Günümüzde sinema endüstrisinin en prestijli buluşma merkezi olarak değerlendirilen Cannes Film Festivali'nin kökenleri, sanılana karşın ışıltılı bir kutlama isteğiyle değil, Avrupa'yı saran karanlık bir siyasi baskı ortamıyla oluşturulmuştur. Dönemin tek uluslararası film festivali olan Venedik Film Festivali'nin, Mussolini ve Hitler'in müdahaleleriyle faşist propaganda aracı haline gelmesi, modern sinema tarihinin en büyük kırılmalarından birini meydana getirmiştir.

Propagandaya Karşı Özgür Sinema İttifakı Doğdu

1938 yılında Venedik'te jürinin siyasi baskılar altında tarafsızlığını yitirmesi ve ödülleri Nazi propagandası bulunduran yapımlara vermesi, demokratik ülkelerde ciddi bir şok dalgası meydana getirmiştir. Bu duruma sert bir tepki gösteren Fransız diplomat ve tarihçi Philippe Erlanger, baskılardan uzak, özgür bir festival düşüncesini ortaya attı. Dönemin Fransa Ulusal Eğitim ve Güzel Sanatlar Bakanı Jean Zay’ın bu düşünceyi onaylaması, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin de projeye diplomatik destek sağlamasıyla "Uluslararası Film Festivali"nin kuruluşu resmiyet kazandı.

Savaşın Gölgesinde Kalan İlk Perde

Festivalin yapılacağı şehir olarak Biarritz ile rekabet eden Cannes, yerel yönetimin finansal desteği yükseltmesiyle bu tarihi yarışın kazananı oldu. Her ülkenin sansürsüz ve kendi seçtiği filmlerle katılım sağlayacağı ilk festivalin, 1 Eylül 1939'da başlaması planlanmıştı. Hatta ünlü ressam Jean-Gabriel Domergue festivalin ilk resmi afişini bile tasarlamıştı ancak tam da o gün, Alman birliklerinin Polonya’yı işgal etmesi ve iki gün sonra İkinci Dünya Savaşı’nın ilan edilmesi, bu girişimin başlamadan durdurulmasına neden oldu. İlk edisyonda yalnızca tek bir Amerikan filminin özel ve kapalı bir gösterimi yapılabildi.

Rüya Aleminin Aşamadığı Biyolojik Engeller Nelerdir?
Rüya Aleminin Aşamadığı Biyolojik Engeller Nelerdir?
İçeriği Görüntüle

Cannes

Savaşın oluşturduğu uzun kesintinin ardından festival ancak 1946 yılında küllerinden doğarak küresel serüvenine giriş yapabildi. Zaman içinde sansür tartışmalarından sıyrılarak sanatsal özgürlüğün kalesine dönüşen Cannes, Altın Palmiye (Palme d'Or) ödülünün yaratılması, jürinin uluslararasılaşması ve 1959'da kurulan Film Pazarı (Marché du Film) ile sinemanın yalnızca sanatsal değil, ticari merkez üssüne de dönüştü.

Muhabir: Sibel Bay