büyütmeye karar verdik. Buraya taşındık. Biz iki vardiya çalışıyoruz. Sabah 4’te mutfağımız açılıyor. Bazen gece 11’e kadar çalışıyoruz. Ben biraz joker eleman gibiyim, hem kasa hem tezgah hem personel gelmediğinde aynı zamanda salona çıkıp garsonluk yapmak. Çok mutluyum. Burası benim en büyük çocuğum. Her lokantada bir kadın bulunmalı. İnsan ilişkileri konusunda kadınların yarattığı fark belirgin oluyor. Burayla uğraşmak beynimi tutuyor. Müşteriler de seviyor beni. Bazen gelmediğim zaman müşterimizden arayıp “Hayırdır neden gelmiyorsun” diye telefon açanlar bile oluyor. 17 yıllık müşterilerimiz var. Lezzetin ve kalitenin hiç değişmemesi tabii ki onlar açısından da önemli bir kriter bence. Aynı kasaptan alışveriş yapıyoruz, yöresel ürünler kullanıyoruz hangi bölgenin nesi güzelse onu topluyoruz ve onunla yemek pişiriyoruz. Eşimle beraber çalışıyoruz çeşitli zorlukları olsa bile yine de çok keyifli. Ben ilk 6 yıl eşimden çok şey öğrendim. Buradaki organizasyonu çözümledim ondan sonra işleri beraber götürmeye başladık. Eşimin bir işi olduğunda aklı burada kalmaz gider işini halleder. Artık o aşamaya geldik. Bence insanlar hangi meslekte mutlu olacaklarsa hiç o toplum baskısına üniversite mezunu olmalıyım baskısına kapılmasınlar ve kendilerini o yönde geliştirsinler. Ben şu anda mezun olduğum bölümün çok dışında bir iş yapıyorum. Maalesef bizde ailelerin çocuklar üzerinde çok baskısı var. Çocukları biraz rahat bıraksalar da çocuklar kendi iç seslerinin yönüne yönlenseler”.Hazar Yüksel ise yine Balgat'ta açtığı makarnacısını, üniversite diplomasını bir kenara bırakarak açtı. Hayallerinin işini yaptığı için çok mutlu olduğunu dile getiren Yüksel; “Aslında Ankara’da doğdum büyüdüm ama iş nedeniyle İstanbul'a gittim sonra istifa edip memleketime geri döndüm makarnacı açmak için. Hayallerimin peşinden  koşup aşçı olmaya karar verdim. Liseden kalma benim hikayem sürekli ne açabilirim, ne yapabilirim diye düşünüyordum. Bankada çalışırken de bir şeye sinirlendiğimde eve gelip soğan doğrardım. Yaptığım işi çok sahipleniyorum başka bir yerde çalışmaktansa kendi işimin patronu olurum kendi işim için bu kadar çok çalışırım diye girdim bu yola aslında. 4  yıl bankacılık yaptıktan sonra bir süre otellerde çalıştım aşçı olarak biraz para biriktirdikten sonra kendi işimi kurdum. Liseden beri arkadaşlarımı eve toplayıp değişik değişik makarnalar yapardım sürekli. Üniversite projem bile (girişimcilik okudum ben) makarnacıydı. O makarnacı kuruldu. Şu anda bizim kendimize ait tariflerimiz de var. İmza lezzetler diye geçiyor acı mandalinalı tavuğumuz var, ekşi kuşkonmazımız var, kuşkonmazlı makarnamız var, İsveç köfteli makarnamız var, Anadolu diye yeni bir makarnamız var. Bunlar bizim kendi tariflerimiz. Müşterilerle bire bir iletişim kurmaya çalışıyorum. İnsanlar çok merak ediyor çünkü ben de onlara doğruları anlatmaya çalışıyorum. Yani mutlu bir yorgunluk oluyor açıkçası. Büyümek istiyoruz aslında belki de bunun için insanlara taze makarnayı anlatmaktan hiç sıkılmıyorum. Benim personelim hep kadın. Ben onun da bizi ayakta tuttuğunu düşünüyorum. Hem temizlik anlamında hem güler yüz anlamda kadınlarla çalışmak daha iyi oluyor. Hem bizim etrafı parlaklığımızı düşündüğüm için çalışıyorum. Mutfak çok erkek baskın bir sektör aslında. Ama onlar da sizin ne yapabileceğinizi gördüklerinde üstünüzde baskı kurmak anlamında vazgeçiyorlar. Ama alandaki yetkinliğiniz her şeyin karşısında durmanıza vesile olabiliyor. Aslında en büyük gücünüz, bilginiz. İyi bir makarnayı baktığımda anlarım ben mesela, yumurtanın fazla olması lazım makarnada ve o da tabakta belli oluyor. Çünkü renginin sarı olması gerekiyor. Bence girişimde bulunmak isteyen kadınlar korkmasınlar. Hayallerinden kimse vazgeçmesin. Bence gerçekten isteyince oluyor. Tabii ki biliyorum bir maliyeti var ama bir yerden başlayarak, evde bile yapmaya başlayabilirler bunu, sadece vazgeçmesinler. Çünkü gerçekten isteyince oluyor” dedi.Balgat’taki kahvecisini tesadüf eseri keşfettiğini daha sonra ise devraldığını belirten Dilan Ulaş; "Ben 23-24 yıl kadar iş geliştirme departmanında hizmet sektörüne insan hazırladım. Bana ait bir markam olsun orayı geliştireyim diyordum. Kahveci açmak da hep aklımdaydı. Bu istek iken gerçek oldu. Aslında çok spontan gelişti işler. Son dönemde mesleki olarak bir yeterliliğe ulaşmıştım. Sonra burayla karşılaştım ve işte bütçesel olarak uyum sağlandı ve birden buranın içerisine buldum kendimi. Çok planlı programlı bir şey değil çok spontane hani şey vardır ya bir şeyin vakti ve saati varsa onun önüne bir şey geçemez. Benimki biraz öyle oldu. Benim çok yakın bir kız arkadaşım buraya çok sık gelen biriydi buranın kahvelerinin çok güzel olduğundan bahsediyordu. Ben de günün birinde onu arayıp sürekli gittiğin bir yer var devrediyor mu diye sordum. Gerçekten de burayı devretmeyi düşünüyorlarmış. Sonra gelip görüştük. Ben burayı devralalı da bir yıl oldu zaten. İnsanla iletişimi çok seviyorum ve kahvenin temeli de sohbet. O sohbete dahil olmak da aslında beni çok keyiflendiriyor. Çünkü biz o sohbete aracı oluyoruz. Bu anlamda benim için çok keyifli. Ben yeni nesilin hizmet sektörünü meslek olarak benimsemesini ve o yolda bilinçli ilerlemesini isteyenlerdenim. Yani bu bilinçlendirme de esasında bizden geçiyor yani buraya istihdamını sağladığım personele buranın geçici bir süreç olduğu bir meslek olmadığı algısını ben yaratırsam bu da bu doğrultuda gidiyor. Eğer böyle olursa bu markanın Ankara'nın hatta Türkiye'nin birçok yerinde tabelasının olmasını başarabilirim. Benim hizmet anlayışım çok farklı. Aslında rol model olmak istiyorum. İnsanları daha kapıdan girdikleri andan itibaren misafir olarak adlandırıyorum. İnsanların birbirine merhaba dedikten sonra nasılsın demesini savunuyorum. Her gün her gelen misafirime merhaba nasılsınız gününüz nasıl geçiyor diye soruyorum. Eğer şubeleşmeye gidersem de zaten aynı düsturla devam edecek. Girişimde bulunmak isteyen kadınlar, eğer bir hedef belirlediyse, tüm zorluğuna rağmen devam etmeli. Zaten başlayınca devam etmek durumunda kalıyorsunuz. Bir şeye karar verdiklerinde sadece iç seslerini dinlemeleri gerekiyor.  Hayalinizi gerçekleştirme aşamasına geldiğinizde kimse hayallerinizi dinlediği zaman gösterdiği desteği göstermiyor. Bu nedenle manipülasyona maruz kalmamaları için kendi hislerini dinleyip fazla kaygılanmadan inandıkları yolda devam etsinler” cümlelerini kullandı.

Muhabir: Arda Kemal Atay