Yüzyılların izini taşıyan tarihi eserler, zamanın yıpratıcı etkisine karşı Türkiye’nin dört bir yanındaki konservasyon laboratuvarlarında yeniden nefes alıyor. Yurt dışından iadesi sağlanan, hasar gören ya da yeni bulunan eserler bilimsel yöntemler, titiz çalışmalar ve uzman emeğiyle koruma altına alınıyor.
Bugüne kadar 251 binden fazla eser, bu sessiz ama hayati süreçten geçerek yeniden ziyaretçilerle buluşmaya hazırlanıyor.
Sessiz Ama Hayati Bir Mücadele
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren konservasyon laboratuvarlarında taşınabilir ve taşınamaz kültür varlıklarının korunmasına yönelik kapsamlı çalışmalar yürütülüyor.
Türkiye genelinde bulunan 12 laboratuvarda, şimdiye kadar 251 binden fazla eserin bakım ve yenileme işlemi tamamlandı.
Konservasyon çalışmaları, eserlerin özgün yapısına zarar vermeden, en az müdahale ile korunmasını esas alıyor. Kullanılan tüm malzeme ve yöntemler, gerektiğinde geri dönüşlü olacak şekilde seçiliyor.
Ankara’daki Laboratuvarda Yoğun Mesai

12 konservasyon laboratuvarı arasında büyüklük bakımından ikinci sırada yer alan Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı’nda, kaçakçılıkla mücadele kapsamında ABD’den iadesi sağlanan 17 eserin konservasyon çalışmaları sürüyor.
Her Eser için Ayrı Bir Yol Haritası
Laboratuvarlara ulaşan eserler, mevcut durumlarına göre detaylı bir değerlendirmeden geçiriliyor. Kondisyonu zayıf olan eserlerde ön sağlamlaştırma yapılırken, ardından mekanik ya da kimyasal temizlik aşamasına geçiliyor.
Birden fazla parçadan oluşan eserler, uygun yapıştırıcılarla birleştiriliyor, parça kaybı bulunan eserler ise yüzey dokusuna en uygun malzemelerle tamamlanıyor.
“Bazen Bir Eser Yıllarımızı Alabiliyor”

Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürü Kimyager Mustafa Cengiz Özduygulu, laboratuvarlarda yürütülen süreci şu sözlerle anlattı:
“Genelde eserler bize bağlı olduğumuz müzelerden geliyor. Bunun dışında kaçakçılık eserleri olarak yakalanan eserler ve yurt dışında kaçakçılık dairemizin tespit edip kazandırdığı eserler de laboratuvarımızda işlem görmektedir. Laboratuvarımızda 30 uzman arkadaşımız var. Bunlardan 24'ü aktif restorasyon konservasyon işlerini yürütmekte, 6 arkadaşımız da analizleri yapmaktadır.”
“Eserin Büyüklüğü ve Hassasiyeti Süreyi Belirliyor”

Özduygulu, çalışma sürelerinin eserlerin yapısına göre değiştiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bazen bir eseri 1 yılda, 2 yılda çalışırız. Bazen 1 günde 3 eser çalışabiliriz. Bu tamamen eserin bize verdiği müsaade ve büyüklüğüyle alakalı bir olaydır.”
Uzman Emeğiyle Geleceğe Taşınıyor
Türkiye genelinde 281 personelin görev yaptığı konservasyon laboratuvarlarında, farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan eserler yalnızca onarılmıyor, aynı zamanda gelecek kuşaklara aktarılmak üzere güvence altına alınıyor.
Tüm işlemleri tamamlanan eserler, yeniden müzelere gönderilerek ziyaretçilerle buluşuyor.
Ankara'dan son dakika haberleri için bizi takip edin!




