Nejat Uygur Türk tiyatrosunun efsane ismi olarak sahnelere adeta hayat verdi. Mizahı, enerjisi ve sıcak oyunculuğuyla izleyicinin gönlünde taht kurdu. Anadolu turnelerinden televizyon ekranlarına uzanan sanat yolculuğu, hem güldüren hem düşündüren anlarla doluydu. Usta oyuncu geride unutulmaz oyunlar, sahnede yarattığı sıcak atmosfer ve Türk tiyatrosuna kazandırdığı değerli miras bıraktı.
Hayatı ve Gençlik Yılları
Nejat Günhan Uygur, öğretmen bir annenin ve subay bir babanın ortanca çocuğu olarak 1927’de Kilis’te dünyaya geldi. Eğitimini Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde tamamladı. İlk tiyatro adımlarını ilkokul müsamerelerinde attı. Uygur, Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’ne girdi; hocası ise Zühtü Müridoğlu’ydu. Hayatı boyunca sporla ilgilendi. Boks, atletizm, su topu ve at biniciliği Uygur’un gençliğinde önemli yer tuttu.
Tiyatroya Adım ve Sahnedeki Enerjisi
1949 yılında 'Nejat Uygur Tiyatrosu' ile profesyonel sahneye adım atan Uygur, enerjisi, espri yeteneği ve izleyiciyle kurduğu samimi bağla kısa sürede halkın sevgisini kazandı. Kendisinin de dediği gibi, insanları güldürme tutkusu gemici ve askerlik yıllarında başladı:
"Benim gençliğimde herkeste Amerika'ya gitmek gibi çok yoğun bir istek vardı. Bu yüzden liman cüzdanı çıkarttım ve gemici oldum. Hiç unutmam, bir Panama şilebinde çalıştım. Gemide kimsenin canı sıkılmazdı. Onlara fıkralar anlatır, taklitler yapardım. Herkes çok gülerdi. Sonra askere gittim, orada da arkadaşlarımı çok güldürürdüm. Giderek insanların yüzünü güldürmek bende tutku oldu. Sonra da tiyatro başladı zaten."
Sinema, Televizyon ve Ödüller
Nejat Uygur, tiyatronun yanında sinema ve dizilerde de iz bırakmıştır. Kendine has üslubu, hem komik hem dramatik rollerle milyonları ekran başına topladı. 1998’de Kültür Bakanlığı tarafından Devlet Sanatçısı unvanı verilen Uygur, 22. Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri, Kemal Sunal Kültür Sanat Ödülü ve Altın Kelebek TV Yıldızları Ödülleri gibi sayısız ödüle layık görüldü.
Mirası ve Hatırlanışı
Nejat Uygur, 18 Kasım 2013’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Ancak sahnede bıraktığı enerji, turneleri ve oyunları hala genç tiyatroculara ilham veriyor. Uygur’un tiyatro anlayışı, güldürürken düşündürme ve insanlara dokunma üzerine kuruluydu. Sahnedeki esprili ve içten duruşu, Türk tiyatrosunun unutulmaz simgelerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor.



