Amerika’da zirve yapan refah döneminin ardından gelen 1929 ekonomik krizi, işsizliğin rekor kırdığı ve bankaların birer birer battığı karanlık bir dönemi başlattı.

Kükreyen Yirmiler Ve Sahte Refahın Zirvesi

1920’li yıllar Amerika Birleşik Devletleri için sosyal ve ekonomik anlamda tam bir altın çağ olarak kabul ediliyordu. "Kükreyen yirmiler" ismi verilen bu on yılda, şehirleşme hızı köyleri geride bırakmış ve ülkenin toplam serveti inanılmaz bir hızla iki katına çıkmıştı. Reklamların yaygınlaşmasıyla doğan tüketim toplumu, insanların ihtiyacı olmasa dahi sürekli yeni ürünler satın aldığı bir çılgınlık evresine girmişti. Herkesin benzer müzikleri dinleyip benzer kıyafetleri giydiği bu kitle kültürü döneminde, borsadaki yükseliş hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyordu. Ancak bu devasa büyümenin ardında, pervasızca yapılan spekülasyonların yarattığı dev bir balon gizliydi.

ABD’den Petrol Fiyatlarını Düşürmeye Yönelik Yeni Adım
ABD’den Petrol Fiyatlarını Düşürmeye Yönelik Yeni Adım
İçeriği Görüntüle

Wall Street’te Kaos: Kara Perşembe ve Kara Salı

Hisse senetlerine olan aşırı güven, 1929 yılının Ağustos ayında borsayı zirveye taşımıştı. Fakat üretimdeki yavaşlama ve satılmayan malların stoklarda birikmesi, yaklaşan fırtınanın ilk habercileriydi. 24 Ekim 1929 günü, yani "Kara Perşembe" olarak bilinen o gün, yatırımcıların panikle 12,9 milyon hisseyi satışa çıkarmasıyla borsa çöktü. Sadece beş gün sonra, 29 Ekim’de yaşanan "Kara Salı" ise 16 milyon hissenin el değiştirmesiyle yıkımı onarılamaz bir boyuta taşıdı. Tüketici güveninin yerle bir olmasıyla fabrikalar işçilerini çıkarmaya başladı ve altın standardına bağlı olan küresel sistem nedeniyle bu kriz saniyeler içinde Avrupa’ya ve tüm dünyaya ihraç edildi.

Bankacılık Krizi ve Yem Çuvalı Modası

1930’lu yılların başında ekonomik tablo her geçen gün daha da karardı. 1931 yılına gelindiğinde Amerika’da işsiz sayısı 6 milyonu bulmuş, sanayi üretimi ise yarı yarıya azalmıştı. İnsanlar bankalardaki paralarını çekmek için hücum edince nakit rezervleri yetersiz kalan yaklaşık 4000 banka kapısına kilit vurdu. Binlerce insanın tüm birikimi bir anda yok olurken, sokaklarda karton kulübelerden oluşan yoksulluk mahalleleri kuruldu. Bazı bölgelerde para ortadan kalktığı için takas usulüne dönüldü; hatta o dönemde yoksulluk nedeniyle ortaya çıkan "yem çuvalı modası" insanların giyim tarzını dahi belirleyen acı bir gerçeklik haline geldi.

Roosevelt ve Korkunun Kendisiyle Mücadele

Ekonomik yıkımın ortasında 1932 seçimlerini kazanan Franklin D. Roosevelt, halka "Korkmamız gereken tek şey korkunun kendisidir" diyerek seslendi. Göreve gelir gelmez ilk 100 gününde tarımsal ve endüstriyel üretimi canlandırmayı hedefleyen yasalar çıkardı. 1935 yılına gelindiğinde Gayri Safi Milli Hasıla yüzde 9 oranında büyüyerek toparlanma emareleri gösterdi. Ancak Büyük Buhran’ın tüm etkilerinin tamamen silinmesi için daha büyük ve daha trajik bir gelişmeye ihtiyaç duyulacaktı.

Kapitalizmin Can Suyu: II. Dünya Savaşı

Trajik bir şekilde, dünya tarihinin en büyük ekonomik krizini sona erdiren olay II. Dünya Savaşı’nın başlaması oldu. Amerika’nın Almanya’ya karşı müttefiklerini destekleme kararı ve ardından gelen Pearl Harbor saldırısı, fabrikaların tam kapasiteyle savunma sanayisine dönmesini sağladı. Savaş ekonomisinin yarattığı hareketlilik, işsizlik oranlarını kriz öncesi seviyelere çekmeyi başardı. Bu sayede Amerika, süper güç olma yolundaki adımlarını sağlamlaştırdı ve Büyük Buhran’ın yarattığı derin yaralar, sanayinin çarkları arasında kaybolup gitti.

Ekonominin çarklarını yeniden döndüren II. Dünya Savaşı, Büyük Buhran’ın yarattığı derin toplumsal travmaları unuttursa da 1929 krizi, modern finans sisteminin kırılganlığını ve kontrolsüz spekülasyonların nelere yol açabileceğini gösteren en büyük ders olarak tarihteki yerini koruyor.

Muhabir: Betül Gökçe AKGÖL