Ankara'nın Altındağ ilçesinde yer alan Hallacı Mahmud Camii, Ulus’un Doğanbey mahallesinde inşa edilir. Binaya bu ismin neden verildiği ve ismin kimden geldiği bilinmez. Giriş kapısındaki Arapça kitabeye göre mescit, 1545-1546 yıllarında Ali bin Abdullah tarafından yaptırılır. Eski tarih kitaplarında binanın yapım yılı yanlışlıkla 1496-1497 olarak yazılmıştır. Duvardaki bir başka yazı, mescidin 1905 yılında Hacı Hakkı Efendi tarafından restore edildiğini gösterir. Vakıflar İdaresi binayı 1950'li yıllarda bir kez daha baştan aşağı yeniler.

Mescidin Mimari Özellikleri

Bu bina, Ankara'daki Osmanlı dönemine ait tek kubbeli mescit tarzının tek örneğidir. Yapı kare bir alan üzerine kurulmuştur. Girişte cemaatin toplandığı ek bir ön bölüm bulunmaz. Duvarlar farklı boyutlardaki yontma taşlarla yapılmıştır. Taşların arasındaki harçlar yakın zamandaki restorasyonlarda yenilenmiştir. Ana duvarlar, sekiz köşeli bir kasnak üzerine oturan kurşun kaplı bir kubbeyi taşır.

Ankara Kesikbaş Türbesi
Ankara Kesikbaş Türbesi
İçeriği Görüntüle

Kıble duvarındaki iki alt pencere yenilenme sırasında orijinal halini kaybetmiştir. Mihrap üstündeki tek pencere tuğla kemeriyle ilk günkü halini korumaktadır. Yan taraflarda ikişer tane dikdörtgen pencere yer alır. Giriş kapısı mermer çerçevelidir ve hafif eğri bir kemerin içindedir. İç kısımdaki kare odadan yuvarlak kubbeye geçiş, köşelerdeki süslü mimari yapılarla sağlanmıştır.

Mescidin mihrabı alçı döküm yöntemiyle süslenmiştir. Mihrap boşluğunun etrafında Kelime-i Tevhid yazısı yer alır. Eski belgelerde mihrap üstünde yeşil ve mavi renkli 12 parça çini olduğu yazılmıştır. Bu çinilerin şu an yerinde olup olmadığı veya İznik çinisi olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. Ankara camilerini anlatan diğer kitaplarda bu çinilerden hiç bahsedilmemektedir.

Kubbe içindeki el boyaması süslemeler ve güzel yazılar yakın tarihlerde yapılmıştır. Süslemelerin altında daha eski yıllardan kalan boyaların olup olmadığı bilinmiyor. İç tarafa yakın zamanda ahşaptan bir minber yerleştirilmiştir. Minber eklemesiyle birlikte bu küçük mescit artık cami olarak kullanılmaktadır. Binanın ilk yapıldığı dönemden kalan orijinal bir minaresi yoktur.

Muhabir: Salih Demirelli