“Anora” ile Oscar’da En İyi Yönetmen ödülünü kazanan Sean Baker, yeni filmiyle yalnızca bir sinema projesi değil, aynı zamanda bir ilke mücadelesi başlatmaya hazırlanıyor.
Dijital platformların yükselişine karşı çıkan Sean Baker, sinema salonlarının değerini korumak için yeni filminde 100 günlük gösterim süresi şartı talep edeceğini açıkladı.
Bu, günümüz şartlarında iddialı bir talep. Ama Baker’ın geri adım atmaya niyeti yok.
100 Günlük Israr
Baker’a göre mesele basit: Filmler büyük ekran için yapılıyor ve bu deneyimin de haliyle zamana ihtiyacı var.
Yaklaşık üç ayı aşan bu talep, bugünün hızla dijitale kayan düzenine karşı da açık bir itiraz niteliği taşıyor.
“En Az 90 Gün” Çağrısı
Aslında bu çıkış yeni değil. Baker, 2025 başlarında DGA (Amerikan Yönetmenler Birliği) ödülünü kabul ederken de meslektaşlarına açık bir çağrı yapmıştı.
Yönetmenlere, stüdyolardan filmleri için en az 90 günlük sinema gösterim süresi talep etmelerini önermişti.
Ona göre bu, geçmişte olan bir ayrıcalık değil; sinemanın doğal işleyişiydi.
Tarantino ile Aynı Nokta
Baker’ın bu yaklaşımı, Quentin Tarantino’nun yıllardır dile getirdiği eleştirilerle de örtüşüyor.
Tarantino da 2019’u filmler için bir kırılma yılı olarak tanımlamış; sonrasında stüdyoların sinema salonlarından elde edilen gelir yerine dijital platformları önceliklendirdiğini savunmuştu.
Şimdi Baker da benzer bir noktaya işaret ediyor: Sinema salonları, filmler için bir “ara durak” değil, “ana durak” olmalı tezini savunuyor.
Fakat günümüz güncel şartları bu tezi rafa kaldırıyor.
Sonuç Olarak
Sean Baker’ın 100 günlük talebi, nostaljik bir inat değil; sinemanın ne olduğuna dair net bir duruş.
Dijital platformlar hayatın gerçeği olabilir ama sinema salonlarının aceleyle devre dışı bırakılması da bir kader değil.
En azından “Anora”nın gösterdiği başarının gücüyle konuşan Baker, bu mücadelede yalnız değil.
Ama bu davayı gerçekten kazanmak için, onun gibi daha fazla yönetmenin sistemle mücadele etmesi ve aynı masaya yumruğunu vurması gerekecek.





