Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Polonya ve Hollanda'dan oluşan E6 grubu, sermaye piyasalarının Paris merkezli ESMA tarafından tek noktadan denetlenmesi için mutabakata vardı. Almanya'nın vetosunu çekmesiyle hız kazanan bu tarihi hamle, Avrupa'nın ekonomik egemenliğini pekiştirmeyi ve ABD örneğinde olduğu gibi derin bir finansal ekosistem kurmayı amaçlıyor.
Tasarruf ve Yatırım Birliğinde Tarihi Uzlaşı
Avrupa Birliği'nin en büyük ekonomilerini temsil eden Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Polonya ve Hollanda, kısa adıyla E6 grubu, sermaye piyasalarını tek bir çatı altında birleştirmek için harekete geçti. On yılı aşkın bir süredir beklemede olan Tasarruf ve Yatırım Birliği projesine ivme kazandırmak isteyen maliye bakanları, altı sayfalık ortak bir bildiri sunarak merkezi denetim modeline tam destek verdiklerini açıkladı. Bu gelişme, Avrupa finans tarihinin en kapsamlı yapısal reformlarından biri olarak nitelendiriliyor.
Almanya'nın Stratejik Tutum Değişikliği ve Berlin Etkisi
Projenin hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olarak görülen Almanya’nın uzun süreli vetosunu geri çekmesi, Berlin’in bu konudaki stratejik tutum değişikliğini gözler önüne serdi. Diplomatik tıkanıklığın aşılmasında kilit rol oynayan bu hamle, projenin yasalaşma ihtimalini hiç olmadığı kadar güçlendirdi. Yayınlanan bildiride, derin ve bütünleşmiş bir finansal piyasa oluşturulmasının, Avrupa’nın büyüme potansiyelini canlandırmak ve ekonomik egemenliğini korumak adına acil bir zorunluluk olduğu ifade edildi.
Denetim Yetkisi Paris Merkezli ESMA Kurumuna Devrediliyor
Yeni mutabakat uyarınca, borsalar, takas kurumları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları gibi sistemik öneme sahip finansal aktörlerin denetimi tek bir merkeze bağlanacak. Bu kritik sorumluluğun Paris merkezli Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Kurumuna devredilmesi planlanıyor. Bakanlar ortak bildirilerinde şu ifadelere yer verdi:
"Mükerrer süreçlerin ve gereksiz maliyetlerin önüne geçilmesi amacıyla sistemik öneme sahip sınır ötesi finansal altyapıların merkezi denetime tabi tutulmasını destekliyoruz. Bu süreçte denetim sorumluluğu ile mali hesap verebilirliğin eş güdümlü ilerlemesini sağlayacağız."
Küçük Devletlerin Endişesi ve Muhalif Sesler
E6 grubunun bu baskın çıkışı, finans sektörünün ekonomide büyük yer tuttuğu İrlanda ve Lüksemburg gibi daha küçük üye devletlerde endişeyle karşılandı. Denetim kontrolünün ulusal otoritelerden alınıp merkeze devredilmesine mesafeli duran bu ülkeler, büyük ekonomilerin kendi çıkarlarını dayatmasından korkuyor. Özellikle İrlanda'nın, bu yeni modelin kendi finansal ekosistemine zarar verebileceği yönündeki rahatsızlığını diplomatik yollarla ilettiği belirtiliyor.
Dijital Avro ve Yapısal Reform Paketi
Sunulan teklif sadece denetim mekanizmasını değil, piyasa rekabetçiliğini artıracak bir dizi yeniliği de kapsıyor. Finansal likiditeyi canlandırmak için menkul kıymetleştirme piyasasının hareketlendirilmesi, dijital avro hazırlıkları kapsamında sanal banknot çalışmalarının başlatılması ve şirket kuruluşlarını kolaylaştıracak tek durak noktası sistemi paketin ana unsurları arasında yer alıyor. Ayrıca, borsa işlemlerinde veri şeffaflığının artırılması ve karmaşık finansal kuralların sadeleştirilmesi hedefleniyor.
2026 Hedefi ve Nitelikli Çoğunluk Şartı
AB sermaye piyasalarının yaklaşık yüzde 95'ini elinde bulunduran bu 6 dev ülke, 2026 yılının ortasına kadar ortak bir hükümet pozisyonu oluşturmayı hedefliyor. Teklifin kanunlaşması için üye ülkelerin yüzde 55'inin ve toplam nüfusun yüzde 65'inin onayı gerekiyor. Eğer bu çoğunluk sağlanamazsa, en az 9 üye ülkenin katılımıyla güçlendirilmiş iş birliği yöntemi kullanılarak planın devreye alınması bekleniyor.
Avrupa'nın en büyük ekonomilerinin başlattığı bu merkezi denetim seferberliği, kıtanın küresel finans arenasındaki rekabet gücünü yeniden tanımlayacak gibi görünüyor.




