Çernobil'den Fukuşima'ya kadar dünya tarihine geçen en yıkıcı nükleer facialar ve bu kazaların küresel ölçekte yarattığı radyoaktif tahribat büyük bir endişe kaynağı oluşturuyor.

Sovyetler Birliği’nin 20 Yıl Gizlediği Mayak Faciası

Rusya'nın Ural Dağları yakınındaki Kyshtym kentinde 1957 yılında meydana gelen Mayak nükleer kazası, tarihin en gizemli felaketlerinden biri olarak biliniyor. Isı tankındaki suyun buharlaşması sonucu oluşan kimyasal patlama, çevreye 80 ton atık yayılmasına yol açtı. Sovyet yönetiminin büyük bir gizlilikle sakladığı bu olay, ancak kazadan 20 yıl sonra bir bilim insanının itirafıyla dünya kamuoyuna yansıdı. O dönemde kendi nükleer denemelerini yapan ABD'nin de duruma sessiz kalması, kazanın gerçek boyutlarının ve can kayıplarının bugün bile net olarak bilinememesine neden oldu.

Avrupa’ya Yayılan Radyasyon: Windscale Kazası

İngiltere'nin Cumberland bölgesinde atom bombası projesi için inşa edilen Windscale tesisi, 1957 yılında büyük bir yangına sahne oldu. Üç gün boyunca kontrol altına alınamayan alevler, radyoaktif serpintinin tüm Avrupa üzerine dağılmasına sebebiyet verdi. Yetkililer yerleşim yerlerinin boşaltılmasına gerek olmadığını savunsa da bölgedeki 500 kilometrelik tarım alanındaki tüm ürünler imha edildi. Toplamda 240 kişinin kansere yakalanmasıyla sonuçlanan bu olay, nükleer tarihin en kara sayfalarından biri olarak kaydedildi.

Haritadaki İsimler Nereden Geliyor? Adını İnsanlardan Alan 15 Yer
Haritadaki İsimler Nereden Geliyor? Adını İnsanlardan Alan 15 Yer
İçeriği Görüntüle

ABD Tarihinin En Büyük Sızıntısı: Three Mile Adası

Pensilvanya eyaletinde 1979 yılında yaşanan Three Mile Adası kazası, bir reaktör çekirdeğinin erimesiyle sonuçlanan en büyük sismik olaylardan biridir. Soğutma sistemindeki arıza nedeniyle atmosfere radyoaktif gazların sızması, ülke genelinde nükleer enerjiye karşı büyük bir güven kaybına yol açtı. Kaza raporları sızan miktarın sağlığı tehdit etmediğini iddia etse de INES bu olayı 5. seviye bir kaza olarak sınıflandırdı. Bu felaketin ardından ABD'deki nükleer santral projelerinin neredeyse tamamı süresiz olarak durduruldu.

İnsanlık Tarihinin En Ağır Sınavı: Çernobil

26 Nisan 1986 tarihinde Ukrayna’da gerçekleşen Çernobil faciası, nükleer enerjinin en karanlık yüzünü tüm dünyaya gösterdi. Bir deney sırasında kontrolden çıkan reaktör, 1000 tonluk kapağını parçalayarak nükleer çekirdeğin erimesine ve atmosfere devasa bir radyasyon bulutunun yükselmesine neden oldu. Pripyat şehrinden yayılan bu zehirli bulutlar, Karadeniz ve Türkiye de dahil olmak üzere geniş bir coğrafyayı etkiledi. Bağımsız araştırmalar bu facianın dolaylı yollardan 200 bin kişinin ölümüne yol açtığını ortaya koyuyor.

Japonya’nın Fukuşima Öncesi Büyük Kaybı: Mihama

Japonya nükleer enerjide en çok reaktöre sahip ülkelerden biri olarak 2004 yılında Mihama Nükleer Santrali'nde büyük bir trajedi yaşadı. Türbinlerdeki soğutma suyunun yetersiz kalması sonucu sızan yüksek ısılı buhar, 5 çalışanın hayatını kaybetmesine ve onlarca kişinin ağır yaralanmasına yol açtı. Santralde görevli 400 kişinin doğrudan radyasyona maruz kaldığı bu kaza, ülkenin nükleer güvenlik politikalarının sert bir şekilde sorgulanmasına neden olan dönüm noktalarından biri oldu.

Tsunamiyle Gelen Felaket: Fukuşima

2011 yılında Japonya'da meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki deprem ve ardından gelen dev tsunami, Fukuşima Nükleer Santrali'ni bir felaket merkezine dönüştürdü. Soğutma sistemlerinin devre dışı kalmasıyla eriyen çekirdekler, Çernobil'den sonra INES ölçeğine göre 7. seviyeye ulaşan tek kaza oldu. 160 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı bu olaydan yıllar sonra bile bölgedeki çocuklarda yüksek oranda tiroid rahatsızlıkları gözlemleniyor. Kazanın yaydığı radyasyonun etkileri günümüzde de küresel bir sorun olmaya devam ediyor.

Geçmişte yaşanan bu nükleer facialar, enerji üretiminde kullanılan yüksek teknolojilerin en küçük bir ihmal veya doğa olayı karşısında nasıl kontrol edilemez bir yıkıma dönüşebileceğini hatırlatıyor.

Muhabir: Betül Gökçe AKGÖL