Küresel emtia piyasaları, bir tarafta ABD Merkez Bankasının faiz cephesindeki katı tutumu, diğer tarafta ise ABD ile İran arasında sağlanan stratejik mutabakatın yarattığı çift yönlü baskı nedeniyle dalgalı bir seyir izleyerek yönünü değiştirdi.
Küresel finans ve ticaret dünyası, geride bıraktığımız haftayı hem ekonomi hem de jeopolitika alanında yaşanan iki gelişmenin etkisi altında tamamladı. ABD Merkez Bankasının koltuğuna yeni oturan Kevin Warsh liderliğindeki ilk kritik toplantı ile ABD ve İran arasında varılan diplomatik uzlaşı, piyasalardaki tüm dengeleri sarstı. İstanbul'dan takip edilen verilere göre, bu iki dinamik küresel ölçekteki risk algısını baştan aşağı şekillendirdi.
Orta Doğu'da Diplomatik Adım ve Tanker Trafiğinin Geleceği
Pakistan'ın arabuluculuk rolünü üstlendiği görüşmeler neticesinde, ABD ile İran arasında 14 maddelik bir uzlaşı sağlandı. Bu kritik hamle, haftanın ilk günlerinden itibaren küresel piyasalardaki gergin havayı dağıtmaya yetti. Tarafların imzaladığı bu anlaşma, bölgedeki çatışmaların bitirilmesini, Hürmüz Boğazı'nın ticari trafiğe açılmasını ve İran limanlarına yönelik deniz engelinin kaldırılmasını içeriyor. İmza sonrasında petrol taşıyan tankerlerin geçişi yeniden başlarken, bu durum küresel enerji arzının rahatlayacağı beklentisini doğurdu ve petrol fiyatlarındaki jeopolitik baskıyı hafifletti. Fakat madalyonun diğer yüzünde, gemilerin geçmeden önce resmi izin almak zorunda olması, bölgedeki mayın riskleri ve sigorta maliyetlerinin sürmesi gibi nedenlerle geçişler henüz eski hızına kavuşamadı. Bu durum piyasadaki iyimser havayı bir miktar frenlerken, İsviçre'de yapılması beklenen devam niteliğindeki toplantıların ertelenmesi de kalıcı barışa dair soru işaretlerini canlı tuttu.
Piyasalarda Belirsizlik Rüzgarı Esiyor
Ekonomi yönetiminin kalbinde ise Fed, piyasaların tahmin ettiği doğrultuda hareket ederek politika faizini yüzde 3,5 ile 3,75 bandında sabit bırakma kararı aldı. Kararın oy birliğiyle alınmasına karşın, bankanın 2026 yıl sonu faiz tahminini yüzde 3,4'ten yüzde 3,8'e çekmesi dikkat çekti. Ayrıca yayımlanan tablolarda 18 üyeden 9'unun bu yıl bitmeden en az bir kez daha faiz artırımı sinyali vermesi, sıkı para politikasının tahmin edilenden çok daha uzun süreceği algısını pekiştirdi. Yeni Başkan Warsh'un karar metnini eskiye kıyasla oldukça kısa tutması, ileriye dönük ipuçlarını metinden çıkarması ve kendi tahminini grafiklere yansıtmaması ise piyasada belirsizlik rüzgarları estirdi. Warsh, yaptığı açıklamada enflasyonun yüzde 2 olan resmi hedefin çok üzerinde olduğunu hatırlatarak fiyat istikrarı konusundaki sert kararlılıklarını vurguladı.
Bu şahin mesajların ardından ABD 10 yıllık tahvil faizleri haftayı hafif bir düşüşle yüzde 4,46 seviyesinden kapattı. Yıl içinde yeni faiz artışlarının kapıda olduğu beklentisi dolar endeksini son 13 ayın zirvesi olan 101,1 seviyesine kadar çıkardı ve endeks haftayı yüzde 1,1 değer kazancıyla 100,8 seviyesinde bitirdi.
Kıymetli Metaller Doların Gölgesinde Kaldı
Fed'in beklenenden çok daha sert bir duruş sergilemesi ve dolar endeksindeki tırmanış, kıymetli metal piyasasında sert satışları beraberinde getirdi. Doların uluslararası alanda güç kazanması, farklı para birimleriyle işlem yapan yatırımcılar için değerli metallerin maliyetini yukarı çekti. Bunun yanı sıra faizlerin uzun süre yüksek kalacağına dair beklentiler, herhangi bir faiz getirisi sunmayan metallere olan ilgiyi zayıflattı. Bu gelişmelerin neticesinde ons cinsinden fiyatlarda gümüş yüzde 5, platin yüzde 3,2, paladyum yüzde 1,9 ve altın yüzde 1,3 oranında değer kaybetti. Spot altın piyasasında ons fiyatı haftayı 4 bin 169 dolar seviyelerinde tamamladı.
Çin'den Gelen Sinyaller Sanayi Metallerini Sıkıştırdı
Sanayi metallerinin kaderini ise hem doların yükselişi hem de dünyanın en büyük tüketicisi olan Çin'den gelen ekonomik veriler belirledi. Dolar endeksindeki artış, sanayi metallerini yabancı alıcılar için pahalı bir hale getirerek satış emirlerini hızlandırdı. Çin iç pazarında perakende satışların mayıs ayında gerileme kaydetmesi ve yılın ilk beş ayındaki sabit varlık yatırımlarının yıllık bazda yüzde 4,1 azalması, sanayi üretimine olan talebin düşeceği endişesini doğurdu. Bu atmosferde libre bazında alüminyum yüzde 4,4, bakır yüzde 2, nikel de yüzde 1,2 oranında geriledi. Çinko yüzde 0,6 ve kurşun ise yüzde 0,5'lik düşüşlerle haftayı kapattı.
Enerji Piyasasında Brent Petrol ve Doğal Gaz Farkı
Enerji kanadında, ABD ve İran arasındaki uzlaşmanın ardından Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin başlaması Brent petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı yarattı. Anlaşma şartlarına göre 60 günlük müzakere boyunca geçiş ücreti alınmayacağının duyurulması ve bölgedeki üreticilerin ihracat vanalarını açması arzın artacağı sinyalini verdi. Ancak gemilere uygulanan izin zorunluluğu ve güvenlik endişelerinin tamamen bitmemesi, petroldeki düşüş trendini bir noktada sınırladı. Doğal gaz tarafı ise yaklaşan yaz dönemiyle birlikte artacak soğutma ihtiyacı ve ihracat kanallarının hareketleneceği beklentisiyle petrolden tamamen ayrıştı. Yaşanan bu kırılmayla birlikte haftalık bazda doğal gaz fiyatları yüzde 2,5 oranında yukarı giderken, Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 6,7'lik bir düşüş kaydetti.
Tarım Koridorunda İklim ve Arz Alarmı
Tarım emtialarında ise yatırımcılar ABD'deki hava muhalefetini ve üretim raporlarını yakın takibe aldı. ABD Tarım Bakanlığının yayımladığı son verilerde, ülkedeki kışlık buğday üretiminin 1965-1966 sezonundan bu yana görülen en düşük seviyeye gerileyeceğini öngörmesi arz krizini yeniden tetikledi. ABD'nin Orta Batı eyaletlerinde etkili olan şiddetli yağışların ekim ve tarla çalışmalarını sekteye uğratabileceği endişesi mısır ve soya fasulyesi fiyatlarına alım getirdi. Aynı zamanda Çin'in Amerikan tarım ürünlerine yönelik talebinin yeniden canlanacağı yönündeki beklentiler de bu yükselişi destekledi. Hafta kapanışında Chicago borsasında kile başına buğday yüzde 2,9, pirinç yüzde 1,4, mısır ve soya fasulyesi ise yüzde 0,9 değer kazandı.
El Nino Riski, Kakao ve Kahve Fiyatlarını Uçurdu
Yumuşak emtia cephesinde ise Brezilya ve Batı Afrika hattındaki hava olayları ile El Nino'nun tarımsal üretime etkileri ana gündem maddesi oldu. Kakao üretiminin kalbi sayılan Batı Afrika'daki aşırı yağışların ürünlerde hastalık riskini tırmandırması ve fonların pozisyon değiştirmesi fiyatları yukarı fırlattı. El Nino döneminin resmen başladığına dair açıklamalar, tropikal ürünlerin geleceğine dair endişeleri artırarak bu yükselişi körükledi. Kahve üretiminin merkezi olan Brezilya'nın Minas Gerais bölgesindeki şiddetli yağışlar ise hasat çalışmalarını tamamen durma noktasına getirdi. Yaşanan bu gelişmelerle birlikte uluslararası borsada kahve yüzde 4,9, pamuk yüzde 4,4 değer kazanırken, şeker piyasası yüzde 0,6 geriledi. Kakao ise ton başına fiyatında haftalık bazda yüzde 10'luk bir artış yakalayarak haftanın en dikkat çeken ürünü oldu.
Merkez bankalarının attığı radikal adımlar ile küresel siyasetteki diplomatik hamlelerin, uluslararası ticaret ağları ve yatırım enstrümanları üzerinde ne denli derin ve kalıcı etkiler bırakabileceği bu süreçte net bir şekilde anlaşıldı.





