Dünya genelinde panik yaratan 7 saniyelik yer çekimi kaybı söylentisi, fizik yasaları ve resmi kurum açıklamaları ışığında incelendi. NASA'nın adının karıştırıldığı bu gizemli olayın perde arkasındaki gerçekler, bilimsel verilerle tek tek çürütülüyor.
Sosyal Medya Efsanesinin Kaynağı
Kısa sürede viral hale gelen bu iddianın kökeni aslında birkaç yıl öncesine dayanan anonim bir videoya dayanıyor. Videoda, 2026 yılının Ağustos ayında yaşanacağı iddia edilen bu doğaüstü olayın gizli tutulan projeler aracılığıyla keşfedildiği savunuluyor. Gizemli bir hava verilerek paylaşılan bu içeriklerde, kamuoyundan bilgi saklandığına dair ifadeler kullanılarak inandırıcılık artırılmaya çalışılıyor. Ancak ne NASA ne de başka bir uzay ajansının kayıtlarında bu iddiayı destekleyecek en ufak bir somut veri veya akademik çalışma yer almıyor.
Yer Çekimi Kuvveti Bir Düğmeyle Kapatılabilir mi?
Fiziksel bir perspektifle bakıldığında, yer çekiminin bir anlığına bile ortadan kalkması doğa kanunlarına aykırı. Yer çekimi, gezegenimizin sahip olduğu devasa kütlenin uzay-zaman dokusunu bükmesiyle oluşan temel bir etki. Bir mekanizmanın parçası olmayan bu kuvvetin durması için Dünya’nın kütlesinin aniden yok olması gerekir. Bilim insanları, yer çekiminin devre dışı kalmasının ancak gezegenin tamamen parçalanmasıyla mümkün olabileceğini, bunun da saniyeler içinde gerçekleşip sonra eski haline dönmesinin imkansız olduğunu vurguluyor.
Gezegen Hizalanmaları Ve Tutulmaların Etkisi
Söylentiyi yayanların bir diğer dayanağı ise gök cisimlerinin belirli bir dizilimde olmasının çekim etkisini sıfırlayacağı yönünde. Ay ve Güneş’in çekim kuvvetlerinin gelgitler gibi olaylara neden olduğu bilinse de, bu etkileşimler asla yer çekimini yok edecek seviyeye ulaşamaz.
Astronomlar, yüzyıllar öncesinden hesaplanabilen tutulma ve hizalanma olaylarının bugüne kadar yer çekiminde herhangi bir anormalliğe yol açmadığını ve gelecekte de böyle bir riskin bulunmadığını ifade ediyor.
Bilimsel Dezenformasyon Neden Bu Kadar Hızlı Yayılıyor?
Uzmanlar, belirli bir tarihin verilmesi ve güvenilir kurum isimlerinin kullanılmasının bu tür sahte haberlerin yayılmasını hızlandırdığını belirtiyor. Bilimsel okuryazarlığın zayıf olduğu noktalarda, karmaşık fizik terimlerinin basitleştirilerek korkuyla harmanlanması, insanların bu bilgileri sorgulamadan paylaşmasına yol açıyor. NASA yetkilileri de yaptıkları açıklamalarda, dezenformasyonun bir parçası olan bu tür senaryoların hiçbir gerçekliği olmadığını ve vatandaşların resmi bilimsel kaynaklara itibar etmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Gerçeklerin Işığında 12 Ağustos Senaryosu
Sonuç olarak, 12 Ağustos 2026 tarihinde yer çekiminin kaybolacağına dair söylentiler, hiçbir fiziksel temeli olmayan bir şehir efsanesinden ibaret. Gezegenimizin en temel yapı taşlarından biri olan yer çekimi, varlığını sürdürmeye ve bizi yere bağlı tutmaya devam edecek.


