Küresel emtia piyasalarında 2025 yılı, kıymetli metallerin tarihi zirvelerine sahne olurken yatırım araçları arasındaki getiri yarışı sürpriz bir tabloyla sonuçlandı.

Jeopolitik gerilimler ve merkez bankalarının para politikalarındaki köklü değişimlerin gölgesinde geçen yıl, gümüşün altına karşı net bir üstünlük kurduğu bir dönem olarak kayıtlara geçti.

Güvenli liman arayışının yanı sıra endüstriyel talebin itici gücüyle ivme kazanan bu süreç, yatırımcıların rotasını yeniden belirlemesine neden oldu.

Burhanettin Duran’dan Kritik Açıklama: Türkiye İhracatta Yükseliyor
Burhanettin Duran’dan Kritik Açıklama: Türkiye İhracatta Yükseliyor
İçeriği Görüntüle

Gümüş Getirisiyle Altını Saf Dışı Bıraktı

Emtia dünyasında son bir yılda yaşanan hareketlilikte gümüşün performansı tüm dikkatleri üzerine topladı.

Ons fiyatı bazında yıllık yüzde 146 değer kazanan gümüş, yüzde 64,2 artış gösteren altını getiri oranında ikiye katlayarak geride bıraktı.

Bu dikkat çekici yükselişle birlikte gümüş, fiyatların yüzde 434 fırladığı 1979 yılından bu yana kaydedilen en hızlı değer kazancını yaşadı.

Yıla 28,9 dolar seviyelerinden giriş yapan gümüşün ons fiyatı, aralık ayında 84 doları test ederek tarihi bir rekora imza atarken yılı 71,1 dolardan kapattı.

Rasyoda 12 Yılın En Düşük Seviyesi Test Edildi

Kıymetli metaller arasındaki fiyat dengesini gösteren altın/gümüş rasyosu, gümüşün lehine gelişen bu tabloyla birlikte 54,03 seviyesine kadar geriledi.

Bu rakam, 2013 yılından bu yana görülen en düşük nokta olarak ekonomi kayıtlarına geçti.

ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirim döngüsüne geri dönmesi ve düşük faiz ortamının metallerin alternatif maliyetini azaltması, bu rallinin en büyük destekçisi oldu.

Özellikle 2025 yılındaki para politikasındaki gevşeme, gümüş piyasasına yönelik likidite akışını hızlandırdı.

Yeşil Enerji ve Sanayiden Gelen Güçlü Talep

Gümüşü altından ayıran en temel fark olan endüstriyel kullanım alanı, fiyatların tırmanmasında anahtar rol oynadı.

Güneş enerjisi sistemleri, fotovoltaik paneller, elektronik cihazlar ve elektrikli araç üretimi gümüşe olan ihtiyacı zirveye taşıdı.

Savunma sanayisindeki stratejik kullanımı ve ABD’nin gümüşü kritik mineraller listesine dahil etmesi, piyasa öngörülerini daha da kuvvetlendirdi.

Diğer madenlerin yan ürünü olarak üretilen gümüşte, madencilerin artan talebe aynı hızla karşılık verememesi piyasada derin arz açıkları oluşturdu.

Uzmanlardan Vergi ve Balon Riski Uyarısı

Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, piyasadaki yükselişi değerlendirirken yatırımcılar için kritik bir uyarıda bulundu.

Çin’in gümüş ihracatına getirdiği kısıtlamaların ralliyi kısa vadede şişirebileceğini belirten Hansen, marjlar yükseldikçe talepte düşüş yaşanabileceğini ifade etti.

Hansen şu değerlendirmeyi yaptı:

"Gümüşteki yükselişten faydalanan yatırımcılar ve traderlar, önemli vergi yükümlülükleriyle karşı karşıya kalabilir ve nakit elde etmek için risklerini azaltmaya yönelebilirler. Gümüşte dünya çapında kıtlık olduğuna dair hikayeler, dünyanın dört bir yanındaki çekmecelerde ve dolaplarda saklanan önemli miktardaki gümüşü genellikle göz ardı eder."

Bireysel Yatırımcının Yeni Favorisi

Kuzey Amerika başta olmak üzere dünya genelinde bireysel yatırımcıların gümüşe olan ilgisi bu süreçte katlanarak arttı.

Geleneksel olarak fakir adamın altını şeklinde nitelendirilen gümüş, düşük maliyetli erişim imkanıyla profesyonel portföylerin vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

ABD'nin gümrük vergisi riskleri ve piyasanın uzun süredir açık vermesi gibi temel faktörler, 2026 yılına girerken de bu madenin fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer almaya devam ediyor.

Kaynak: AA