Futbol camiasının en büyük organizasyonu olan FIFA Dünya Kupası’nın önemli tarihi, 1930 yılında Uruguay’da başladı. Bununla birlikte bu önemli tarihin ilk adımını atan isim, Fransa’da bir fabrikada makinist olarak çalışan Lucien Laurent idi. Günümüzde milyon dolarlık paraların ve dev sponsorlukların gündemde olduğu futbol dünyasında Laurent futbolcu değil, patronundan aldığı özel izinle yola çıkan bir işçiydi.
Tarihin ilk Dünya Kupası için Fransa Milli Takımı, bir gemiyle Uruguay’a gitti. Yanlarında kupanın fikir babası olarak tanınan Jules Rimet’nin de yer aldığı kafile, 15 gün süren okyanus yolculuğunun sonucunda Montevideo’ya ulaştı. O dönemler 22 yaşında olan ve 1,59 metrelik boyuyla fiziksel olarak öne çıkamayan Laurent, bu uzun yolculuğun sonunda dünya futbol tarihini değiştirecek önemli bir başarı yakaladı.
13 Temmuz 1930 Günü Pocitos Stadı’nda Tarih Yazıldı
Organizasyonun açılış mücadelesinde Fransa ile Meksika karşı karşıya geldi. Takvimler 13 Temmuz 1930’u, saatler ise maçın 19. dakikasında sağ kanattan Ernest Libérati’nin ortaladığı topa Lucien Laurent sert bir vuruş gerçekleştirdi. Bu vuruş, ağlarla buluştuğunda Fransa’yı öne geçirmenin yanı sıra, Dünya Kupası tarihinin kaydedilen ilk golü olarak tarihe geçti.

Turnuvanın ardından Fransa’ya dönen Laurent için hayat önemli bir değişim göstermedi. Profesyonel futbolun henüz başlangıç aşamasında olduğu o yıllarda mütevazı hayatına devam eden Laurent, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle Alman ordusuna esir düştü. Üç yıl süresince savaş esiri olarak kalan Laurent, 1930 Dünya Kupası’na ilişkin sahip olduğu tüm hatıraları ve eşyaları bu dönemde kaybetti. Savaşın ardından futbolu bırakan tarihi golcü, Besançon şehrinde küçük bir bira evi açarak sakin bir hayat sürdürdü.
Lucien Laurent’in öyküsünü en ilginç kılan durum ise bu tarihi başarısını neredeyse kimseye anlatmamasıydı. Kendi oğlu dahi babasının Dünya Kupası tarihinin ilk golünü atan kişi olduğunu uzun yıllarca öğrenemedi. Laurent’in öyküsü, günümüzde milyarlarca insanın takip ettiği önemli bir organizasyonun temelinde bir fabrikadan izin alıp okyanusu geçen insanların tutkularıyla başladığını gösteriyor.





