ASO Başkanı Seyit Ardıç ve ATO Başkanı Gürsel Baran’ın katılımıyla gerçekleşen zirvede, Türkiye’nin 3,5 trilyon dolarlık yer altı servetinin nasıl katma değere dönüştürüleceği tartışıldı. Madenin sanayi ile entegrasyonu, yeşil dönüşüm ve teknoloji üretimi için atılması gereken stratejik adımlar ASO ve ATO’nun ortak vizyonuyla ele alındı.
Madencilik Sektörü Ekonomiye Değer Katıyor
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, zirvedeki konuşmasında madenciliğin insanlık tarihinin en köklü faaliyetlerinden biri olduğunu ve modern kalkınmanın sarsılmaz temelini oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin jeopolitik konumu sayesinde yer altı kaynakları açısından eşsiz bir avantaja sahip olduğunu belirten Baran, dünyada ticareti yapılan 90 maden türünden 70’inin Türkiye topraklarında yer aldığını ve bunlardan 60 tanesinin aktif olarak üretilip ticaretinin yapıldığını hatırlattı. Baran, Türkiye'nin maden çeşitliliği açısından küresel ölçekte ilk sıralarda yer aldığını vurgulayarak; bor, mermer, trona, feldspat, barit, alçı taşı ve krom gibi endüstriyel madenlerde dünyanın en güçlü oyuncularından biri olduğumuzu belirtti. Madencilik sektörünün 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ülke ekonomisine sunduğu katkının stratejik önemine değindi.

Trilyon Dolarlık Yer Altı Kaynağı İşlenmeyi Bekliyor
Sektörün ekonomik büyüklüğünün 2024 yılında 400 milyar lirayı aştığını ve bugün 500 milyar lira barajına ulaştığını kaydeden Baran, yaklaşık 150 bin kişiye doğrudan istihdam sağlandığını açıkladı. Türkiye'nin toprakları altında ekonomiye kazandırılmayı bekleyen yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık yer altı kaynağına sahip olduğunun altını çizen Baran, gerçek bir ekonomik sıçramanın ancak ileri işleme teknolojileriyle mümkün olacağını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
"Maden kaynaklarımızı mamul hale getirebilsek, katma değer kazandırıp ihracat gelirlerimizi artırabiliriz. Ham madde ihracatçısı bir ülkeden, ileri işleme teknolojileriyle nihai ürün üreten ve ihraç eden bir yapıya geçmek, madencilikte gerçek sıçramayı sağlayacak en önemli yoldur. Bor madeninde, dünya rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına sahip bir ülkeyiz. Altında, nadir toprak elementlerinde, kromdan barite, feldspattan tronaya kadar pek çok stratejik alanda güçlü bir portföye sahibiz."
Nadir Toprak Elementleri ve Savunma Sanayisi
Eskişehir'de tespit edilen 694 milyon tonluk nadir toprak elementleri sahasının Türkiye'nin bu alandaki küresel iddiasını ortaya koyduğunu dile getiren Baran, bu elementlerin teknolojik bağımsızlık için taşıdığı kritik öneme değindi. Savunma sanayisinden yenilenebilir enerji teknolojilerine, elektrikli araçlardan haberleşme ve uzay çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede bu kaynakların vazgeçilmez olduğunu belirten Baran; kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşlarının el birliğiyle bu potansiyeli harekete geçirmesi gerektiğini kaydetti.

Teknoloji ve Yeşil Dönüşümün Anahtarı Madenler
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, madenciliğin sadece bir yer altı çıkarma faaliyeti değil; enerji dönüşümü, savunma sanayisi, ileri imalat ve modern batarya teknolojilerinin en temel yapı taşı olduğunu vurguladı.
Yazılımların ve dijital dünyayı yöneten donanımların çalışması için madenlere ihtiyaç duyulduğunu, yeşil dönüşüm hedefleri için daha güçlü bir sanayi altyapısına gereksinim duyulduğunu belirten Ardıç, "Bir elektrikli araba yapmak için benzinli arabadan 4 kat daha fazla bakır gerekiyor. Bir rüzgar türbini dikmek için tonlarca çelik lazım. Asıl önemli olan, bu kaynakları çevreyle uyumlu, verimli ve yüksek katma değer üreten bir anlayışla değerlendirebilmektir" dedi.
Ham Madde Bağımlılığı
Ardıç, Avrupa pazarının stratejik ham maddelerde dışa bağımlılığı azaltmak adına 2030 yılı için iddialı yerli üretim ve geri dönüşüm hedefleri koyduğunu, Türkiye'nin ise coğrafi konumuyla bu büyük yeniden yapılanmanın tam merkezinde yer aldığını ifade etti. "Ham madde sat, bitmiş ürünü al" yaklaşımıyla küresel ekonomide üst sıralara tırmanılamayacağını söyleyen Ardıç, bor örneği üzerinden şu önemli değerlendirmeyi paylaştı:
"Eti Maden verilerine göre, dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahip bir ülkeyiz. Bu rakam, camdan seramiğe, temizlikten tarıma, metalurjiden enerji teknolojilerine uzanan geniş bir sanayi ekosistemi potansiyeli demek."

Ankara Maden İşlemede Stratejik Merkez Olacak
ASO Başkanı Ardıç, Ankara’nın sahip olduğu güçlü imalat altyapısı, savunma sanayisi kümelenmeleri ve ileri malzeme ekosistemiyle madenin yüksek katma değere dönüşmesinde doğal bir üs olma potansiyeli taşıdığını ifade etti. Sektörün sahada karşılaştığı izin süreçleri, mevzuatın öngörülebilirliği, ÇED uygulamaları ve finansmana erişim gibi günlük operasyonel sorunları yakından takip ettiklerini belirten Ardıç, çevre standartlarının artık sadece bir uyum başlığı değil, uluslararası finansmana ve pazarlara erişimin temel şartı olduğunu hatırlattı. ÇED süreçlerinin bilimsel, şeffaf ve hızlı yürümesinin hem yatırımcıyı hem de toplumu koruyacağını dile getiren Ardıç, iş sağlığı ve güvenliği konusunda sıfır toleransla hareket ettiklerini ve "sıfır kaza" hedefinin sürdürülebilirliğin anahtarı olduğunu vurguladı.
ASO ve ATO tarafından ortaya konulan bu stratejik vizyon, Türkiye'nin ham madde tedarikçisi olmaktan çıkıp küresel bir teknoloji ve üretim merkezi olma yolundaki en büyük gücü olacak gibi gözüküyor.




