Günümüzde modern binaların ve yoğun kentleşmenin sardığı başkent Ankara, yakın geçmişine kadar üzüm bağları ve bu bağların etrafında biçimlenen özgün bir yaşam kültürü ile anılmaktaydı. Kentin sosyo-ekonomik yapısının odağında bulunan bu gelenek, tarımsal bir eylem olmaktan sıyrılarak mimariden mutfağa, toplumsal ilişkilerden şehir estetiğine varana kadar geniş bir alanda Ankara kimliğinin oluşmasına aracılık etmiştir. Yaz mevsiminde şehir merkezinin sıcağından kaçarak bağlara göç eden Ankara halkı, bu dönemde üretimi ve toplumsal dayanışmayı geleneksel Ankara bağ evi mimarisi etrafında oluşturmuştur.

Geleneksel Ankara Bağ Evi Mimarisi Neyi Simgeliyor?

Ankara bağ evleri, yerel malzeme kullanımı ve iklimsel adaptasyonun en önemli örneklerini sunan mimari yapılar olarak dikkat çekmektedir. Çoğunlukla alt katları taş, üst katları ise ahşap karkas arası kerpiç dolgu yöntemiyle oluşturulan bu yapılar, kışın sıcak, yazın ise serin kalabilen bir tasarım göstermektedir. Geniş eyvanları, ahşap işçiliğiyle örülü tavanları ve bağa açılan büyük pencereleri ile bu evler, doğayla iç içe bir yaşam felsefesini temsil etmektedir.

Koruma Altındaki Ankara Bağ Evi Mirası Nasıl Yaşatılıyor?

Cumhuriyet'in ilanı ve şehrin hızlı bir biçimde başkente dönüşmesi aşamasında meydana gelen kentleşme, Ankara'nın meşhur bağ alanlarını ve bu özgün mimari yapıları ciddi bir yıkım sürecine sokmuştur. Bir dönemler Keçiören, Çankaya ve Etlik semtlerini süsleyen bu yapılardan çok azı günümüze gelebilmiştir. Vehbi Koç Vakfı bünyesinde bulunan ve aslına uygun olarak düzenlenen tarihi Ankara bağ evi, bu somut kültürel mirasın gelecek kuşaklara ulaştırılmasında stratejik bir hafıza merkezi vazifesi üstlenmektedir.

Mamak’ta Kültür Tesis Alanı için Hazırlıklar Tamamlanıyor
Mamak’ta Kültür Tesis Alanı için Hazırlıklar Tamamlanıyor
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Sibel Bay