Uzun yıllar sürdürdüğü gazetecilik ve iletişim uzmanlığı görevlerinin ardından edebiyat dünyasına adım atan Elif Ünal, mesleki birikimlerini kurgunun olanaklarıyla buluşturdu. Geçtiğimiz yılın ekim ayında Metinlerarası Kitap aracılığıyla okurla buluşan "Siz Kime Bakmıştınız?" isimli ilk kitabıyla yazar kimliğinden söz ettiren Ünal, yazma eylemini çocukluğundan bu yana kurduğu bir hayalin gerçeğe dönüşmesi şeklinde tanımladı.

Çocuk yaşlarda babasının kütüphanesinde temelleri atılan okuma tutkusunun, üniversite eğitimi sonrası profesyonel bir yazın sürecine dönüştüğünü aktaran Elif Ünal, kurgu dünyasını şu sözlerle ifade etti:

“Okumayı çok seven biri olarak babamın zengin kütüphanesi sayesinde çok küçük yaşlarda bu dünyaya adım attım. Üniversite eğitimimin ardından ise yazmak benim için profesyonel bir hal aldı. Haberler, röportajlar, inceleme ve araştırma yazıları kaleme almaya başladım. Yazma eylemini her zaman çok sevdim ancak kurgu benim için bambaşka bir keşif dünyası oldu. Kurguyu, hem dış dünyayı hem de insanın kendi iç dünyasını keşfetmesi adına sihirli bir değneğe benzetiyorum. Bu süreç gerçekten çok etkileyici... Bazen ortaya çıkan metinler beni bile şaşırtıyor, ‘Bunları ben mi yazdım?’ dediğim anlar oluyor. Benzer deneyimleri diğer yazar arkadaşlarımla yaptığım paylaşımlarda da gözlemliyorum. Kısacası, yazmayı ve bu keşif yolculuğunu çok seviyorum.”

Haberin Gerçekliğinden Öykünün Kurgusal Dünyasına

Yazın serüveninde öykü türünü tercih etmesinin tesadüf olmadığını açıklayan Ünal, öykü türünün haber formatına olan yapısal yakınlığına dikkat çekti. Gazetecilik yaptığı dönemlerde olayları analiz ederken insan hikayelerinin görünmeyen kısımlarına duyduğu merakın kendisini kurguya yönelttiğini belirten Ünal, haber formuna olan yapısal yakınlığı nedeniyle öykü türünü tercih ettiğini dile getirdi.

Yazar Elif Ünal İlk Kitabında Okura “Siz Kime Bakmıştınız ” Diye Soruyor 2

Habercilikte görünmeyen kısımları zihninde kurgulayarak kağıda dökmeye başladığını aktaran yazar, ilk kitabının ortaya çıkış sürecini , "Yola 'bir kitap yazayım' düşüncesiyle çıkmadım. Ben öykü türünü çok seviyordum ve eskiden beri iyi bir öykü okuruydum. Gazetecilik yaptığım yıllarda da olayları ve gelişmeleri analiz ederken hep o insan hikayelerinin arkasında neler olduğunu merak ederdim. Haberlerde göremediğimiz kısımları bazen kafamda kurgulardım, bunlar sadece bende kalırdı. Yazarlık da zaten bu kurgulama yeteneğini gerektiriyor." sözleriyle özetledi.

Kaleme aldığı bireysel öykülerin çeşitli dergilerde yayımlanmasıyla eserlerinin birikmeye başladığını ifade eden Ünal, başlangıçta bir kitap çıkarma fikrinin olmadığını ancak çevresinden gelen önerilerin bu düşünceye yöneltmeye başladığını belirtti. Yazarlık kariyerindeki asıl kırılma noktasının bir öykü yarışmasında kazandığı üçüncülük ödülü olduğunu aktaran Ünal, bu başarının ardından dosyalaşma sürecine girdiğini bildirdi. Yazar ve editör Hakan Sarıpolat ile sürdürdüğü titiz çalışma neticesinde öykülerini bir dosyada topladığını söyleyen Ünal, yayınevine gönderdiği dosyaya beklediğinden çok daha hızlı bir geri dönüş aldığını belirtti.

Yazardan Okura: “Siz Kimi Buldunuz?”

Kitabın isminin bir davet niteliği taşıdığını ifade eden Elif Ünal, piyasadaki tematik öykü kitaplarından farklı bir yol benimsediğini kaydetti. Eserinde tek bir tema yerine, birbirine "akraba" olarak belirttiği farklı hikayeleri bir araya getirdiğini dile getiren Ünal, kitabın isminin ardındaki öyküyü şu sözlerle açıkladı:

“Her bir öyküde farklı meseleleri ele aldığım için okura şu soruyu sormak istedim: 'Siz kime bakmıştınız? Kitabın içinde kimi, hangi öyküde buldunuz?' Okuyucunun kendisinden veya çevresinden bir parçayı hangi sayfada bulacağını merak etmesini hedefledim.”

Hız Çağında Öykünün Önemi

Kitabında öykü türünü tercih etmesinde çağımızın hız çağı dinamiklerinin etkili olduğunu vurgulayan Ünal, genellikle günümüz okurlarının uzun romanlar okuma konusundaki sabrının azaldığına dikkat çekti. Öykünün dar bir alanda yoğun bir anlatım sunduğunu belirten Ünal, kısa bir anı veya durumu etkileyici biçimde aktarmanın başlangıç için daha makul olduğunu dile getirdi. Yazın serüveninin ilerleyen süreçte farklı bir noktaya evrilebileceğinin sinyalini veren Ünal, öykü formunun şu an için mevcut jenerasyonun beklentilerine daha hızlı yanıt verdiğini ifade etti.

Ankara’da ABD Büyükelçiliği Önünde Siyah Çelenkli Protesto
Ankara’da ABD Büyükelçiliği Önünde Siyah Çelenkli Protesto
İçeriği Görüntüle

Yazar Elif Ünal İlk Kitabında Okura “Siz Kime Bakmıştınız ” Diye Soruyor 4

“Okurun Kendini Fark Etmesini Arzu Ediyorum”

Eserinde okura bir öğreti sunmaktan öte, onlara kendilerini ve toplumu fark edebilecekleri bir ayna tutmak istediğini aktaran Elif Ünal, özellikle küresel pandemi sürecinin yarattığı yalnızlaşmaya dikkat çekti. Kitapta bulunan "Ya Sıçrarsa" isimli öykünün bu dönemin toplumsal ve bireysel etkilerine değindiğini aktaran yazar, yazarlık misyonuna dair şu değerlendirmeyi yaptı:

"Aslında okurun bu kitabın içindeki öykülerin neresinde kendisini, yaşadığı toplumu veya etrafındaki insanları göreceğini fark etmesini arzu ediyorum. Benim işim orada bir şey öğretmek ya da göstermek değil; asıl mesele, okurun öykülerde kendini bulmasıdır."

“Hikayeler Beni Buluyor”

Yazma sürecini sezgisel bir doğuş ve sıkı bir disiplin süreci olarak adlandıran Elif Ünal, hikaye üretim aşamasının kimi zaman kendiliğinden geliştiğini ifade etti. Örneğin bir sabah aklında hiç tanımadığı "Şerafettin Babaeski" ismiyle uyandığını ve bu karakterin peşine düştüğünü belirten Ünal, karakterin ortaya çıkışını şu sözlerle ifade etti:

"Babaeski neresi, Şerafettin kim, hiçbir fikrim yoktu. Araştırınca Babaeski’nin Trakya’da bir ilçe olduğunu öğrendim ve kağıdın başına geçip 'Kim bu Şerafettin?' diye sordum. Sanki kalem kendiliğinden yazmaya başladı. Emekli bir amca olduğu, bir kızı olduğu gibi detaylar kendiliğinden döküldü. Dolayısıyla hikayeleri ben bulmuyorum, hikayeler beni buluyor diyebilirim."

Edebiyat Ağır Bir İşçilik Gerektiriyor

Hikayenin doğuşu sezgisel olsa da ardından gerçekleşen sürecin titiz bir çalışma gerektirdiğini vurgulayan Ünal, bir metnin ilk yazıldığı haliyle bırakılmaması gerektiğini belirtti. Metin üzerinde birden fazla kez çalışılması, eksiklerin giderilmesi ve çelişkilerin sonlandırılması gerektiğini dile getiren yazar Elif Ünal, bazen aynı hikayeyi farklı bakış açılarıyla yazarak en etkili anlatımı bulmaya çalıştığını kaydetti. Hızlı tüketim çağında kalıcı eser bırakmanın yolunun emekten geçtiğini savunan Ünal, edebiyatı ağır bir işçilik olarak tanımlayarak şu değerlendirmeye ver verdi:

“Edebiyat gerçekten ağır bir işçilik gerektiriyor. Her şeyin çok hızlı tüketildiği bir çağda yaşıyoruz ama kalıcı bir eser bırakmak istiyorsak, ona emek sarf etmek ve üzerinde titizlikle uğraşmak gerektiğine inanıyorum.”

Yazar Elif Ünal İlk Kitabında Okura “Siz Kime Bakmıştınız ” Diye Soruyor 3

Gazetecilik Mesleğinin Sabırsızlığı ve Edebiyatın Sabır Sınavı

İlk kitabının yayımlanma sürecinde yaşadığı en mutluluk verici anın, yayınevinden gelen kabul bildirimi olduğunu söyleyen Elif Ünal, bu aşamadan sonraki bekleme sürecinin kendisi için zorlayıcı geçtiğini belirtti.

Gazetecilik mesleğinin getirdiği hızlı ve yoğun çalışma temposuna alışkın olduğunu ifade eden Ünal, haberin anlık değişen dünyasından edebiyatın uzun soluklu sürecine geçişteki adaptasyon zorluğunu dile getirdi. Kitabın basım aşamasına kadar geçen süreci zaman zaman yorucu olarak tanımlayan yazar, yaşadığı deneyimi şu sözlerle aktardı:

"Mesleğimiz gereği biz gazeteciler çok hızlı çalışmaya alışığız. Bazen yarım saat önce yazdığımız bir haberi bile anında güncelleyebiliyoruz. Bu kadar hızlı bir dünyadan gelip, edebiyatın o sabır isteyen bekleme sürecine dahil olmak benim için hiç kolay değildi. 'Beğenilecek mi, basılmaya değer bulunacak mı?' gibi sorularla başa çıkmak durumunda kaldığım anlar oldu."

Kitap basıldıktan sonra da bir gazeteci refleksiyle hızlı geri dönüş beklediğini ancak edebiyatın çok daha farklı bir ritminin olduğunu anladığını belirten Ünal, eserin fark edilip okura ulaşmasının zaman aldığına dikkat çekerek, bu süreci, "Kitabın fark edilmesi, okunması ve okurda bir karşılık bulup size geri dönmesi zaman alıyor. Sabırsız bir yapıya sahip biri olarak, bu 'sabır' gerektiren süreç beni en çok zorlayan kısım oldu diyebilirim. Edebiyat, habere göre çok daha ağır ilerleyen bir süreçmiş." sözleriyle özetledi.

Elif Ünal, Gelecek Projelerine İlişkin İpuçları Verdi

Gelecek projelerine ilişkin ipuçları veren Elif Ünal, hikayelerin kendisini bulmaya devam ettiğini ve şu an üzerinde çalıştığı uzun bir öykü dosyasının bulunduğunu dile getirdi. Bu metnin bir "novella"ya (uzun öykü) dönüşme potansiyeli olduğuna dikkat çeken Ünal, edebiyatta farklı teknik arayışlarını şu sözlerle özetleyerek konuşmasını tamamladı:

"Edebiyatta 'delikli anlatı' denilen, okura daha fazla alan bırakan ve onun metne katkıda bulunmasını sağlayan teknikler üzerine yoğunlaşıyorum. Bir yandan da gençlerin ilgi alanlarını takip ediyorum; belki ileride rotayı o tarafa kıran çalışmalarım da olabilir."

Muhabir: Sibel Bay