Kredi kartlarıyla alışveriş yapmak, nakit harcamalara göre daha kolay gelir. Birey, kredi kartıyla alışveriş yaptığı esnada borçlandığının farkında olsa dahi bu alışkanlığına devam eder. Bununla beraber, pahalı ürünleri tercih ederek, ekonomik kararları mantık çerçevesinde aldığımızı düşünürüz. Bu düşüncenin tam aksinde ise insanların parayla ilgili kararlarda bulunurken, çoğunlukla mantık yerine duygularıyla hareket ettiği görülür.
Bu noktada yaşanan çelişkiyi ise davranışsal ekonomi açıklar. Psikoloji ve ekonomiyi bir arada inceleyen bu yaklaşım, insanların davranması gereken durum yerine, davranış biçimlerinin ne olduğunu ortaya koyarak inceler. Borçlanmadan yatırıma, tasarruftan harcamaya kadar birçok alanda, insan beyninin kararları nasıl aldığını bilimsel verilerle açıklar.
Davranışsal Ekonomi Tam Olarak Neyi İnceler?
Davranışsal ekonomi, insanların parayla ilgili verileri nasıl algıladığını, bu bilgileri nasıl işlediğini ve karar alırken duygularını nasıl kullandığını inceler. Borçlanma, yatırım, tasarruf ve harcama gibi alanlarda, deneyimli olan kişilerin dahi neden rasyonel olmayan tercihler yaptığına yönelik açıklamada bulunur.
Bu yaklaşım, matematiksel modellerle açıklanamayan davranışları, duygular, geçmiş deneyimler, beklentiler ve sosyal çevre gibi faktörlerle inceler.

Ekonomi İnsanı Nasıl Tanımlar?
Geleneksel ekonomi teorisinde, birey tam rasyonel bir karar verici olarak görülür. Bu modele göre insanlar değer verdiklerini bilerek, karşılaştıkları seçenekleri değerlendirir ve kendileri için en uygun olanı tercih ederler.
Hesaplamalar ve ekonomik modeller büyük oranda bu durum üzerine kuruludur. Bununla beraber, günlük yaşamda karşılaşılan davranışlar, bu ideal tabloyla çoğu zaman uyum göstermez.
Davranışsal Ekonomi Nasıl Ortaya Çıktı?
Davranışsal ekonomi, insanların gerçekte nasıl davrandığını anlamaya çalışır. Psikoloji, sinirbilim ve ekonomi yaklaşımlarını bir araya getirerek, duyguların, bilişsel önyargıların ve kültürel faktörlerin kararları nasıl biçimlendirdiğini ele alır.
Davranışsal ekonomi, insanı tümüyle rasyonel olarak kabul eden homo economicus modeline tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımın temelleri, Daniel Kahneman ve Amos Tversky’nin ele aldığı karar alma aşamaları üzerine geliştirdiği çalışmalarla atılmıştır.
Kahneman ve Tversky, insanların istatistiksel bulgulardan öte, bilişsel önyargılara dayalı kararlar aldığını kanıtlayarak klasik ekonomi yaklaşımında farklı bir perspektif sunmuştur.
Davranışsal Ekonomi Neden Önemlidir?
Richard Thaler, davranışsal ekonomiyi sistematik bir biçimde ele almıştır. Ortaya çıkardığı zihinsel muhasebe kavramı, insanların parayı bağlama göre yorumladığını göstermiştir. Aynı miktardaki para, kaynağına ya da kullanım boyutuna göre farklı değerlendirilmektedir.
Bu sebeple insanlar, gerçek faydada değişim yaşanmasa bile indirimli olduğunu düşündükleri ürünleri satın almaktan daha fazla keyif almaktadır.





