Ankara'nın Haymana ilçesinde bulunan Gavur Kalesi, binlerce yıldan bu yana ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Şehirden uzak bir tepede yer alan kale, Hititler başta olmak üzere birçok medeniyetin izlerini içinde bulunduruyor.
Gavur Kalesi, Ankara şehir merkezine yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta, yer alan bir tepenin üzerine kurulmuştur. Kale, inşa edildiği yıllarda savunma hattı olarak kullanılmıştır. Hititler döneminde ise kale, kutsal sayılan bir tapınak işlevinde hizmet etmiştir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün özel isteği üzerine, 1930 yılında bu kalenin bulunduğu bölgede ilk bilimsel kazılar başlatılmıştır. Yapılan bu çalışmalar sayesinde kalenin Hitit dönemine ait olduğu belirlenmiştir. Yapılışının ise milattan önce 1600'lü yıllara dayandığı tespit edilmiştir.
Dev Taşlar Nasıl Üst Üste Konuldu?
Sur duvarlarının yapılışı, kalenin en dikkat çekici özelliklerinden biridir. Bu duvarlar, o dönemde yaşayan insanların devasa taşları, hiçbir harç veya çamur kullanmadan üst üste dizmesiyle inşa edilir. İnşa sırasında kullanılan bu yönteme “kiklop” denilir. Taşların büyüklüğü ve harçsız bir şekilde sağlam durabiliyor olması, ziyaretçiler tarafından hayretle karşılanır.
Kalenin etrafında bulunan kayalıklara bakıldığında, taşa oyulmuş şekilde insan figürleri görülür. Bu figürler, o dönemin tanrı ve tanrıçalarını tasvir eder. 60 metre yükseklikte keşfedilen bu figürler, Hitit inancına dair tarihi bir nitelik taşır. Kalenin hemen yakınından geçen Babayakup Irmağı da kalenin neden oraya yapıldığını merak edenler için bir cevap niteliğindedir.
Pek Çok Millete Ev Sahipliği Yaptı
Gavur Kalesi, sadece Hititlerle sınırlı kalmayarak birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Hititlerden sonra bu bölgeye, Frigler yerleşmiştir. Daha sonraki yıllarda ise Trakya üzerinden Anadolu’ya gelen Galatlar bu bölgeyi seçmiştir. Kısacası Haymana’da yer alan Gavur kalesi binlerce yıldır farklı dilleri konuşan ve farklı inançlara sahip birçok medeniyeti ağırlamıştır.




