'Ankara’nın Taşına Bak' marşı, sadece bir ezgi değil bir milletin en zor anlarında doğan ortak hafızasıdır. Sakarya cephesinde ilerleyen askerlerin, karanlık ve fırtınalı bir gecede birbirine tutunarak söylediği bu sözler, zamanla direnişin sembolüne dönüştü. O gece söylenen her dize, yorgun bedenlere güç, umutsuz kalplere cesaret verdi.
Sakarya Cephesinde Zorlu Yürüyüş
Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde 57’nci Tümen’e verilen görev, gece yarısı başlayan zorlu bir yürüyüşü beraberinde getirdi. Kerim köyüne ulaşmak üzere yola çıkan birlik, bozkırın karanlığında, yağmur ve fırtınayla mücadele ederek ilerledi. Engebeli arazide düzeni korumak neredeyse imkansız hale gelirken, gemici fenerlerinin sönmesiyle birlik tamamen karanlığa gömüldü.
Yağmurun sağanağa dönmesiyle askerler sırılsıklam oldu, çamur ağırlaştı, adımlar yavaşladı. Ancak yürüyüşün bozulmaması için askerlerin konuşmasına izin verildi. İşte tam bu noktada, bir bölükten yükselen ses tüm karanlığı deldi:
"Ankara’nın taşına bak
Gözlerimin yaşına bak
Biz düşmanı esir ettik
Şu feleğin işine bak
Pek şanlıyız Osmanlıyız"
Bu sözler kısa sürede diğer bölüklere yayıldı. Gece boyunca ilerleyen tümen, tek bir ses haline geldi. Marşın ritmi yürüyüş temposuna uydu, askerlerin içindeki yorgunluğu bastırdı. Soğuk, yağmur ve rüzgâr artık eskisi kadar hissedilmiyordu.
Ankara’nın Savunma Hattı ve Umut Çağrısı
Bu kıtada, Ankara’nın adeta bir cephe hattına dönüştüğü anlatılır. “Her tarafı asker dolu” ifadesi, şehrin savunma için seferber edildiğini vurgularken, “Artık yetiş Kemal Paşa” sözleri umudun ve kurtuluş beklentisinin simgesidir. Anadolu’nun “kan ağlaması” ise işgalin yarattığı acıyı ve çaresizliği gözler önüne serer.
Türk Ordusunun Gücü ve Düşmanın Kaçışı
Bu bölümde, Türk ordusunun gücü ve kararlılığı öne çıkarılır. Ordunun her yere çadır kurması, savaşın ciddiyetini ve hazırlığını gösterirken, düşmanın kaçışı ise moral üstünlüğün Türk tarafında olduğunu anlatır. “Zalim düşman kaçıyordu” ifadesi, direnişin başarıya ulaştığını vurgular.
Zafer, Teslimiyet ve Anadolu’nun Tanıklığı
Son kıtada zaferin etkileri ve yankıları dile getirilir. Ankara’dan uçan kuşların bile bu sürecin tanığı gibi anlatılması, olayın büyüklüğünü simgeler. Düşmanın teslim olması ve nişanlı çavuşların varlığı, kazanılan zaferin somut göstergeleri olarak sunulur. Bu kıta, savaşın sonucunda elde edilen gurur ve onurun altını çizer.
Ankara’nın Taşına Bak Marşı Sözleri
'Ankara’nın Taşına Bak' marşı, Türk milletinin en zorlu dönemlerinde doğan direniş ruhunu ve ortak duygularını yansıtan güçlü bir eserdir. Cephedeki askerlerin ve Anadolu halkının yaşadığı acı, umut ve kararlılık bu dizelerde iç içe geçer. Sözleriyle hem bir ağıt hem de bir zafer sesi taşıyan bu marş, bugün hala aynı duyguyu yaşatmaya devam eder.
"Ankara’nın taşına bak
Gözlerimin yaşına bak
Biz düşmanı esir ettik (aldık)
Şu feleğin işine bak
Pek şanlıyız OsmanlıyızAnkara’nın taştır yolu
Her tarafı asker dolu
Artık yetiş Kemal Paşa
Kan ağlıyor Anadolu
Pek şanlıyız, OsmanlıyızAnkara’da şanlı ordu
Her tarafa çadır kurdu
Türk ordusu karşısında
Zalim düşman kaçıyordu
Pek şanlıyız, OsmanlıyızAnkara’dan uçan kuşlar
Aydın yaylasında kışlar
Düşman bize teslim oldu
Kolu nişanlı çavuşlar
Pek şanlıyız, Osmanlıyız"




