İnsan biyolojisinin çevresel koşullara karşı geliştirdiği savunma hattı, yüksek ısı ve yoğun nemin birleştiği noktada hayati bir kırılma yaşar. Vücudun ana soğutma sistemi olan terlemenin buharlaşma özelliğini yitirdiği bu ekstrem dengede, iç vücut sıcaklığı sadece birkaç saat içerisinde kritik eşiği aşarak organ fonksiyonlarını geri dönülemez şekilde durdurma noktasına getirir.

Oscar Tarihinde Bir İlk: Sinners 16 Adaylıkla Rekor Kırdı!
Oscar Tarihinde Bir İlk: Sinners 16 Adaylıkla Rekor Kırdı!
İçeriği Görüntüle

Islak Termometre Sıcaklığı ve Hayatta Kalma Sınırı

İnsan vücudunun aşırı sıcaklarla mücadelesinde en belirleyici faktörlerden biri ıslak termometre sıcaklığı olarak tanımlanır.

NASA bünyesinde görev yapan Colin Raymond'a göre, teorik olarak belirlenen kritik ıslak termometre sınırı, yüzde 100 nemli bir ortamda sağlıklı bir gencin bile sadece altı saat dayanabileceği bir noktayı temsil ediyor.

Bu kritik sınır aşıldığında, vücudun en temel soğutma mekanizması olan terleme, nem nedeniyle cilt üzerinden buharlaşamıyor.

Buharlaşma gerçekleşmediğinde ise vücut ısısı kontrolsüz bir şekilde yükselerek organ yetmezliği ve sıcak çarpması gibi ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.

Bilimsel Testler Tehlikenin Boyutunu Değiştirdi

Pennsylvania Eyalet Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan güncel testler, hayatta kalma sınırının sanılandan çok daha düşük seviyelerde başlayabileceğini gösterdi.

Genç ve sağlıklı bireyler üzerinde yapılan ısı odası deneylerinde, katılımcıların vücut ısılarını dengeleyemedikleri çevresel sınırlara teorik tahminlerden çok daha önce ulaştıkları saptandı.

Bu bulgular, vücudun tehlikeli iç sıcaklıklara ulaşmasının sadece beş ile yedi saat gibi kısa bir sürede gerçekleşebileceğini kanıtlarken ıslak termometre sıcaklığının yükselmesi, yüzde 50 nemli bir havada 46 derecelik bir kuru ısıya eşdeğer görülüyor ve bu durum biyolojik olarak sınır hattı kabul ediliyor.

Risk Altındaki Gruplar ve Sosyal Faktörler

Sıcaklığın öldürücü etkisi herkes için aynı seviyede seyretmezken yaş, genel sağlık durumu ve sosyoekonomik imkanlar bu direnç eşiğini doğrudan etkiliyor.

Özellikle ter bezleri daha az olan yaşlılar ve ısı düzenleme yetenekleri henüz tam gelişmemiş çocuklar en savunmasız grupları oluşturuyor.

Nitekim Avrupa'da yaşanan sıcaklık kaynaklı ölümlerin yüzde 90'ının 65 yaş üstü bireylerde görülmesi bu durumu destekliyor.

Bununla birlikte açık havada çalışmak zorunda olanlar ve klimalı alanlara erişimi bulunmayan insanlar, yükselen ısı dalgaları karşısında ilk sırada hedef oluyor.

Nem ve Su Tüketiminin Hayati Önemi

Hava sıcaklığı 55 dereceye çıksa dahi, yeterli su tüketimi ve düşük nem oranı sayesinde vücudun kendini soğutması bir dereceye kadar mümkün olabiliyor fakat nemli bir ortamda kısa süre geçirmek bile vücudun hipertermi sürecine girmesine neden olabiliyor.

Joy Monteiro'nun vurguladığı üzere, tuvalet erişimi olmayan kişilerin dehidrasyon korkusuyla az su içmesi riskleri katlıyor.

İklim krizinin etkisiyle küresel ısınmanın 2,5 dereceyi aşması durumunda, önümüzdeki on yıllarda dünyanın pek çok noktasında bu tehlikeli sınırların düzenli olarak aşılacağı öngörülüyor.

Muhabir: Merve Kesgin