Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin ardından, Hatay'da ilk etapta inşa edilen deprem konutlarının teslim törenine katıldı. Erdoğan'a Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da eşlik ettik. İlk kura çekimi ve anahtar teslim töreni Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Törende bir konuşma yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, büyük bir felaket yaşandığını, 9 saat arayla meydana gelen iki ayrı depremin çok uzun ve şiddetli olduğunu hatırlatıp, Hatay’ın küllerinden yeniden doğduğunu söyledi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ise 7/24 çalışıp ellerinden gelen tüm gayreti gösterdiklerini belirterek, “Nasıl sellerde yangınlarda afetzedeleri mağdur etmediysek sizleri de inşallah sıcak yuvalarınıza kavuşturacağız” dedi.

Daha sonra ilk kura çekim ve anahtar teslim töreni Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirildi. Burada konuşan Erdoğan, yaklaşık 1 yıl önce 6 Şubat gününün erken saatlerinde Kahramanmaraş merkezli depremlerde kaybedilen canların acısının ilk günkü tazeliğiyle yürekleri yakmaya sürdürdüğünü kaydetti.

Konya'da Kırmızı Işık Faciası: 1 Ölü, 2 Yaralı Konya'da Kırmızı Işık Faciası: 1 Ölü, 2 Yaralı

Erdoğan, "Buradan depremde kaybettiğimiz 53 binin üzerindeki vatandaşımızın her birine Allah'tan rahmet yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Asrın felaketinde yaralanan 107 binin üzerindeki vatandaşımıza da geçmiş olsun dileklerimi tekrarlamak istiyorum. Deprem 11 ilimiz, 124 ilçemiz, 7 bine yakın köy ve mahallemizde ağır yıkıma yol açarken, 14 milyon vatandaşımız afetten doğrudan etkilendi. Öyle ki depremde yıkılan 39 bine yakın binanın 26 bininde arama kurtarma faaliyeti yürütülmesi gerekmiştir. Ayrıca 200 binden fazla ağır hasarlı binayla karşılaşılmıştır. Deprem bölgesine 1 milyon çadır gönderilmiş, 215 binin üzerinde konteyner kurulmuş, 349 bin haneye kira yardımı yapılmış, taşınma ve destek ödemelerinde bulunulmuştur. Büyük felaketten ve büyük acılar aynı zamanda milletimizin birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin, gücünün sınandığı dönüm noktalarıdır.

Hamdolsun, milletimiz bu acı ve bir o kadar da tarihi sınamayı başarıyla vermiştir. Asrın felaketini, asrın dayanışmasına dönüştürerek o zor günlerin geride kalmasını temin ettik. Devletimiz tüm imkanlarıyla anında harekete geçerken, Türkiye tek yürek, tek bilek olmuş milletimiz depremzede kardeşlerinin yanına koşmuştur. Toplamda 650 bin personel deprem bölgesindeki müdahale çalışmalarında görev aldı. Aralarında 11 bin 500'ü yabancı ekip mensubu başta olmak üzere 35 bin 250 arama-kurtarma personelimizin 142 bin güvenlik görevlimizin, sağlıkçılarımızın, madencilerimizin, ormancılarımızın, gönüllülerimizin bulunduğu bu kardeşlerimizin hepsine şahsım, milletim adına teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde 20 bin iş makinesi ve araç, 141 helikopter, 182 uçak, 23 gemi bölgede yürütülen çalışmalara katıldı. Deprem bölgesine 150 bin TIR yardım malzemesi gönderilirken, 20 bin gıda kolisi dağıtıldı. Günde 4 milyon kişiye yemek hizmeti sunuldu. Esasen bu afet bir yönüyle de dünyanın en büyük arama-kurtarma ve iyileştirme operasyonudur. Afet sonrası hem enkaz kaldırma hem yeniden inşa çalışmalarının en hızlı yönetildiği örneği, hep birlikte yaşadık. Depremin ardından şehirlerine, ailelerine, işlerine, arazilerine sahip çıkarak şartların zorluğuna rağmen yerlerinden yurtlarından ayrılmayan vatandaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Kısa süreliğine ayrılsa da geri dönüp, dört elle memleketine sarılan kardeşlerimiz de teşekkürü hak ediyor.

Bu afet bize verdiği pek çok dersin yanı sıra ülkemizde devlet, millet dayanışmasının aksi yöndeki tüm gayretlere rağmen en üst düzeyde olduğunu da göstermiştir. Sayısız insanımız ya kendi iradesiyle bizzat gelerek ya çeşitli yollarla destek sağlayarak, en önemlisi duası ve gözyaşlarıyla depremzede vatandaşlarımızın acısını paylaşmıştır. Böylesine vefalı, böylesine diğergam, böylesine fedakar bir milletin ferdi olmaktan iftihar ediyoruz. Mutlulukların paylaşarak çoğalması gibi acıların da paylaşarak katlanılır hale geldiğini yaşayarak gördük, öğrendik. Rabbim ülkemize ve milletimize böyle afetler yaşatmasın. Böyle imtihanlara maruz bırakmasın diyoruz" dedi.

“7 Bin 275 Hak Sahibinin Konutunun Anahtarını Teslim Ediyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay'ın can kaybı ve yıkılan bina sayısı bakımından depremden en büyük zararı gören şehir olduğunu belirtirken, "Depremden sonraki ikinci gün Hatay'a geldiğimizdeki karşılaştığımız tabloyu asla unutmadık, unutmayacağız. İnsanlık tarihinin en kadim yerleşim yerleri arasında bulunan Hatay'ın yaşadığı yıkım gerçekten çok büyüktü. Bu büyük felaketin ardından Hatay'ın halini görüp, gözleri yaşarmayanın yüreği daralmayanın kalbi kurumuş demektir. Tabi depremin ardından önceliğimizi arama-kurtarma faaliyetlerine, kış şartlarının daha da elzem hale geldiği acil ihtiyaçların karşılanmasına verdik. Hatay'da kurulan ve dağıtılan çadır sayısı 286 bin. Konteyner sayısı 57 bini bulurken, 38 bin kişiyi de yurtlarda ve kamu tesislerinde misafir ettik.

Ayrıca kırsal bölgelerde 14 bin 664 konteyner kurarak, 57 binin üzerinde insanımıza geçici yuva sağladık. Takip eden aylarda Hatay'ı tekrar tekrar ziyaret ederken, sizlere kaybettiğimiz canları elbette geri getiremeyiz. Ama onun dışındaki tüm kayıpları telafi etmek boynumuzun borcudur sözünü vermiştik. Toprağa verdiğimiz canlarımızı Fatihalarla, dualarla hüzünle yad ederken, sizlere verdiğimiz sözleri birer birer yerine getirmek için de canla başla çalıştık çabaladık. Bir yandan enkazları kaldırırken, diğer yandan süratle yeniden inşa ve ihya faaliyetlerine başladık.

Bugüne kadar şehirde yıkılan 14 bine yakın binanın acil yıkılacak ve yıkık, yaklaşık 23 bine yakın binanın ayrıca ağır hasarlı, 56 binin üzerindeki binanın yüzde 97'sinin enkazlarını kaldırdık. Yapılan tespitler ışığında Hatay'da 135 bin 589'u konut, 15 bin 599'u işyeri ve 777'si ahır olmak üzere toplamda 150 bine yakın hak sahibi belirledik. Yapılan detaylı çalışmaların ardından deprem bölgesi genelindeki kesinleşmiş hak sahibi sayımızı ise 390 bin olarak netleşmiştir. Bugünkü kura törenimizde 6 bin 572'si il, ilçe merkezlerimizde, 703'ü de kırsalda olmak üzere 7 bin 275 hak sahibinin konutunun anahtarını teslim ediyoruz. Hak sahiplerine yeni yuvalarının hayırlı, uğurlu, bereketli olmasını, Evlerinde sağlıkla, mutlulukla, huzurla oturmalarını diliyorum" diye konuştu. 

“Vatandaşlarımız Müsterih Olsun”

Depremde zarar gören şehirleri yeniden ayağa kaldırmak için çalışmaların kesintisiz süreceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölge genelinde halen yapımı süren 40 bin konutu da inşaatı tamamlandıkça peyder pey hak sahiplerine teslim edeceğiz. İnşallah, 2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini bitireceğiz. Amacımız takip eden dönemde de her ay 15-20 bin konut ve köy evini hak sahibiyle buluşturmaktır. Böylece temel atmasının üzerinden 1 yıl geçmeden inşaatları bitirme sözümüzü önemli ölçüde yerine getirerek, yıl sonuna kadar 200 bin evi teslim etmiş olacağız. Hatay'da ve diğer deprem şehirlerimizde yeni yerleşim yerlerinin inşası ve yerinde dönüşümle tüm hak sahiplerinin evlerine veya işyerlerine kavuşmalarını sağlayacağız. Defne Hastanesi ile ilgili ne dediler? Yok böyle bir şey dediler. Ne oldu? Defne'yi yaptık mı? Yaptık. Açılışına bizzat bu kardeşiniz bakanıyla tüm ekibiyle gerçekleştirdi mi? Gerçekleştirdi. Çünkü biz yalan üzerine hiçbir zaman hakikati bina etmedik. Bu hususta vatandaşlarımız müsterih olsun. Devletlerine ve bize güvensin. Kimsenin hakkı yerde kalmayacak, kimse mağdur olmayacak. Karşılıklı anlayışla, sabırla, gayretle, dayanışmayla üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir mesele yoktur" ifadelerini kullandı.

“Cumhuriyetin En Büyük Kazanımı, Hatay'ın Vatan Topraklarına Katılması”

Deprem bölgesindeki şehirlerimizde sadece konut ve işyeri yapmakla kalmadıklarını, bu şehirlerin meydanlarını ve ana caddelerini tarihi ve kültürel dokularına uygun şekilde yeniden düzenlediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu şehirlerimizin altyapısını ayağa kaldırmak için İller Bankamızın vasıtasıyla mahalli idarelerimize 56 milyar liralık hibe desteği veriyoruz. İnşallah bu yaz ayları, deprem bölgesi şehirlerimizde tam bir altyapı seferberliğiyle geçecektir. Depremin yol açtığı yıkımı, şehirlerimizin derlenip toparlanması, vizyon sahibi kentlere dönüşmesinin vesilesi kılmanın peşindeyiz. Çünkü bin yıllık vatanımız olan bu toprakları, bizden sonra da asırlar boyunca hayatlarını sürdürmek üzere evlatlarımıza miras bırakacağız. Şehirlerimizi ne kadar tarihi ve kültürel zenginliklerini korunarak, kimlikli yerleşim yerleri olarak geleceğe taşıyabilirsek kendimizi o derece vazifesini hakkıyla yapmış sayacağız. Yaşadığımız her felaket, maruz kaldığımız her saldırı, başımıza gelen her musibet, bize milli birliğimizin ve devletimizin gücünün önemini hatırlatıyor.

Cumhuriyetimizin en büyük kazanımı, Hatay'ın vatan topraklarına katılmasıydı. Türkiye Yüzyıl’ında Hatay'ın da içinde bulunduğu vatanın her karışını üzerinde güvenle, huzurla, müreffeh şekilde yaşayacağımız bir ülke haline getirmenin mücadelesini veriyoruz. Sıkıntılarımız eksiklerimiz yok mu? Elbette var. Ama hamdolsun 'tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' diye ifade ettiğimiz büyük ve güçlü Türkiye'ye ulaşma azmimiz hepsinin üzerindedir. Ülkemizin potansiyeli de imkânı da gücü de bu hedefe ulaşmamıza yeter. Tek ihtiyacımız saflarımızı sıklaştırarak birlik ve beraberlik içinde çok çalışmaktır.

Türkiye bilhassa son 21 yıldaki atılımlarıyla siyasi, ekonomik, askeri olarak bölgesel ve küresel bir güç haline gelme yolunda önemli mesafe katetti. Şimdi bunu tekâmül ettirerek, ülkemizi her bakımdan en güçlü 10 ülkesi arasına dâhil etme aşamasındayız. Hedeflerimize doğru azimle yürürken, deprem afeti, terör saldırıları ekonomik tuzaklar başta olmak önümüzdeki muhtemel tehditleri de birer birer bertaraf etme kararlılığındayız."

“Alatlı'nın Vasiyeti”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yazar Alev Alatlı'nın millete emanet ettiği vasiyetini paylaştı. Alatlı'nın sözleri şöyle:

"Güneş her gün daha mütekâmil bir dünyaya doğmaz. Tarih ezelden ebede dümdüz uzanan doğrusal bir hat değil, devirli bir oluşumdur. Gün olur, en gerideki en öndekinden ileride olur. Siz istihkâmlarınızı güçlendirin, zor zamanları fırsata çevirin. Aziz ülkemizi ille de bir şeye benzetecekseniz, her budağından sürgün atan salkım saçak bir böğürtlen çalısına benzeteceksiniz. Bir sürgünü çiçeğe dururken, diğerinin kurumakta, ötekinin meyve vermekte olduğunu görün. Tek bir sürgüne takılıp kalmayın, bütününe bakmayı adet edinin. Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendisine has bir kimliği vardır Türkiye’nin. Mademki son temsilcileriyiz gezegenin iyiliği için yaşatılması elzem bir medeniyetin."

Kaynak: DHA