Klasik iktisat teorileri uzun seneler boyunca ülkelerin gelişmişlik düzeyini üretim artışı ve gayrisafi yurt içi hasıla gibi sayısal verilerle ölçme eğilimi göstermiştir. Bununla birlikte üretimin artmasına karşın yoksulluğun, işsizliğin ve gelir adaletsizliğinin sürmesi, ekonomistleri toplumsal yapıyı bütüncül şeklinde ele alan kalkınma ekonomisi disiplinine yöneltmiştir. Kalkınma iktisatçıları ve sosyal bilimciler, bir ülkenin güçlenebilmesi için finansal rakamların büyümesinin yetersiz kaldığını, eğitim, sağlık ve kurumsal kalitenin de paralel olarak yükselmesi gerektiğini belirtmektedir.

Kalkınma ekonomisi, özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin ekonomik ve sosyal standartlarını artırmak için uygulanan politikaları içermektedir. Büyüme kavramı ekonomideki nicel ve rakamsal genleşmeyi temsil ederken, kalkınma kavramı ise nitel değişimleri, sanayileşmeyi, şehirleşmeyi ve insanların yaşam kalitesinin güçlenmesini ifade etmektedir. Okuma yazma oranlarının artması, bebek ölüm hızlarının düşürülmesi ve teknolojik altyapının güçlendirilmesi bu disiplinin temel alanları arasında sıralanmaktadır. İnsan merkezli bir büyüme gerçekleşmediği takdirde ekonomik çıktıların kalıcı bir refah yaratamayacağı öngörülmektedir.

Hazine, Çiftçi ve Esnafa 629 Milyar Lira Destek Sağladı
Hazine, Çiftçi ve Esnafa 629 Milyar Lira Destek Sağladı
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Sibel Bay