Ankara’nın Kalecik ilçesinde yer alan Kalecik Kalesi, köklü tarihiyle günümüze ışık tutuyor. Kale, Bizans dönemine kadar uzanan geçmişiyle başkentin en önemli yapılarından biri olarak ayakta duruyor.
Bulunduğu bölgenin önemi sebebiyle yüzyıllar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan yapının, tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmiyor. Geçmişe yönelik kayıtlar, bu savunma üssünün Bizans İmparatorluğu döneminde yapıldığını gösteriyor. Bizanslıların, kendi dönemlerinde bu yapıyı, askeri bir kalkan olarak kullandığı biliniyor.
Malazgirt Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla Anadolu’nun kapıları Türklere açılıyor. Kale, 1075 yılında Anadolu Selçuklu Devleti’nin sınırlarına dahil oluyor. Selçuklu döneminin ardından da Candaroğulları Beyliği'nin yönetimine geçiyor. Yıldırım Bayezid zamanında Ankara’nın Osmanlı topraklarına katılmasıyla, kalenin yönetimi de Osmanlı hakimiyetine giriyor. Kalecik, Osmanlı topraklarının içinde uzun yıllar boyunca Çankırı sancağına bağlı bir ilçe olarak varlığını sürdürüyor.
Evliya Çelebi'nin Notlarında Kalecik Kalesi
Ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, ölümsüz eseri Seyahatname’de Kalecik Kalesi’ne yer veriyor. Çelebi’nin eserinde aktırdığı bilgilere göre yapı, Bizans döneminde Bursa Tekfuru tarafından kızına çeyiz hediyesi olarak inşa ediliyor. Ünlü yazar aynı zamanda ilçenin ismine dair de önemli bir bilgi sunuyor. Çelebi, ismin sonunda yer alan küçültme ekinin yerleşimin sadece kale etrafındaki dar bir alandan oluşmasından kaynaklandığını belirtiyor.
Kayalıkların Üzerinde Göz Kamaştıran Mimari
Kale, çok büyük bir kaya parçasının tam üzerinde yer alıyor. Bu mimari tarzı, yapıya dışarıdan bakıldığında oldukça ihtişamlı bir görüntü kazandırıyor. Surların etrafında dönemin ustalarının elinden çıkan taş işçiliği ön plana çıkıyor. Zemin kısmının sert bir kayadan oluşması, yapının yüzyıllardır ayakta kalmasını sağlıyor. Kaleden izlenen şehir manzarası da bölgeyi turistler için büyük bir gezi merkezi haline getiriyor.





