SİBEL BAY

Ülkemizde her geçen gün kitap okuma oranlarına büyük düşüşler yaşanıyor.

Okuma oranlarının azalması, kâğıt ücretlerinin artması yayınevlerini de bir hayli zor duruma sokuyor.

Dijitalleşme olgusu ise her alanda olduğu gibi okuma biçimlerini de yeniden dönüştürüyor.

Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şube Başkanı Mehmet Sait Uluçay, sorularımızı cevapladı.

Sibel BAY (S.B.): Okurlarımızın tanıması için kendinizden bahseder misiniz?

Yeraltı 11. Bölümde Kartal Devri: Bozo için Tehlike Çanları Çalıyor
Yeraltı 11. Bölümde Kartal Devri: Bozo için Tehlike Çanları Çalıyor
İçeriği Görüntüle

Mehmet Sait ULUÇAY (M.S.U.): Ben Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şube Başkanı Mehmet Sait Uluçay. Yazı hayatıma lisedeyken başladım. O dönemler okul gazetesine beni başkan yapmışlardı. Okulumuzdaki panoya her ay yeni sayısı çıkacak şekilde gazetemizi asıyorduk. Ben de gazetemizde şiirler yazıyordum. “Güneşe Az Kaldı”, “Bir Geçit Ver Düşüncelerimden” adlı şiir kitaplarım vardır. Şiirlerimi genellikle serbest ölçüsü kullanarak yazarım. Sevgi ve aşk temalarını yoğun olarak işlesem de son zamanlarda meydana gelen toplumsal konuları da ele alıyorum.

(S.B.): Ülkemizdeki okuma durumuna ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

(M.S.U.): Ülkemizdeki okuma oranımıza ilişkin maalesef çok olumlu bir tablo göremiyorum. Öğrencilerimizin en fazla kitap okudukları dönem lise yıllarıdır. Ancak günümüz öğrencilerine baktığımda kitap okuma oranlarının ne yazık ki oldukça sınırlı olduğunu görüyorum. Kütüphaneler eskiden araştırma yapmanın yanı sıra kitap okuma merkezleri olarak karşımıza çıkıyordu. Şimdilerde ise kütüphaneler yalnızca ders çalışma mekânı olarak kullanılıyor. Neredeyse hiç kimse kitap okumak için gitmiyor. Kâğıtta yaşanan fiyat artışları kitaplara yansıyor. Kitapları da en fazla öğrenciler okuyor. Dolayısıyla bu durum da okuma oranlarını olumsuz yönde etkiliyor. Fiyat konusundaki istikrarın bir an önce sağlanmasını umuyoruz. Çünkü, bu durum hem yazarın hem de okuyucunun zarar görmesine neden oluyor. Durum bu şekilde ilerlerse, yakın dönemde neredeyse hiçbir kitap basılamayacak hale gelecektir.

(S.B.): Edebiyat dergilerinin her geçen gün faaliyetini yitirmesi ne gibi sonuçlar doğuruyor?

(M.S.U.): Ülkemizde edebiyat dergilerinin kapatılması bizim için çok üzücü bir durum çünkü edebiyatçılar edebiyat dergilerinden beslenerek yetişiyorlar. Edebiyatçılarımız ilk ürünlerini ilk eserlerini bu dergilerde paylaşarak tüm heyecanını burada yaşıyorlar. Yazarlarımızın makaleleri ve yazıları ilk etapta dergilerde yayımlandığı için onlar için daha da önemli hale geliyor. Edebiyatla ilgilenen insanlar kapatılma durumunda olumsuz bir şekilde etkilenmektedirler. Dergilerde yayımlanan konuların tartışma alanı oluşturması fikir alışverişini de sağlamaktadır. Bu tarz ortamlar artırılarak edebiyatın konuşulacağı ortamlar da artmış olacaktır. Her bir edebiyat ise bu ortamlarda yeşerecektir. Şiir, roman, hikaye konuşulur ve dilden dile kültürden kültüre aktarılır.

(S.B.): Dijitalleşme olgusunun etkisiyle insanlar var olan teknolojik ürünlere uylaşım göstererek hıza ayak uydurma çabasındalar. Bu durum da giderek zamandan tasarruf etmeye yol açarken filmler, diziler ve kitaplar açısından da insanların daha kısa süreleri yayın ve yapımlara yönelmesine yol açıyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

(M.S.U.): Gerçek okuyucular okuduğu kitapları muhakkak altını çizmek ister. Dijitalde ise bu maalesef mümkün olmadığı için okuyucunun aklındaki de kalıcı olmuyor. Kitapta altı çizilen yerler okuyucunun zihnine nakış olurken dijitalde okunanlar bazen kalıcı olmayabilir. Kitabın yeri muhakkak başkadır ve dijital bunun yerini asla dolduramayacaktır.

Muhabir: Sibel BAY