Küresel enerji piyasaları, Ortadoğu'daki yaşanan gerilimin son bulması durumunda da savaş öncesindeki düşük fiyatlı enerji dönemine dönülemeyeceği belirtiliyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nda meydana gelen kapanmalar, önemli noktalardaki hasar ve azalma gösteren ulusal rezervler sebebiyle enerji darboğazının 2026 yılının sonuna kadar süreceği uyarısında bulunuyor.
Küresel Enerji Krizini Tetikleyen Temel Nedenler Nelerdir?
Dünya ekonomisinde ağır tahribata neden olan küresel kriz, askeri çatışmanın yanında, birtakım yapısal problemin bir araya gelmesiyle yükselişine devam etti. Krizin temelinde yer alan nedenler şu şekilde sıralanmaktadır:
Basra Körfezi'nden çıkan bir petrol tankerinin alıcılara ulaşma süresinin bir buçuk aya yakın olması sevkiyat zincirinde önemli boşluklara sebep oldu. Küresel talebin hızlı bir şekilde artış göstermesine karşın, jeopolitik riskler sebebiyle petrol ve doğalgaz arzında meydana gelen fiziksel daralma fiyatları kontrolsüz bir seviyeye ulaştırdı. Kilit enerji tesislerinin ve rafinerilerin ağır tahribat alması, enerjinin çıkarılmasını ve işlenmesini teknik açıdan olanaksız duruma getirdi.
Kriz Neden Uzun ve Maliyetli Olacak?
Ortadoğu’da etkisini sürdüren gerilimin son bulması durumunda dahi, enerji fiyatlarının eski seviyesinde seyredebilmesinin önünde üç büyük engel yer alıyor. Bunlardan ilki, Katar’ın küresel arzın yüzde 21’ini kullandığı LNG sektöründeki güven kaybıdır. Hürmüz Boğazı’na alternatif bir hattın olmaması, gaz fiyatlarının uzun bir süre daha yüksek seyretmesine yol açacak.
İkinci sebep ise yıkılan tesislerin onarım aşamasıdır. Bölgede bulunan tesislerin ağır hasar alması ve özel malzemelerle oluşturulan komplekslerin onarımı için gereken uzun süreler, söz konusu arzın kısa vadede toparlanamayacağını göstermektedir.
Batılı ülkelerin piyasada denge ortamını oluşturabilmek amacıyla rezervlerinden gerçekleştirdiği 400 milyon varillik satış, etkileri geçici olarak kontrol edebildi. Rezervlerin kritik seviyelerin altına inmesi, ülkeleri ulusal güvenlik gereği fiyata bakmadan tekrar stok yapmaya yönlendirecek. Bu zorunlu alımlar, piyasadaki talep baskısını yükselterek enerji krizini bir artırmaya devam edecek.
Enerji maliyetlerindeki artışın katlanan etkisi, gıda güvenliğinden sanayi kalemlerine kadar her alanda varlığını göstermektedir. Uluslararası enerji otoriteleri, nisan ayı ile birlikte arz açığının iki katına çıkacağını ifade ederken, söz konusu bu durumun birçok ülkede enerji tüketiminin karneye bağlanması riskini ortaya çıkardığı belirtilmektedir.




