Küresel finans sisteminin merkezinde bulunan pazar ekonomisi, neyin, ne kadar ve hangi fiyata üretileceğinin serbest piyasa şartlarında belirlendiği bir iktisat modelidir. Bu sistemde devletin fiyatlara müdahalesi düşürülürken, üretim araçlarının mülkiyeti önemli oranda özel sektöre bırakılmaktadır.
Serbest Piyasada Arz ve Talep Dengesi Nasıl Kurulur?
Pazar ekonomisinin temelini, alıcılar ile satıcıların karşı karşıya geldiği piyasa mekanizması oluşturmaktadır. Bir mala ya da hizmete yönelik talep yükseldiğinde fiyatlar artarken, arz miktarının çoğalması fiyatların düşmesine neden olmaktadır. İktisatçı Adam Smith’in görünmez el şeklinde tanımladığı bu süreç, kaynakların en verimli alanlara kendiliğinden ulaşmasını sağlamaktadır. Üreticiler daha fazla kâr sağlamak amacıyla tüketicilerin gerek duyduğu kaliteli ürünleri pazara sunarken, tüketiciler ise kendi bütçelerine en uygun seçimlerde bulunmaktadır.
Sistemde rekabet ortamının sağlanması, kalitenin artması ve fiyatların uygun seviyelerde kalması yönünden hayati bir işlev üstlenmektedir. Çok sayıda üreticinin varlığı, tekel oluşumunu önlerken yenilikçi ve teknolojik yatırımları teşvik etmektedir. Devlet ise fiyat belirleyici olmak yerine piyasanın adil işlemesini sağlayan yasal çerçeveyi oluşturmakta ve mülkiyet haklarını koruma altına almaktadır. İktisatçılar, pazar ekonomisinin tüketiciye geniş seçenek özgürlüğü sağladığını, bunun yanında gelir adaletsizliklerine yönelik denetleyici mekanizmaların şart olduğunu ifade etmektedir.




