<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ankara Haberleri, Ekonomi, Finans ve İş Dünyası | Ticari Hayat</title>
    <link>https://www.ticarihayat.com</link>
    <description>Ankara son dakika haberleri ile ekonomi, finans ve iş dünyası gündemi Ticari Hayat'ta. Nöbetçi eczaneler, hava durumu ve namaz vakitleri için tıklayın!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ticarihayat.com/rss/bilim-ve-teknoloji-haberleri" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2006 - 2026 Ticari Hayat. Tüm hakları saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 11 Jun 2026 08:44:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/rss/bilim-ve-teknoloji-haberleri"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Telekom SEBA 1 Milyon Haneye Ulaştı]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/turk-telekom-seba-1-milyon-haneye-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/turk-telekom-seba-1-milyon-haneye-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Telekom’un SEBA tabanlı genişbant çözümü 1 milyon haneye ulaştı ve fiber altyapıda önemli bir eşiği aştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Telekom’un yerli mühendislik gücüyle geliştirdiği yazılım tabanlı genişbant erişim çözümü SEBA, ulaştığı ölçekle önemli bir kilometre taşını geride bırakarak 1 milyon haneye erişti. Açık kaynak mimarisi üzerine inşa edilen sistem, Türkiye genelinde yaygın şekilde kullanılarak fiber altyapının dönüşümünde kritik bir rol üstleniyor.</p>

<h3>SEBA ile Genişbant Altyapısında 1 Milyon Hane Eşiği</h3>

<p>Türk Telekom ve grup şirketi Argela tarafından Linux Foundation Broadband ekosistemi altında geliştirilen SEBA tabanlı Netsia BB Suite, bulut tabanlı ve üretici bağımsız yapısıyla dikkat çekiyor. Açık kaynak kodlu mimarisi sayesinde yeni nesil fiber şebekelerde daha esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapı sunan çözüm, Türkiye’nin 81 ilinde aktif olarak kullanılıyor ve genişbant erişim altyapısının dönüşümünde stratejik bir rol üstleniyor.</p>

<h3>Fiber Altyapıda Yazılım Tabanlı Dönüşüm</h3>

<p>Fiber to the Home (FTTH) altyapısında aktif kullanılan SEBA mimarisi, geleneksel genişbant sistemlerinde donanıma bağlı çalışan birçok fonksiyonu yazılım tabanlı hale getirerek üretici bağımlılığını azaltıyor. Bulut bilişim teknolojileriyle sanal sunucular üzerinde çalışan sistem, farklı üreticilere ait çözümlerin aynı platformda birlikte çalışabilmesini mümkün kılıyor ve donanım maliyetlerini düşürerek daha verimli bir operasyon yapısı sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Küresel Ölçekte Başarısını Tescilledi</h3>

<p>SEBA tabanlı Netsia BB Suite, açık kaynak teknolojilerinin yalnızca geliştirme aşamasında değil, büyük ölçekli canlı şebekelerde de başarıyla uygulanabileceğini gösteren örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Çözüm, NetworkX Awards 2025’te “Outstanding Multi-Gigabit Fibre Access Innovation” kategorisinde birincilik elde ederek uluslararası alanda da başarısını tescilledi.</p>

<h3>Türk Telekom’dan Milli Teknoloji ve AR-GE Vurgusu</h3>

<p>Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, şirketin milli mühendislik gücüyle geliştirdiği SEBA teknolojisinin 1 milyon haneye ulaşmasının önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Şahin, 5G ve yeni nesil iletişim teknolojileri alanında 70’in üzerinde uluslararası patente sahip olduklarını, AR-GE çalışmalarını Argela ve Netsia ile sürdürdüklerini ifade etti.</p>

<h3>2030 Vizyonunda Kritik Rol</h3>

<p>SEBA tabanlı Netsia BB Suite’in Türk Telekom’un 2030 vizyonu içinde stratejik bir konumda yer aldığı belirtilirken, çözümün hem yeni fiber altyapı projelerinde hem de mevcut ağların modernizasyonunda aktif olarak kullanılmaya devam ettiği aktarıldı.</p>

<p>Şirket, önümüzdeki dönemde kapsama alanını daha da genişletmeyi hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/turk-telekom-seba-1-milyon-haneye-ulasti</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 23:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/turk-telekom-4.jpg" type="image/jpeg" length="71327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amaterasu Parçacığı Nedir? Kozmik Işınların Yeni Gizemi]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/amaterasu-parcacigi-nedir-kozmik-isinlarin-yeni-gizemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/amaterasu-parcacigi-nedir-kozmik-isinlarin-yeni-gizemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amaterasu parçacığı uzayın derinliklerinden gelerek olağanüstü enerjisiyle bilim insanlarını şaşırttı ve evrenin gizemlerine ışık tuttu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları uzayın derinliklerinden Dünya’ya ulaşan ve 'Amaterasu parçacığı' adı verilen son derece yüksek enerjili bir kozmik ışın tespit etti. ABD’nin Utah eyaletindeki Telescope Array dedektör sistemi tarafından kaydedilen parçacık sahip olduğu 244 EeV (Ekza Elektron Volt) enerjiyle dikkat çekti. Kaynağı henüz tam olarak belirlenemeyen bu gizemli kozmik ziyaretçi, ultra yüksek enerjili kozmik ışınların kökenine ilişkin önemli ipuçları sunarken, evrenin bilinmeyen yönlerine dair yeni araştırmaların da kapısını araladı.</p>

<h3><strong>Uzayın Derinliklerinden Gelen Gizemli Misafir</strong></h3>

<p>Bilim insanları 27 Mayıs 2021 tarihinde uzayın derinliklerinden gelen son derece güçlü bir kozmik parçacık tespit etti. Bu parçacığa Japon mitolojisindeki Güneş tanrıçasının adından esinlenilerek Amaterasu parçacığı adı verildi. Araştırmacılar bu parçacığın enerjisinin 244 EeV olduğunu belirledi. Bu değer şimdiye kadar kaydedilen en yüksek enerjili kozmik ışınlardan biri olarak kabul ediliyor.</p>

<h3><strong>Kozmik Işınlar Nedir?</strong></h3>

<p>Kozmik ışınlar uzayın farklı bölgelerinden Dünya’ya ulaşan çok küçük parçacıklardır. Bazıları Güneş’ten gelirken bazıları ise Samanyolu’nun çok daha uzak noktalarından hatta başka galaksilerden gelebilir. Bu parçacıklar çok yüksek enerji taşır. Ancak ultra yüksek enerjili olanların nereden geldiği hala tam olarak bilinmiyor. İşte Amaterasu parçacığını özel kılan da bu bilinmezlik.</p>

<h3><strong>Bu Parçacığı Bulmak Neden Zor?</strong></h3>

<p>Ultra yüksek enerjili kozmik ışınlar Dünya’ya çok nadir ulaşır. Bilim insanlarının verdiği bilgilere göre enerjisi 1 EeV olan bir kozmik parçacık, 1 kilometrekarelik bir alana yaklaşık yüz yılda bir düşüyor. Bu nedenle araştırmacılar bu parçacıkları yakalayabilmek için çok geniş alanlara yayılan özel sistemler kuruyor.</p>

<h3><strong>Telescope Array Nasıl Çalışıyor?</strong></h3>

<p>ABD'nin Utah eyaletinde 2008 yılında kurulan Telescope Array sistemi, bu amaçla geliştirildi. Yaklaşık 700 kilometrekarelik bir alana yerleştirilen 507 dedektör, uzaydan gelen yüksek enerjili parçacıkları takip ediyor. Dedektörlerin yüzeyinde bulunan özel sintilatör malzemeler, yüksek enerjili ışınları görünür ışığa dönüştürüyor. Böylece normalde gözle görülmesi mümkün olmayan kozmik parçacıklar tespit edilebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Rekor Hala Kırılamadı</strong></h3>

<p>Amaterasu parçacığı son derece güçlü olsa da şimdiye kadar kaydedilen en yüksek enerjili kozmik parçacık unvanını alamadı. Bu rekor 1991 yılında keşfedilen ve 320 EeV enerjiye sahip başka bir kozmik parçacığa ait. Bilim insanları Amaterasu parçacığının kaynağını araştırmaya devam ediyor. Bu gizemli ziyaretçinin nereden geldiğinin anlaşılması evren hakkında bugün bilmediğimiz pek çok sorunun yanıtlanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Evrenin derinliklerinden gelen küçücük bir parçacık bile bazen bilim dünyasında büyük heyecan yaratabiliyor. Amaterasu parçacığı da bunun en yeni örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tuğba Ergen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/amaterasu-parcacigi-nedir-kozmik-isinlarin-yeni-gizemi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/amaterasu-parcacigi-nedir-kozmik-isinlarin-yeni-gizemi.jpg" type="image/jpeg" length="44779"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağaçların Boyu En Fazla Ne Kadar Uzayabilir?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/agaclarin-boyu-en-fazla-ne-kadar-uzayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/agaclarin-boyu-en-fazla-ne-kadar-uzayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağaçlar uygun koşullarda çok uzun boylara ulaşsa da dahi suyun yapraklara taşınmasındaki zorluk büyümeyi belli bir noktadan sonra sınırlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya tarihine geçen en uzun ağaç, 115,7 metre boyuyla ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunuyor. "Hyperion" ismiyle anılan bu sahil sekoyası, Sekoya Ulusal Parkı'nda yer alıyor. Sahil sekoyaları, dünyadaki en uzun ağaç türleri arasında gösteriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir ağacın büyüyüp uzaması için güneş ışığı, su ve toprağın zengin besin kaynağına sahip olması önemli rol oynuyor. Tüm bu koşullar uygun olsa bile ağaçların ulaşabileceği doğal bir sınır bulunuyor.</p>

<p>Ağaçlar, ihtiyaçları olan suyu, köklerinden alarak gövdeleri aracılığıyla yapraklarına taşır. Ağaç büyüyüp uzadıkça bu yol daha da uzar. Suyun üst kısımlara ve oradaki yapraklara ulaşması zorlaşır. Yapraklara yeteri kadar su gitmediği zaman fotosentez yavaşlar. Bu da ağacın büyüme hızını azaltır. Ağaçların belirli bir yerden sonra uzayamamasının en önemli nedenlerinden bir budur.</p>

<h3><strong>Ağaçlar Ne Kadar Uzayabilir?</strong></h3>

<p>Ağaçlar arasında yapılan araştırmalar, bir ağacın ulaşabileceğin en yüksek boyun 122 ile 130 metro olduğunu gösteriyor. Rüzgar, fırtına ve ağacın kendi ağırlığı gibi etkenler bu sınırı büyük ölçüde etkileyebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Betül Demir</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/agaclarin-boyu-en-fazla-ne-kadar-uzayabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/agac-boyu.jpg" type="image/jpeg" length="91399"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kargalar Sayıları Sesle İfade Edebiliyor mu?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/kargalar-sayilari-sesle-ifade-edebiliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/kargalar-sayilari-sesle-ifade-edebiliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarının gerçekleştirdiği deneyler, bazı kargaların belirli sayları kontrollü biçimde sesle ifade edebildiğini göstermektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yabani yaşam ve bilişsel bilimler alanında yapılan ilginç bir araştırma, kargaların gelişmiş zekasına ilişkin ezber bozan yeni veriler ortaya çıkarmıştır. Tübingen Üniversitesi ve uluslararası bilim ekiplerinin gerçekleştirdiği çalışmalar, kargaların tıpkı çocuklar gibi nesneleri sayarken sesli olarak isimlendirdiklerini kanıtlamıştır. Bu bulgu, hayvanlar aleminde soyut matematiksel kavramların ve planlı ses üretiminin sanılanın aksine çok daha yaygın olduğunu kanıtlamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma çerçevesinde eğitilen kargalara bilgisayar ekranından belirli sayıda görsel uyaranlar gösterilmiştir. Kargaların kendilerine gösterilen sayılara, tam olarak o sayı kadar ötüşle cevap sundukları tespit edilmiştir. Bu süreç, henüz sayıların tam matematiksel karşılığını bilmeyen ama nesneleri sesli biçimde eşleştiren insan çocuklarının zihinsel gelişim aşamalarıyla benzerlik göstermektedir. Bilim insanları, kargaların bu işlemi yaparken rastgele ötmediklerini, ilk sesi çıkarmadan önce sunulan sayıyı değerlendirerek kafalarında bir planlama yaptıklarını ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>Kargaların sayı sayma kabiliyeti, basit bir taklit olmanın dışında yüksek düzeyde bir beyin fonksiyonuna dayanmaktadır. Laboratuvar testlerinde, kargaların oluşturacağı ses sayısını daha ilk ötüşü gerçekleştirmeden önce belirledikleri anlaşılmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sibel Bay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/kargalar-sayilari-sesle-ifade-edebiliyor-mu</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2024/07/ruyada-karga-gormek-ne-anlama-gelir-gorsel-2.jpg" type="image/jpeg" length="76306"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gök Cisimlerini Hesaplayan Antikythera Mekanizması Hangi İşlevlere Sahipti?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/gok-cisimlerini-hesaplayan-antikythera-mekanizmasi-hangi-islevlere-sahipti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/gok-cisimlerini-hesaplayan-antikythera-mekanizmasi-hangi-islevlere-sahipti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antikythera Mekanizması, 2000 yıl kadar önce gök cisimlerinin hareketlerini hesaplamak için oluşturulmuş antik bir cihazdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arkeoloji ve bilim tarihi dünyasında günümüze kadar keşfedilmiş en karmaşık antik nesneler arasında Antikythera mekanizması öne çıkmaktadır. 1901 yılında Yunanistan'ın Antikythera adası yakınlarındaki bir Roma batığından çıkarılan bu düzenek, yapıldığı dönemin dışında bir teknolojik gelişmişlik seviyesini içermektedir. Yaklaşık iki bin yıl süresince denizin altında kalan ve bronz dişlilerden meydana gelen bu mekanizma, bilim insanları tarafından tarihin ilk analog bilgisayarı olarak değerlendirilmektedir.</p>

<h3>Rastlantısal Keşif ve Karmaşık Dişli Sisteminin Yapısı</h3>

<p>Düzenek, sünger avcılarının Akdeniz'deki bir antik batıkta yapmış olduğu çalışmalar sırasında, diğer eserlerin arasında parçalanmış olarak bulunmuştur. İlk bakışta korozyona uğramış sıradan bir taş olarak değerlendirilen nesnenin, zaman içerisinde karmaşık bronz dişli çarklar ortaya çıkmıştır. Gelişmiş tomografik görüntüleme teknikleriyle ele alınan düzeneğin içinde, birbirine hassas açılarla bağlanmış 30'dan fazla iç içe geçmiş dişli çarkın bulunduğu belirlenmiştir. Bu el yapımı bronz çarkların karmaşıklığı, Avrupa'da ancak 14. yüzyılda mekanik saatlerin üretilmesiyle erişilebilen bir mühendislik seviyesine işaret etmektedir.</p>

<h3>Astronomik Hesaplamalar ve Teknolojik Boşluk Riski</h3>

<p>Antikythera mekanizması, antik dönem insanlarının gök cisimlerini anlamlandırma uğraşının en somut ürünüdür. Cihazın üzerindeki göstergeler ve yazılar ele alındığında, bu düzeneğin Güneş ve Ay'ın gökyüzündeki konumlarını tespit etmek amacıyla oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Mekanizma ayrıca, Ay'ın evrelerini, tutulma döngülerini ve o dönem varlığından haberdar olunan gezegenlerin yörünge hareketlerini ciddi bir hassasiyetle öngörebilmektedir. Düzenek üzerinde bulunan takvimsel bulguların, antik olimpiyat oyunlarının başlangıç tarihlerini belirlemek gibi sosyal etkinliklerin ayarlanmasında da kullanıldığı bilinmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mekanizmanın varlığı, antik Yunan dünyasındaki pozitif bilimlerin ve metalurji mühendisliğinin tahmin edilenden çok daha ileri bir düzeyde olduğunu göstermektedir. Bilim insanları, bu çapta bir cihazın arkasında uzun sürelere ulaşan bir bilgi birikimi ve prototip üretim geleneğinin bulunması gerektiğini aktarmaktadır. Antikythera düzeneğinin yapılmasının ardından geçen yüzyıllarda bu teknolojinin neden ortadan kaybolduğu ve benzer bir sistemin neden bin yıl süresince tekrar üretilemediği sorusu gizemini sürdürmektedir. Günümüzde Atina Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen mekanizma, insanlığın teknolojik gelişiminin her zaman doğrusal ilerlemediğini gösteren en net kanıtlardan biri olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nesrin Özoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/gok-cisimlerini-hesaplayan-antikythera-mekanizmasi-hangi-islevlere-sahipti</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/antikythera-mekanizmasi.jpg" type="image/jpeg" length="10169"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Darbe Sonrası Vücutta Oluşan Morluklar Neden Renk Değiştirir?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/darbe-sonrasi-vucutta-olusan-morluklar-neden-renk-degistirir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/darbe-sonrasi-vucutta-olusan-morluklar-neden-renk-degistirir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Darbe sonrası vücudumuzda oluşan morluklar, iyileşme sürecinde önce yeşile sonra sarıya döner.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücudumuza dışardan bir darbe geldiği zaman cildimiz hemen morarmaya başlar. Bu morluklar, cildimizin altında yer alan küçük kan damarlarının zarar görmesinden kaynaklanır. Dışarıdan alınan darbe nedeniyle damarların içindeki kan çevrede bulunan dokuların arasına sızar. Cildin yüzeyi yırtılmadığı için de kan dışarı çıkamayarak cildin altında birikir.</p>

<p>Darbe sonrası ilk saatlerde moraran yer genellikle kırmızı renkte görünür. Bu renk, dokuların arasına yayılan taze kandan dolayı meydana gelir. Kana kırmızı rengini veren hemoglobin, vücudumuza oksijen taşıyan bir maddedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Darbenin üzerinden bir süre geçtikten sonra cildin altında yer alan kan, oksijenini kaybetmeye başlar. Oksijen miktarı azaldıkça hemoglobinin rengi değişim geçirir. Bu nedenle ilk saatlerde kırmızı görülen bölge yavaş yavaş mora yakın bir renge dönüşür.</p>

<p>İlerleyen saatlerde artık iyileşme süreci başlar. Bu süreç başladığı zaman vücut, içinde biriken kanı temizlemeye çalışır. Bağışıklık sistemi için çalışan hücreler, cildin altında kalan hemoglobini parçalar. Bu parçalama sürecinde farklı maddeler ortaya çıkar.</p>

<p>Hemoglobin parçalandığında önce yeşil renkli bir maddeye dönüşür. Bu yüzden morluklar bir süre sonra yeşil renkte görünmeye başlar. Daha sonrasında bu yeşil madde, sarı renkli bir başka maddeye dönüşür. Bu değişim nedeniyle de morluklar sarıya döner. Vücut zamanla bu maddeleri tamamen temizler. Maddelerin hepsi temizlendikten sonra cildimiz eski rengine kavuşur.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Betül Demir</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/darbe-sonrasi-vucutta-olusan-morluklar-neden-renk-degistirir</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/morluk.jpg" type="image/jpeg" length="61903"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uçakta Telefon Serbest mi Oluyor? AB'nin Ezber Bozan 5G Kararı]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/ucakta-telefon-serbest-mi-oluyor-abnin-ezber-bozan-5g-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/ucakta-telefon-serbest-mi-oluyor-abnin-ezber-bozan-5g-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği'nin uçuşlarda 5G teknolojisinin aktif kullanımına izin veren ezber bozan kararı sonrası uçaklarda cep telefonu kullanımının geleceği tartışılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havacılıkta uçuş modu dönemini kapatabilecek yeni bir adıma imza atan Avrupa Birliği, yolcuların uçakta 5G üzerinden serbestçe telefon kullanmasının önünü açtı.</p>

<h3>Hassas Havacılık Ekipmanları ve Radyo Dalgalarının Etkisi</h3>

<p>Sivil Havacılık Otoriteleri yıllar boyunca, cep telefonlarının yaydığı radyo dalgalarının uçak sistemlerini etkileyebileceğine dair uyarılarda bulundu. Radar, navigasyon, iletişim ve çarpışma önleme sistemleri gibi hayati ekipmanlar, yüksek frekanslı sinyallere karşı hassas çalışır. Yani kısaca uçakta cep telefonu kullanılmamasının nedeni bu diyebiliriz. Teorik olarak, bu sinyaller pilotun kulaklıklarında parazite yol açabilir veya yer kontrolüyle iletişimi zayıflatabilir. Elbette günümüz akıllı telefonları artık çok daha güvenli ve düşük güçte sinyallerle çalışıyor, ancak uçak içi dar metalik alan, bu sinyallerin karışma olasılığını artırabiliyor. Kısacası, risk düşük olsa da var ve havacılıkta düşük risk bile ciddiye alınır.</p>

<h3>Uçuş Modunun Getirdiği Emniyetli Çözüm</h3>

<p>Aslında yasak kelimesi artık biraz modası geçmiş durumda. Çünkü uçakta cep telefonu serbest mi sorusunun cevabı, ülkelere ve havayollarına göre değişiyor. Uçuş sırasında telefonun tamamen kapatılması yerine, uçuş modu önerisi bu nedenle getirildi. Uçuş modunu açtığınızda telefonunuz baz istasyonlarıyla bağlantı kurmayı bırakıyor, dolayısıyla radyo frekansı yaymıyor. Bu da uçakta cep telefonu kullanımı açısından güvenli bir denge yaratıyor. Cihazlar menzil dışında kalınca sinyal arayışına giriyor ve bu arayış elektrik sinyalleri üretiyor. Uçuş modu, işte bu sinyalleri susturmanın bir yolu. Pilotun odaklanması, uçağın sistemlerinin sessiz kalması için alınan bir önlem bu. Yani aslında yasak değil, önlem diyebiliriz.</p>

<h3>Pilot Kulaklıklarındaki Parazit Tehlikesi ve Kitlesel İhmal Senaryosu</h3>

<p>Uçakta cep telefonu açık olursa ne olur? Büyük ihtimalle hiçbir şey. Uçak düşmez, sistemler anında bozulmaz. Ancak pilotların kulaklıklarında garip bir ses duyulabilir, tıpkı evde bir radyo dinlerken yanınızda telefon çaldığında çıkan parazit gibi. Bu durum tek başına tehlike yaratmasa da onlarca yolcunun cihazının aynı anda sinyal göndermesi olasılığı göz ardı edilemez. Yani mesele bir kişinin unutması değil, herkesin umursamaması senaryosu. Kabin ekibi bu nedenle dikkatli davranır, güvenlik protokollerinde, potansiyel risklerin sıfırlanması esas alınır. Havacılıkta küçük bir olasılık bile önemlidir, çünkü gökyüzünde hata payı yoktur. Tek bir kişinin yaptığı herhangi bir hata kazaya sebep olabilir.</p>

<h3>Gelecekteki Yeni Nesil Bağlantı Testleri ve 5G Teknolojisi</h3>

<p>Avrupa Birliği 2023’te aldığı kararla, belirli uçuşlarda yolcuların telefonlarını aktif şekilde kullanmalarına izin vermişti aslında. Yani uçakta cep telefonu kullanılıyor mu sorusuna, “Evet, bazı yerlerde artık kullanılıyor” yanıtı verilebilir. Havayolları, 5G bağlantısına uyumlu sistemleri test ediyor. Bu sayede yolcular, sadece mesajlaşmakla kalmayıp video izleyebilecek, müzik dinleyebilecek, hatta arama bile yapabilecek. Ancak bu gelişmeler her yerde geçerli değil. Amerika Birleşik Devletleri ve pek çok ülke hala temkinli yaklaşıyor. Çünkü gökyüzünde yüzlerce uçak aynı anda 5G sinyalleriyle dolup taşarsa, bu sinyallerin hava trafik kontrolüne etkisi henüz tam olarak ölçülmüş değil. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avrupa Birliğinin havacılıkta yeni bir dönemi başlatan 5G hamlesi, uçaklarda cep telefonu serbest mi sorusunun gelecekte tüm dünya genelinde çok daha farklı yanıtlanmasına kapı araladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Betül Gökçe AKGÖL BAYRAKTAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/ucakta-telefon-serbest-mi-oluyor-abnin-ezber-bozan-5g-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 23:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2025/10/ucakta-cep-telefonu-kullanmak-zararli-midir.jpg" type="image/jpeg" length="33891"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim Dünyasının En Soğuk Molekülü Keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/bilim-dunyasinin-en-soguk-molekulu-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/bilim-dunyasinin-en-soguk-molekulu-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yale Üniversitesi bilim insanları SrF moleküllerini 0,0025 Kelvin’e soğutarak en soğuk molekül rekorunu elde etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyasında zaman zaman öyle keşifler yapılır ki “daha ne kadar soğuk olabilir?” sorusunu yeniden düşündürür. Yale Üniversitesi araştırmacılarının SrF moleküllerini neredeyse mutlak sıfıra, yani 0,0025 Kelvin’e kadar soğutmayı başarması da bunlardan biri. Bu olağanüstü deney maddenin en uç koşullarda nasıl davrandığını anlamak için yeni bir kapı aralıyor ve kuantum fiziğinden kimyaya kadar pek çok alanı etkileyebilecek bir gelişme olarak görülüyor.</p>

<h3><strong>Rekor Sıcaklık: 0,0025 Kelvin</strong></h3>

<p>Yale Üniversitesi’nden bilim insanları, SrF moleküllerini 0,0025 Kelvin gibi son derece düşük bir sıcaklığa indirerek en soğuk molekül seviyesine ulaştı. Bu başarı moleküllerin aşırı düşük sıcaklıklarda nasıl davrandığını anlamak açısından büyük önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Araştırmanın Yayınlandığı Dergi ve Önemi</strong></h3>

<p>Çalışmanın sonuçları bilim dünyasının en saygın yayınlarından biri olan Nature dergisinde paylaşıldı. Araştırmanın birçok farklı bilim alanında yeni kapılar açabileceği düşünülüyor.</p>

<h3><strong>Lazer ve Manyetik Alanlarla Soğutma Süreci</strong></h3>

<p>Araştırma ekibi SrF moleküllerini soğutmak için manyeto-optik yakalama yöntemi ve lazer teknolojilerini birlikte kullandı. Önce bir kaynaktan yayılan moleküller lazerlerle yavaşlatıldı, ardından manyetik alanlar yardımıyla belirli bir hacmin içinde hapsedildi. Bu yöntem daha önce yalnızca atomlar üzerinde uygulanmıştı.</p>

<h3><strong>Moleküllerde Bir İlk Başarı</strong></h3>

<p>Çalışmayı yürüten Dr. J. F. Barry ve ekibi, bu tekniği ilk kez moleküllere başarıyla uygulayan araştırmacılar oldu. Prof. David DeMille liderliğinde yürütülen deneylerde kullanılan düzenekler özel olarak tasarlandı ve üretildi.</p>

<h3><strong>Neden SrF Molekülleri Seçildi?</strong></h3>

<p>Deneylerde SrF moleküllerinin tercih edilmesinin nedeni yapılarının daha basit ve kontrol edilebilir olmasıydı. Bu özellik, ultra düşük sıcaklıklarda yapılan deneyler için büyük avantaj sağladı.</p>

<h3><strong>Bilim için Yeni Bir Dönem</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre bu yöntem, gelecekte kuantum kimyası ve parçacık fiziği gibi alanlarda çok daha hassas deneylerin önünü açabilir. Moleküllerin bu kadar düşük sıcaklıklarda incelenebilmesi maddenin temel davranışlarını anlamada önemli bir adım olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tuğba Ergen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/bilim-dunyasinin-en-soguk-molekulu-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/bilim-dunyasinin-en-soguk-molekulu-kesfedildi.jpg" type="image/jpeg" length="93029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş'e Bakınca Neden Hapşırırız?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/gunese-bakinca-neden-hapsiririz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/gunese-bakinca-neden-hapsiririz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya’nın yaklaşık yüzde 25'i karanlık bir alandan parlak ışığa çıktığında ya da Güneş'e baktığında aniden hapşırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gün içinde birçok kişi Güneş’e ya da parlak bir ışığa baktığı zaman hapşırma ihtiyacı hisseder. Özellikle karanlık bir alandan direkt bol ışıklı bir yere geçildiği zaman bu durum daha sık meydana gelir. Dünya genelinde yaşayan insanları yaklaşık dörtte biri bu özelliğe sahiptir.</p>

<p>Hapşırma eylemi, burnumuza giren toz veya benzeri yabancı maddelerin vücudumuzdan uzaklaştıran doğal bir reflekstir. Burun bölgesine yabancı madde girişini algılayan sinirler, beyne sinyal gönderir. Beyin de burunun sıvı üreterek güçlü bir nefesle hapşırmasını sağlar.</p>

<h3>Güneş Işığı Neden Hapşırmaya Yol Açar?</h3>

<p>Güneş ışığının insanlar üzerindeki hapşırma etkisi, bilim dünyası tarafından henüz cevaplanmış bir soru değildir. Sadece bu konu üzerine bazı görüşler bulunur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim dünyasının bir görüşüne göre göze gelen ışık, görme sinirlerini uyarır. Görme sinirlerinin hemen yakınında bulanan hapşırmadan görevli sinirlerde onunla birlikte harekete geçer. Böylelikle ışığa çıkan kişi hapşırmaya başlar.</p>

<p>Bir başka görüş ise beyne giden sinyaller arasında bir karışıklığın yaşandığını öne sürüyor. Gözlerden gelen ışık sinyalleri, hapşırmayı kontrol eden sinirleri de etkileyerek refleksi başlatabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Betül Demir</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/gunese-bakinca-neden-hapsiririz</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2024/02/hapsirma.jpg" type="image/jpeg" length="54678"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklerde Sarılık Neden Görülür?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/bebeklerde-sarilik-neden-gorulur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/bebeklerde-sarilik-neden-gorulur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni doğan bebeklerde sık görülen sarılık, kandaki bilirubin maddesinin normalden fazla birikmesi sonucu ortaya çıkar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğmuş bir bebekte sarılık oluşması çok sık karşılaşılan bir durumdur. Çoğu zaman bebek üzerinde ciddi bir sağlık sorununa neden olmaz. Genellikle doğduktan 2 gün ya da 4 gün sonra görülür. Sarılık belirtisi teşhis edildikten yaklaşık iki hafta sonra kendiliğinden düzelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sarılık, kanda bulunan bilirubin adlı maddenin artmasından meydana gelir. Bu özel madde kırmızı kan hücreleri parçalanmaya başladığında ortaya çıkar. Karaciğer bu maddeyi işleyerek vücuttan atar.</p>

<h3>Bebeklerin Karaciğeri Tam Olarak Gelişmemiş Olabilir</h3>

<p>Yeni doğmuş bir bebekte kırmızı kan hücreleri yetişkinlere göre daha hızlı bir şekilde parçalanır. Bu nedenle kanda bulunan bilirubin miktarı da daha fazla olabilir.</p>

<p>Bebek doğmadan önce anne karnındayken bilirubin, annenin vücudu tarafından temizlenir. Bebek doğduktan sonra da bu görevi bebeğin karaciğeri üstlenir. Yeni doğmuş bir bebekte karaciğer henüz tam gelişemediği için bilirubinin tamamı yeterince hızlı temizlenmez. Bu durum, bebeklerde sarılığa neden olur. Yeni doğmuş bebeklerin yaklaşık yüzde 60’ında bu durum görülür.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Betül Demir</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/bebeklerde-sarilik-neden-gorulur</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/sarilik-bebek.jpg" type="image/jpeg" length="96242"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın “En Siyah” Maddesi Vantablack Nedir?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/dunyanin-en-siyah-maddesi-vantablack-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/dunyanin-en-siyah-maddesi-vantablack-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vantablack, karbon nanotüplerden meydana gelen özel yapısıyla ışığın neredeyse tümünü emebilen dünyanın en siyah maddesi olarak değerlendirilmektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malzeme bilimi ve nanoteknoloji alanında son dönemlerde yapılan en ilginç keşflerden biri, görünür ışığın neredeyse tümünü yutma kabiliyetine sahip olan "Vantablack" adlı maddedir. İngiliz kuruluşu Surrey NanoSystems’in geliştirdiği bu malzeme, üzerine düşen ışığın yüzde 99,96'sını absorbe ederek insan gözünün nesneler üzerindeki boyut, derinlik ve kıvrım algısını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Adını dikey olarak hizalanmış nano tüp dizileri ifadesinin baş harflerinden alan bu teknoloji, siyah boyadan çok daha farklı bir fiziksel yapı göstermektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Nanoteknolojinin En Dikkat Çekici Örneklerinden Biri</h3>

<p>Vantablack maddesinin ışığı emme başarısı, kimyasal bir pigmentten öte, mikroskobik düzeydeki mimari yapısından meydana gelmektedir. Maddenin yüzeyi, insan saçından yaklaşık 10 bin kat daha ince olan milyonlarca karbon nanotüpün dikey olarak yan yana gelmesiyle oluşmaktadır. Yoğun yapı, üzerine gelen ışık tanecikleri için bir tuzak görevi görmektedir. Işık Vantablack yüzeyine geldiğinde, nanotüplerin arasındaki mikroskobik boşluklara girmekte ve bu tüplerin arasında devamlı biçimde yansıyarak dağılmaktadır. Her yansımada enerjisini kaybeden ışık, dışarı çıkamayarak tümüyle ısı enerjisine dönüşmektedir. Bu durum, malzemenin üzerine kaplandığı üç boyutlu nesnelerin tüm yüzey detaylarının kaybolmasına ve mutlak bir boşluk hissi oluşmasına neden olmaktadır.</p>

<p>Vantablack, savunma sanayisinden uzay araştırmalarına kadar geniş bir çerçevede kritik vazifeler üstlenmektedir. Maddenin ışığı absorbe etme kabiliyeti, özellikle uzay teleskoplarında ve hassas optik görüntüleme sistemlerinde devrim niteliğinde avantajlar sağlamaktadır. Teleskopların iç yüzeyleri Vantablack ile kaplandığında, yıldızlardan gelen ışıkların cihaz içinde saçılması önlenmekte, böylece uzak galaksilerin çok daha net fotoğrafları çekilebilmektedir. Ayrıca, askeri kamuflaj teknolojilerinde, termal kameraların yanıltılmasında ve radar sinyallerinin emilmesinde de bu malzemenin sağladığı avantajlardan faydalanılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sibel Bay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/dunyanin-en-siyah-maddesi-vantablack-nedir</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/vantablack.jpg" type="image/jpeg" length="75173"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stellantis Yangın Riski Nedeniyle Jeep Modellerini Çağırdı]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/stellantis-yangin-riski-nedeniyle-jeep-modellerini-cagirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/stellantis-yangin-riski-nedeniyle-jeep-modellerini-cagirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stellantis, elektrik arızasının yangın tehlikesine neden olabileceği gerekçesiyle 1 milyondan fazla Jeep Wrangler ve Gladiator modelini geri çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Otomotiv üreticisi Stellantis, yangın tehlikesi oluşturabilecek elektrik arızası sebebiyle dünya genelinde 1 milyondan fazla Jeep modelini geri çağıracağını duyurdu. Şirket, araç sahiplerine onarım süreci bitene kadar araçlarını kapalı garajlara ve binaların yakınına park etmemeleri gerektiğini bildirdi. Geri çağırma programının, 2021-2025 model yılları arasında piyasaya sürülen Jeep Wrangler ve Jeep Gladiator araçlarını kapsadığı belirtildi.</p>

<h3>1 Milyondan Fazla Araç Etkilendi</h3>

<p>Şirketin yaptığı açıklamaya göre dünya genelinde toplam 1 milyon 76 bin 999 araç potansiyel risk dahilinde bulunuyor. Geri çağırma kararı, araçlarda belirlenen elektrik sistemi kaynaklı güvenlik riski sebebiyle alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Elektrik Arızası Yangın Riskini Artırıyor</h3>

<p>Stellantis, sorunun elektrikli hidrolik direksiyon pompasına bağlı kablolarda meydana gelebilecek elektriksel arızadan kaynaklandığını açıkladı. Açıklamada, ifade edilen arızanın bazı parçaların aşırı ısınmasına sebebiyet verebileceği, nadir durumlarda ise yangın riskini ortaya çıkarabileceği belirtildi.</p>

<p>Şirket sözcüsü Frank Matyok, önlem amacıyla araç sahiplerine önemli bir uyarıda bulundu. Matyok, geri çağırma süreci tamamlanıncaya kadar araçların binalardan, kapalı garajlardan ve diğer araçlardan uzak alanlara park edilmesinin tavsiye edildiğini belirtti. Söz konusu uyarının, araçlarda gerekli kontroller ve onarımlar bitene kadar geçerli olacağı aktarıldı.</p>

<h3>Kanada, Meksika ve Diğer Pazarlarda da Uygulanacak</h3>

<p>Şirket verileri doğrultusunda geri çağırma programı çerçevesinde Kanada'da yaklaşık 106 bin, Meksika'da 23 bin ve Kuzey Amerika dışındaki pazarlarda 124 binden fazla araç bulunuyor. Stellantis'in başlattığı geri çağırma süreci, belirtilen araçlarda tespit edilen elektrik sistemi kaynaklı tehlikelerin giderilmesini hedefleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/stellantis-yangin-riski-nedeniyle-jeep-modellerini-cagirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/stellantis-2.webp" type="image/jpeg" length="12351"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Apple'ın Yeni Siri Hamlesi Beklentileri Karşılamadı]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/applein-yeni-siri-hamlesi-beklentileri-karsilamadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/applein-yeni-siri-hamlesi-beklentileri-karsilamadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Apple, yapay zeka destekli Siri asistanını tanıttı. Google teknolojisinden faydalanılan yeni sürümün özellikleri ve sınırlamaları netlik kazandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple, gerçekleştirdiği etkinlikte bir süredir beklenen yeni nesil yapay zeka destekli Siri sanal asistanının tanıtımını düzenledi. Şirket, yapay zeka alanındaki rekabet gücünü artırmak adına geliştirdiği yeni Siri'nin daha karmaşık görevleri yapabileceğini ve kullanıcılarla daha gelişmiş iletişim kurabileceğini açıkladı.</p>

<h3>Siri'nin Yapay Zeka Yetenekleri Genişletildi</h3>

<p>Etkinlikte gerçekleştirilen sunumlarda, yeni Siri'nin kullanıcı verilerinden faydalanarak daha karmaşık problemlere çözüm bulabildiği ve birden fazla adımdan meydana gelen görevleri yerine getirebildiği ifade edildi.</p>

<p>Yapılan demolar esnasında Siri'nin konser bileti satın aldığı, etkinlik planlamasında bulunduğu ve fotoğraflardaki nesneleri tanımlayarak bunlarla ilgili işlemler düzenlediği görüldü. Apple, bu yeniliklerin Siri'yi sadece sesli komutlara yanıt veren bir araç olmaktan sıyrılarak daha detaylı bir kişisel asistana dönüştürmeyi amaçladığını bildirdi.</p>

<h3>Yeni Tasarım ve Kişiselleştirme Seçenekleri Sunulacak</h3>

<p>Yeni Siri'nin işlevlerinin yanında, kullanıcı deneyimi de değişime uğruyor. Kullanıcılar, ekranın üst kısmında bulunacak yeni Siri baloncuğu üzerinden asistana ulaşabilecek. Bununla birlikte Siri'nin konuşma tarzı ve konuşma hızı kişisel tercihlere bağlı olarak değiştirilebilecek.</p>

<p>Şirket, Siri deneyiminin tüm cihazlarda senkronize biçimde çalışacağını ifade ederken, kullanıcı etkileşimlerinin yeni bir uygulama vasıtasıyla kayıt altına alınacağını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Yeni Siri Kademeli Olarak Kullanıma Sunulacak</h3>

<p>Apple, yeni Siri özelliklerinin coğrafi ve teknik nedenlerle aşamalı olarak kullanıma açılacağını belirtildi. Bu kapsamda yapay zeka özellikleri ilk aşamada Avrupa Birliği'ndeki iPhone ve iPad kullanıcılarına sunulmayacak. Çin'de ise düzenleyici gerekliliklere ilişkin çalışmaların sürmesi sebebiyle yeni özellikler geçici olarak kullanılamayacak.</p>

<p>Diğer taraftan gelişmiş yapay zeka işlevlerinin bir bölümünün sadece en yeni ve güçlü işlemcilere sahip iPhone, iPad ve Mac modellerinde çalışacağı aktarıldı.</p>

<h3>Yatırımcıların Beklentileri Karşılanmadı</h3>

<p>Etkinlikte sunulan yeniliklerin beklentilerin gerisinde kaldığı belirtilirken, Apple'ın çığır açıcı yeni özellikler açıklamaması yatırımcıların dikkatini çekti. Duyuruların sonrasında Apple hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kaybına uğradı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/applein-yeni-siri-hamlesi-beklentileri-karsilamadi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/05/apple-sirket.jpg" type="image/jpeg" length="13924"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Wall Street Dünyasını Sarsan Yapay Zeka Krizleri]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/wall-street-dunyasini-sarsan-yapay-zeka-krizleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/wall-street-dunyasini-sarsan-yapay-zeka-krizleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Finans piyasalarında yapay zeka kullanımı hızla yaygınlaşırken dijital algoritmaların portföy yönetimindeki riskleri ve avantajları tartışılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sermaye yönetiminde yapay zeka dönemi başlarken dijital sistemlerin sunduğu yüksek veri analizi gücü ile gizli finansal tehditler ön plana çıkıyor.</p>

<p>Finans piyasaları teknolojik dönüşümün hızlı yaşandığı ve teknolojik gelişmelerin ilk uygulandığı alanlardan biri oluyor. Varlık yönetiminde yapay zeka kullanımı, robo-danışmanlık, algoritmik alım-satım sistemleri, büyük veri analitiği ve kişiselleştirilmiş finans çözümleri artık sektörün ana trendleri arasında yer alıyor. Dünyanın büyük hedge fonlarından bazıları AI destekli sistemlere ciddi yatırımlar yapıyor. Küresel sermaye hareketlerini yönlendiren bu yeni nesil teknolojilerin geleneksel portföy yöneticilerinin yerini tamamen alıp alamayacağı sorusu sektörel analistler tarafından derinlemesine ele alınıyor.</p>

<h3>Yapay Zekanın Tanımı ve Veri İşleme Kapasitesi</h3>

<p>Yapay zeka en geniş tanımı itibariyle makinelerin deneyimlerden öğrenmesini, yeni girdilere uyum sağlamasını mümkün kılan sistemlerdir. Özellikle makine öğrenmesi ve derin öğrenme alt dallarıyla devasa veri setleri içinde insan gözünün kaçırabileceği desenleri ve korelasyonları tespit etme yeteneğine sahip bir araç oluyor. Varlık fiyatları, makroekonomik veriler, haber akışları ve sosyal medya duyarlılığı gibi milyonlarca verinin kısa sürede üretildiği finansal piyasalarda yapay zeka bir analistin kapasitesini aşan bir güç sunuyor.</p>

<h3>Dijital Algoritmaların Yatırım Alanındaki Büyük Avantajlar</h3>

<p>Hız ve verimlilik başlığında algoritmik sistemler piyasa verilerini milisaniyeler içinde analiz edip işlem gerçekleştiriyor. Bu durum özellikle arbitraj gibi zamana duyarlı stratejilerde insana karşı mutlak bir üstünlük sağlıyor. Devasa veri analizi alanında ise yapay zeka yapılandırılmış bilanço verileri ile haber metinleri gibi yapılandırılmamış verileri aynı anda inceliyor. Örneğin bir perakende şirketinin otoparkındaki araç yoğunluğunu uydu görüntülerinden analiz ederek çeyreklik satış tahmini yürütüyor.</p>

<p>Korku, açgözlülük ve panik gibi rasyonel olmayan kararlara yol açan insani duygulardan arınmış olması sisteme büyük bir disiplin kazandırıyor. Gelişmiş risk yönetimi tarafında portföydeki varlıklar arasındaki karmaşık korelasyonları sürekli izleyerek potansiyel riskleri önceden tespit ediyor ve portföyü dinamik olarak yeniden dengeliyor. Kesintisiz piyasa takibi imkanı sayesinde de küresel piyasaları yorulmadan 7 gün 24 saat izleyerek fırsatları anında değerlendiriyor.</p>

<h3>Kara Kutu Problemi</h3>

<p>Karmaşık derin öğrenme modellerinin nasıl bir sonuca vardığını tam olarak anlamanın zor olması kara kutu problemini doğuruyor. Modelin hangi faktörlere dayanarak al veya sat kararı verdiğini açıklayamamak hem yatırımcı güveni hem de yasal düzenlemeler açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Ayrıca modelin performansı eğitildiği verinin kalitesine bağlı kalıyor. Kötü kaliteli veri yanlış kararlara yol açabileceği gibi eğitim verisi geçmiş piyasa krizlerini veya belirli siyah kuğu olaylarını içermiyorsa model gelecekteki benzer olaylar karşısında hazırlıksız yakalanıyor.</p>

<p>Algoritmanın eğitim verisini ezberleme sorunu olan aşırı uyum problemi de modelleri zora sokuyor. Geçmiş veriler üzerinde mükemmel performans gösteren bir model daha önce karşılaşmadığı yeni veri setlerinde başarısız oluyorsa bu durum gerçek öğrenme yerine veriyi ezberlemesi anlamına geliyor. İnsan sezgisinin ve yaratıcılığının eksikliği noktasında ise yapay zeka jeopolitik gelişmeler, yapısal değişimler veya teknolojik buluşlar gibi niteliksel faktörlerin nüanslarını bir insan gibi yorumlamakta zorlanıyor. Bu yüzden geçmiş veriler üzerine eğitilen modeller Covid-19 şoku gibi daha önce görülmemiş yapısal kırılmalarda beklenmedik davranışlar sergiliyor. Sistem arızaları veya siber saldırılar gibi teknolojik bağımlılıklar da büyük finansal kayıplara yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>İnsan Zekasının ve Tecrübesinin Vazgeçilmez Rolü</h3>

<p>Yapay zeka veri analizi, hız ve disiplin gibi konularda güçlü bir araç oluyor ancak stratejik vizyon, yaratıcılık, etik muhakeme ve karmaşık niteliksel faktörleri anlama konusunda insan zekası hala vazgeçilmezliğini koruyor. Geleceğin en başarılı yatırımcıları yapay zekayı bir yardımcı pilot olarak kullanan, onun analiz gücünü kendi sezgi ve deneyimiyle birleştirenler oluyor. Yapay zeka binlerce hisse senedi arasından potansiyel vadeden 20 tanesini listeleyebiliyor ancak daha önce hiç karşılaşılmayan bir küresel krizde karar alabilmek için hala insanın tecrübesine ve bilgeliğine ihtiyaç duyuluyor.</p>

<h3>Wall Street Genelindeki Başarı Hikayeleri</h3>

<p>Yapay zeka destekli yatırımın en ünlü örneği Jim Simons tarafından 1988 yılında kurulan Renaissance Technologies firmasının Madalyon Fonu. Gregory Zuckerman’ın ilgili kitabında da belirtildiği gibi bu fon tamamen matematiksel modeller ve yapay zeka algoritmaları kullanarak 1988 yılından 2018 yılına kadar yıllık bazda yüzde 66 getiri üreterek tarihte benzeri olmayan bir performans gösteriyor. Fon sadece şirket çalışanlarına açık kalıyor ve dış yatırımcı kabul etmiyor.</p>

<p>Bir başka örnek ise Ray Dalio’nun kurduğu Bridgewater Associates firmasının 2024 yılında hayata geçirdiği yapay zeka destekli hedge fonu. Bridgewater 2 milyar dolarlık bir fonu tamamen makine öğrenmesi destekli modellerle yönetiyor ve ilk sonuçlar fonun insan yöneticilere benzer getiriler sağladığını ortaya koyuyor. Firmanın CEO’su Nir Bar Dea bu yapay zeka fonunun insanlarınkinden bağımsız ve benzersiz bir alfa ürettiğini vurgulayarak yapay zekanın mevcut stratejilere yeni ve ilişkili olmayan getiri kaynakları ekleyebildiğini belirtiyor. Two Sigma firması da yapay zeka ve büyük veri kullanarak çeşitli finansal ürünlere yatırım yapan öncü hedge fonlardan biri olarak faaliyet gösteriyor. Şirket yapay zeka yarışmaları düzenleyerek sektördeki yetenekleri keşfediyor ve geliştiriyor. Bugün bu alana milyarlarca dolar yatıran çok sayıda kurum bulunuyor. Tüm bu gelişmeler yapay zekanın finans ve yatırımda gelip geçici bir trend değil kalıcı bir dönüşümün temel taşı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p>Varlık yönetiminde yapay zekanın sağladığı hız ve veri analiz gücü finans dünyasında kalıcı bir dönüşüm başlatsa da insan sezgisinin ve kriz anlarındaki tecrübenin yeri doldurulamıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Betül Gökçe AKGÖL BAYRAKTAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/wall-street-dunyasini-sarsan-yapay-zeka-krizleri</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/04/yapay-zeka-18.jpg" type="image/jpeg" length="34494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Işık Yılı Nedir? 1 Işık Yılı Kaç Km?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/isik-yili-nedir-1-isik-yili-kac-km</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/isik-yili-nedir-1-isik-yili-kac-km" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Işık yılı nedir? Evrenin devasa mesafelerini ölçmek için kullanılan ışık yılı kavramı, ışığın bir yılda aldığı yolu ifade eder.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Işık yılı evrenin büyüklüğünü anlamamızı sağlayan en önemli ölçü birimlerinden biridir. Genellikle yıl kelimesi geçtiği için zaman birimi sanılsa da aslında bir uzaklık ölçüsüdür. Işığın boşlukta bir yılda kat ettiği mesafeyi ifade eder. Işık saniyede yaklaşık 300.000 kilometre hızla hareket ettiği için, bir yılda ulaştığı mesafe trilyonlarca kilometreyi bulur. Bu yüzden astronomi dünyasında gezegenler, yıldızlar ve galaksiler arasındaki uzaklıklar ışık yılı ile anlatılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Işık Yılı Nedir?</strong></h3>

<p>Işık yılı, ışığın boşlukta bir yılda aldığı mesafedir. Işık saniyede yaklaşık 300 bin kilometre hızla ilerler. Bu hız bir yıl boyunca hesaplandığında ortaya dev bir mesafe çıkar.</p>

<p>Hesaplamaya göre:</p>

<ul>
 <li>Işık 1 saniyede ≈ 300.000 km</li>
 <li>1 dakikada ≈ 18 milyon km</li>
 <li>1 saatte ≈ 1,08 milyar km</li>
 <li>1 yılda ≈ 9,46 trilyon km</li>
</ul>

<p>Yani 1 ışık yılı yaklaşık 9,46 trilyon kilometredir.</p>

<h3><strong>Neden Işık Yılı Kullanılır?</strong></h3>

<p>Evren o kadar büyüktür ki kilometre gibi birimler yetersiz kalır. Örneğin Proxima Centauri bize 4,24 ışık yılı uzaklıktadır. Andromeda Galaksisi ise yaklaşık 2,5 milyon ışık yılı mesafededir. Bu kadar büyük sayıları kilometreyle ifade etmek hem zor hem de anlaşılmaz olur.</p>

<h3><strong>Işık Yılı Zaman Değil, Mesafedir</strong></h3>

<p>Adında yıl geçse de ışık yılı bir zaman birimi değildir. Sadece ışığın bir yılda aldığı yolu ifade eder. Yani tamamen bir uzunluk ölçüsüdür. Örneğin 2,5 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir galaksiyi görmek, aslında onun 2,5 milyon yıl önceki halini görmek anlamına gelir.</p>

<h3><strong>Evrene Bakmak Geçmişe Bakmaktır</strong></h3>

<p>Işık belirli bir hızla yol aldığı için uzaya baktığımızda aslında geçmişi görürüz. 1000 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldız, bize 1000 yıl önceki haliyle görünür. Bu durum evreni adeta doğal bir zaman makinesi gibi incelememizi sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tuğba Ergen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/isik-yili-nedir-1-isik-yili-kac-km</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 17:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/isik-yili-nedir-1-isik-yili-kac-km.jpg" type="image/jpeg" length="82313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakteriler Dünya'nın Manyetik Alanını Nasıl Kullanıyor?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/bakteriler-dunyanin-manyetik-alanini-nasil-kullaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/bakteriler-dunyanin-manyetik-alanini-nasil-kullaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, bazı bakteri türlerinin Dünya'nın manyetik alanını algılayarak yön bulabildiğini ortaya çıkarmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biyoloji ve mikrobiyoloji literatüründe canlıların yön bulma yetenekleri üzerine gerçekleştirilen araştırmalar, çoğunlukla kuşlar, balıklar veya arılar gibi gelişmiş organizmalara odaklanmaktadır. Ancak doğa, göç yollarını tespit etmek için Dünya'nın manyetik alanından faydalanan çok daha ilkel ve mikroskobik canlı barındırmaktadır. Bu doğrultuda dikkat çeken canlı grubu, tek hücreli olmalarına karşın içlerinde kusursuz bir pusula mekanizması içeren manyetotaktik bakterilerdir. İlk kez 1970'li senelerde mikroskop altında incelenen bu canlıların, jeomanyetik alan çizgilerini algılayarak hareket etme yeteneğine sahip olduğu görülmüştür.</p>

<h3>Manyetozom Kristallerinin Biyolojik Yapısı</h3>

<p>Manyetotaktik bakterileri diğer tek hücreli mikroorganizmalardan ayıran ana unsur, hücre içlerinde manyetozom olarak adlandırılan özel organeller zinciri üretmeleridir. Bu canlılar, yaşadıkları sulu ortamlardan sağladıkları demir iyonlarını işleyerek hücre içinde nano ölçekte magnetit veya grejit gibi mineral kristalleri sentezlemektedir.</p>

<p>İfade edilen mikroskobik kristaller, bakteri hücresinin tam ortasında düz bir hat biçiminde dizilerek tıpkı biyolojik bir pusula iğnesi vazifesi üstlenmektedir. Bu kalıcı manyetik dipol yapı, bakterinin mekanik açıdan Dünya'nın manyetik alan çizgileriyle aynı hizada durmasını sağlamaktadır.</p>

<h3>Manyetotaksis Davranışının Ekolojik Avantajları</h3>

<p>Bakterilerin bu mikroskobik pusulayı kullanmaları, kuşlar gibi yolculuk etme amacı taşımamaktadır. Buradaki ana amaç, tamamen yaşamı sürdürme ve doğru besin seviyesine erişme stratejisine dayanmaktadır. Manyetotaktik bakteriler çoğunlukla oksijen oranının belirli bir dengede olması gereken, göl ve deniz diplerindeki tortu katmanlarında (sedimanlarda) yaşamını sürdürmektedir.</p>

<p>Üç boyutlu bir ortamda yukarı veya aşağı yönü bulmak tek hücreli bir canlı için oldukça zordur. Bakteriler, Dünya'nın eğimli olan manyetik alan çizgilerini bir kılavuz gibi izleyerek, dikey eksende en ideal oksijen ve besin konsantrasyonuna sahip olan katmanlara çok daha az enerji kullanarak erişmektedir.</p>

<h3>Nanoteknoloji ve Tıp Alanındaki Potansiyel Kullanımları</h3>

<p>Bu mikroorganizmaların laboratuvar ortamında takip edilmesi, modern biyoteknoloji ve tıp mühendisliği çalışmaları için yeni keşiflerin gerçekleştirilmesine aracı olmaktadır. Manyetotaktik bakterilerin oluşturduğu manyetozom zincirleri, yapay ortamlarda üretilen nano malzemelere oranla çok daha düzenli, biyouyumlu ve homojen bir yapı göstermektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu biyolojik nano mıknatısların, yakın gelecekte kanser tedavilerindeki ilaç dağıtım sistemlerinde kullanılması öngörülmektedir. Manyetik alan aracılığıyla vücut içinde tam olarak istenen tümör bölgesine ulaştırılabilen bu yapılar, sağlıklı hücrelere zarar vermeden hasta hücreleri iyileştirme potansiyeli taşımaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nesrin Özoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/bakteriler-dunyanin-manyetik-alanini-nasil-kullaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/manyetotaktik-bakteri.jpg" type="image/jpeg" length="47673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ay'ın Yüzeyindeki Karanlık Kısımlar Aslında Nedir?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/ayin-yuzeyindeki-karanlik-kisimlar-aslinda-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/ayin-yuzeyindeki-karanlik-kisimlar-aslinda-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gece gökyüzünde Ay'a bakanların dikkatini çeken koyu kısımların aslında deniz olmadığı ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geceleri gökyüzüne doğru başımızı kaldırdığımız zaman Ay’ın bazı kısımlarının açık, bazı kısımlarının ise koyu renkte olduğunu görürüz. Eskiden insanlar koyu olan kısımlara deniz, açık renk olan alanların ise kara olduğunu düşünüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim dünyası bu düşüncelerin doğru olmadığını ortaya çıkardı. Yapılan araştırmalarda, açık renkli bölgelerin yüksek, engebeli ve kraterlerle kaplı olduğu tespit edildi. Koyu renk olarak görülen bölgelerin ise daha düz ve alçak kısımlar olduğu belirlendi.</p>

<h3><strong>Koyu Renkli Bölgeler Nasıl Oluştu?</strong></h3>

<p>Koyu renkli olarak görülen alanlarda, açık renkli kısımlara göre daha az krater bulunur. Bu kısımlar bilim dünyası tarafından daha genç olarak düşünülür.</p>

<p>Ay’ın ilk oluşum zamanlarında yüzeyine çok sayıda göktaşı çarpıyordu. Bu çarpışmalar sonucu oluşan büyük çukurlar zamanla sıcak lavlarla doldu. Lavlar zamanla soğuyup sertleşince bugün gördüğümüz düz koyu alanlar ortaya çıktı. Koyu bölgeleri oluşturan lavların, Ay’daki eski volkanik hareketler nedeniyle yüzeye çıktığı düşünülüyor.</p>

<h3><strong>Renk Farkının Nedeni Nedir?</strong></h3>

<p>Ay yüzeyinde oluşan renk farkının en temel nedeni kayaç yapısından kaynaklanır. Uzay görevlerinden getirilen taş ve toprak örnekleri, yüzeydeki renk farklarının nedenini ortaya çıkardı. Koyu kısımlı bölgelerde demir ve mangan bakımından zengin mineraller daha fazla yer alır. Bu nedenle bu alanlar daha karanlık görünür. Açık renkli yüksek bölgelerde ise alüminyum içeren mineraller daha yaygın şekilde yer alır. Bu mineraller yüzeye daha açık bir renk verir. Kısacası, Ay’ın yüzeyindeki açık ve koyu alanlar, farklı kayaçlardan oluştuğu için birbirinden farklı renkte görünür.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Betül Demir</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/ayin-yuzeyindeki-karanlik-kisimlar-aslinda-nedir</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/ay-koyu-leke.jpg" type="image/jpeg" length="29933"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[macOS 27 Beta Nasıl Kurulur? Adım Adım Kurulum Rehberi]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/macos-27-beta-nasil-kurulur-adim-adim-kurulum-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/macos-27-beta-nasil-kurulur-adim-adim-kurulum-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Apple’ın yeni sistemi macOS 27 Beta’yı test etmek isteyen kullanıcılar, birkaç basit adımı takip ederek güncellemeyi bilgisayarlarına indirebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple, Mac bilgisayarlar için geliştirdiği yeni sistemi macOS 27’yi duyurduktan sonra birçok kullanıcı bu sürümü denemek için harekete geçti.</p>

<p>macOS 27, test sürümü olduğu için sistemde bazı hatalar olabilir. Mesela yükleme sırasında bilgisayarınız aniden kapanabilir. Bu yüzden yüklemeden önce önemli belgelerinizi kaybetmemek adına harici bir diske yedekleme yapabilirsiniz. En çok kullandığınız dosyalar ya da fotoğrafları, iCloud’a kaydedebilirsiniz.</p>

<p>Eski dönemlerde piyasaya sürülen test sürümleri, bilgisayara yüklemek karmaşık bir işlemken şimdilerde Apple bunu çok basit bir hale getirdi. Aşağıda yer alan adımları sırasıyla takip ederek bilgisayarınıza yeni sürümü kolayca kurabilirsiniz.</p>

<h3>Adım Adım macOS 27 Beta Kurulumu</h3>

<h4>Geliştirici Hesabını Açın</h4>

<p>Bilgisayarınıza yeni sürümü ekleyebilmeniz için Apple hesabınızın test programına kayıtlı olması gerekiyor. Test programına kaydolmak için hiçbir ücret ödemenize gerek yok. Bu işlem için internet tarayıcınızdan developer.apple.com sekmesini açın. Sekmenin sağ üst köşesinde yer alan Account (Hesap) kısmına tıklayın. Bilgisayarınızda açık olan Apple kullanıcı adınızı ve şifrenizi girerek giriş yapıp ekrandaki sözleşmeyi onaylayın. Bu onaydan sonra geliştirici hesabınız aktifleşecek.</p>

<h4>Mac Bilgisayarınızın Ayarlarına Girin</h4>

<p>Bilgisayar ekranınızın sol üst köşesinde yer alan Apple logosuna tıklayın. Açılan listeden Sistem Ayarları menüsü kısmına basın. Sol tarafta yer alan menü listesinden Genel yazısına tıklayın. Daha sonrasında açılan sekmede Yazılım Güncelleme yazan yere basın.</p>

<h4>Test Güncellemelerini Açın</h4>

<p>Yazılım Güncelleme kısmının içinde Beta Güncellemeleri yazan bir seçenek göreceksiniz. Bu yazının hemen yanında bulunan küçük “<em>i</em>" harfine basın. Açılan küçük menüden macOS 27 Developer Beta seçeneğini işaretleyin. Daha sonrasında Bitti butonuna basın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>İndirin ve Yükleyin</h4>

<p>Ekranı yenilediğiniz zaman karşınıza yüklemeniz için macOS27 Beta güncellemesi gelecektir. Önünüze çıkan ekranda Şimdi Güncelle butonuna tıklayın. İşlemin bitmesini bekleyin. Bilgisayarınız yeni sistemi otomatik olarak indirip kendi kendine kapanıp açılacaktır. Bilgisayarınız yeniden başlatmasını bitirdiği zaman yeni sürüm yüklenmiş olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Salih Demirelli</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/macos-27-beta-nasil-kurulur-adim-adim-kurulum-rehberi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/bilgisayar-1.jpg" type="image/jpeg" length="81551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yassı Balıkların Gözleri Neden Aynı Tarafta Bulunur?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/yassi-baliklarin-gozleri-neden-ayni-tarafta-bulunur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/yassi-baliklarin-gozleri-neden-ayni-tarafta-bulunur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yassı balıklar doğduklarında diğer balıklar gibi görünse de büyüdükçe gözlerinden biri başlarının diğer tarafına doğru göçüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yassı balıklar, adı üstünde kendileri de vücut yapısı olarak düz ve yassı oldukları için bu isimle anılırlar. Bu balıklar, denizlerin en altındaki kumlu ve yumuşak yüzeylerde yaşarlar. Vücut yapıları sayesinde, kumun üzerinde hiç fark edilmeden yaşayabilirler. Bu balıkların ayrıca çok ilginç yapan bir özellikleri daha vardır. Bu özellik bilim dünyası tarafından göz göçü olarak isimlendirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yassı balıklar ilk doğdukları zamanlarda diğer balıklar gibi normaldirler. Hayata ilk başladıklarında gözlerinden biri sağda diğeri ise solda yer alır. Zaman geçtikçe bu gözlerden bir tanesi diğer gözün yanına doğru kaymaya başlar. Gözün kayma tarafı balığın türüne göre farklılık gösterir.</p>

<p>Türkiye denizlerinde yaşayan kalkan balıkları, bu duruma çok güzel bir örnektir. Kalkan balıkları yumurtadan ilk çıktıklarında boyları sadece 3 milimetre kadardır. Yavruların gözleri, ilk günlerde başlarının iki tarafında durur. Kalkan balığı bu dönemlerde dışardan bakıldığında normal bir balık olarak görülür. Kalkan balığı gelişmeye başlayınca gözlerden biri diğer tarafa doğru kaymaya başlar. Vücut gelişimini tamamladığında bir gözü diğer gözün yanına tamamen taşınmış olur.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Betül Demir</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/yassi-baliklarin-gozleri-neden-ayni-tarafta-bulunur</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 23:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/kalkan.jpg" type="image/jpeg" length="94379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyada Yaşayan En Büyük Hayvan Hangisidir?]]></title>
      <link>https://www.ticarihayat.com/dunyada-yasayan-en-buyuk-hayvan-hangisidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ticarihayat.com/dunyada-yasayan-en-buyuk-hayvan-hangisidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya üzerinde yaşayan en büyük hayvan olan mavi balina, milyonlarca yıl önce yaşamış dev dinozorları bile geride bırakıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya üzerinde yaşayan en büyük canlı bilinene göre mavi balinadır. Bu balinaya bilim dünyasında Balaenoptera musculus adıyla hitap edilir. Erkek balinaların boyu genellikle 25 metreye çıkabilirken, dişi mavi balinaların boyu ise 27 metreyi bulabilir. Okyanuslarda yaşayan bu canlılar, büyük boyutlarıyla insanları şaşırtıyor.</p>

<h3><strong>Mavi Balinanın Ağırlığı ve Boyu Ne Kadardır?</strong></h3>

<p>Bu zamana kadar bilim dünyası tarafından kaydedilen en büyük mavi balinanın boyu 33,5 metre olarak ölçülmüştür. Bu canlının ağırlığı ise toplam 190 tondur. Hesaplanan bu ölçüler, mavi balinayı şu an dünyada yaşayan en büyük hayvan yapıyor.</p>

<p>Mavi balina bu ölçülerle sadece bugün yaşayan hayvanların en büyüğü değildir. Bu canlı dünya tarihinde bugüne kadar yaşamış olan tün hayvanların en büyüğüdür. Dünya tarihinde yaşamış hiçbir canlı, mavi balinadan daha büyük olmamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Dinozorlardan Daha Büyük Bir Canlı</strong></h3>

<p>Toprağın altından çıkarılan kemik ve fosil kayıtları geçmişteki canlıları bize gösteriyor. Bu kayıtlara göre bundan 145 ya da 155 milyon yıl önce dünyada ot yiyen dev dinozorlar yaşıyordu. Bu otçul dinozorlardan biri olan Diplodocus'un boyu 27 metre kadardı. Mavi balina milyonlarca yıl önce yaşamış bu dev dinozorları bile boy ve ağırlık olarak geride bırakıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Betül Demir</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve Teknoloji</category>
      <guid>https://www.ticarihayat.com/dunyada-yasayan-en-buyuk-hayvan-hangisidir</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 22:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ticarihayatcom.teimg.com/crop/1280x720/ticarihayat-com/uploads/2026/06/mavi-balina.jpg" type="image/jpeg" length="61128"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
