Ankara Kalesi’nin eteklerinde yer alan Gramofon Kafe, kentin kültürel yapısına farklı bir renk katan mekânlardan biri olarak öne çıkıyor. Duvarlarını süsleyen eski plaklar, gramofonlar, radyolar ve fotoğraf makineleriyle dikkat çeken kafe, misafirlerine sıradan bir işletmenin ötesinde bir deneyim sunuyor. Burada çay ya da kahve içmek, yalnızca bir mola değil, aynı zamanda geçmişin izlerini sürme fırsatı anlamına geliyor.
Taş Plakların Korunduğu Bir Alan
Kafede, Türkiye’nin müzik tarihinde önemli yer edinmiş sanatçılara ait taş plak kayıtları dinlenebiliyor. Münir Nurettin Selçuk, Safiye Ayla, Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Neşet Ertaş ve Aşık Veysel gibi isimlerin eserleri, gramofon aracılığıyla mekânın atmosferine eşlik ediyor.
Bu durum, Gramofon Kafe’yi yalnızca bir kafe değil, aynı zamanda müzik tarihini canlı tutan bir alan haline getiriyor.
Kültürel Buluşmaların Merkezi
Zaman zaman düzenlenen plak dinletileri, söyleşiler ve kültürel etkinlikler sayesinde mekân, farklı kesimlerden insanları bir araya getiriyor. Bu yönüyle Gramofon Kafe, Ankara’nın kültürel yaşamına katkı sağlayan bir merkez olarak değerlendiriliyor.
İlk olarak Pirinçhan çevresinde açılan kafenin bugün Ankara’da iki şubesi bulunuyor. Antikacılardan toplanan gramofonlar, çalışmasa dahi alıp tamir ederek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Böylelikle mekân, kaybolmaya yüz tutmuş eşyaların yeniden hayat bulduğu bir yer olma özelliğini de taşıyor.
Geçmişi Geleceğe Taşıyan Bir Köprü Görevi Görüyor
Gramofon Kafe, sadece nostaljik bir kafe değil, aynı zamanda kültürel hafızayı yaşatan bir mekân olarak öne çıkıyor.
Eski taş plakların ve gramofonların korunarak ziyaretçilere sunulması, mekânın işlevini ticari bir işletmenin ötesine taşıyor. Ankara’nın tarihi dokusuyla bütünleşen Gramofon Kafe, hem geçmişle bağ kurmak isteyenler hem de farklı bir deneyim arayanlar için dikkat çekici bir adres olarak önemini koruyor.