Elektronik Mühendisi, TÜSİAV İstanbul İl Koordinatörü ve Ticari Hayat Gazetesi yazarı Begüm Öncü’nün bu haftaki konuğu, İstinye Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Erkan İbiş oldu. Aynı zamanda nükleer tıp ana bilim dalında uzmanlığını tamamlamış bir doktor olan Erkan İbiş, “Üniversiteler, toplumun sorunlarına çözüm üretmelidir” dedi.

Begüm Öncü (B.Ö.): Bu haftaki konuğum İstinye Üniversitesi Rektörü, aynı zamanda Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi, ülkemizin saygın akademisyenlerinden Prof. Dr. Erkan İbiş oldu. Erkan İbiş, aynı zamanda nükleer tıp ana bilim dalında uzmanlığını tamamlamış bir doktor.

Prof. Dr. Erkan İbiş, ülkemize değer katan birçok başarılı çalışmalarıyla hem eğitim hem de sivil toplumculuk alanında katkılar sunmaya devam ediyor.

Bu röportaj için size çok teşekkür ederim. Röportajımıza başlarken sizi biraz tanıyabilir miyiz? Mesleki ve akademik kariyerinizden bahsedebilir misiniz?

Prof. Dr. Erkan İbiş (E.İ.): Üniversite öncesi eğitimimi ailemin yanında Trabzon’da tamamladım. 1982’de Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp’ta 1989'da uzman, 1991'de doçent, 1997'de profesör oldum. 1990-91’de ABD’de Wisconsin Üniversitesi Milwaukee Eğitim Hastanesinde araştırmacı olarak çalıştım. Ankara Üniversitesinde başhekim yardımcılığı, başhekimlik, rektör yardımcılığı, rektörlük görevlerimin yanı sıra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Yönetim Kurulu Üyeliği, Üniversite Hastaneleri Birliği Başkanlığı, Türk-Rus Toplumsal Forumu Bilim Eğitim Komitesi Eş Başkanlığı, YÖK Başkan Danışmanlığı, Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği gibi kamusal görevlerle beraber pek çok sivil toplum kuruluşu yönetim üyelikleri gibi üniversite içi/dışı birçok görevde bulundum. Bilimsel dergilerde editörlük, yayın kurulu üyeliği, hakemlik yaptım. Romanya Devleti tarafından tevdi edilen “Romanya Devlet Nişanı (Award of Merit, 2018)”, İtalya Cumhurbaşkanı tarafından tevdi edilen “İtalya Devlet Nişanı  (Commendatore,2019)”, Macaristan Cumhurbaşkanı tarafından tevdi edilen “Macaristan Devlet Nişanı (Magyar Erdemrend Tisztikeresztje,2019)” sahibiyim. Kamu Görevlileri Etik Kurul üyesiyim. 2022’den beri İstinye Üniversitesi Rektörlüğü görevini yürütüyorum.

(B.Ö.): Ankara Üniversitesi ve sonrasında İstinye Üniversitesi olmak üzere 10 yılı aşkın süredir rektör olarak görev yapıyorsunuz. Bu tecrübeleriniz ışığında, üniversite yönetiminde önemli başlıklar size göre neler olmalıdır?

(E.İ.): Kalite, uluslararasılaşma, öğrenci ve öğrenme odaklı eğitim, AR-GE, sektör ile iş birliği, dijital dönüşüm, veri yönetimi, kurumsallaşma, aidiyet, sosyal sorumluluk ve kültür-sanat çalışmalarının hepsini önemserim. Bunlarla birlikte katılımcılığa, iş birliğine, ekip çalışmasına, eşitlikçi davranmaya ve liyakate özen gösteririm. Yenilikçi değişim ve ilerleme için seferberlik anlayışı ile yoğun çalışmak gerektiğine inanırım. Kamusal yarar anlayışını da koruyarak kamu kuruluşları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve sektör ile iş birliklerini teşvik ederim.

(B.Ö.): Değerli hocam, başarılı bir eğitimci ve yönetici olarak bugünün ve geleceğin üniversiteleri sizce nasıl olmalıdır, düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

(E.İ.): Öncelikle “üniversite” kavramının ne ifade ettiğini iyi anlamamız gerekir. John Henry Newman, “Üniversite Düşüncesi” adlı eserinde (1858) aydınlanma sonrası üniversiteyi tanımlarken aslında bugünün ve geleceğin üniversitesini de tanımlamıştır. Buna göre, üniversite; toplumun geniş kesimlerini aydınlatmak, doğayı ve toplumu oluşturan bilimsel, kültürel, teknolojik, sosyal ve sanatsal politikaları belirlemek için çalışan kişilerin oluşturdukları düşünce, etkileşim ve iletişimin paylaşıldığı yerdir. Newman, üniversitelerin önündeki en büyük engelin “fildişi kule” benzetmesiyle değişime karşı duran üniversiteler olduğunu bir eleştiri olarak belirtmektedir. Yakın zamana kadar üniversitelerimiz çoğunlukla toplumdan kopuk, ilgili sektörlerden ayrışık, paylaşımdan uzak, zihinsel yüksek duvarlarla çevrili bir anlayışla bilim yapma, bilgi üretme politikası izlemişlerdir. Sektörlerde de üniversiteyle iş birliği konusunda benzeri bir tutum hâkimdi. Sevindirici olan, bu anlayışın hem üniversitelerimiz hem toplum hem de sektörler için artık değişiyor olmasıdır. Günümüzde de gelecekte de yükseköğretim sisteminde; “yeni nesil üniversite” bilinci ile “nitelikli yenileşme” ve “halk için bilim” kavramlarının, toplum refahı için bilgi ve proje üretimi anlayışının, sivil toplum örgütleri ve kurumlarla iş birliği kültürünün esas olması gerektiğini düşünüyorum.

(B.Ö.): Az önce bahsettiğiniz “yeni nesil üniversite” ve “nitelikli yenilikçi üniversite” kavramını okurlarımız için biraz açabilir misiniz? 

(E.İ.): Temeli insan ve yenilikçi değişim olan üniversiteler; evrensel değerlere ulaşma, sosyokültürel gelişim, kaliteli eğitim ve bilimsel çalışma, nitelikli mezun ve üretim yönünde etkinlikleri ile insanlık için çalışırken toplumun da üniversiteye yakınlaştırılması için üniversite kültürünü yakın takip etmesi hatta onunla uyumlu politikalar belirlenmesi gereklidir. Bu gelişmelerin temel ögeleri olarak aktif öğrenme, altyapı olanaklarının sürekli geliştirilmesi, topluma katkı, AR-GE’nin yaşam biçimi hâline dönüştürülmesi, insan gücünün sürekli motivasyonu, istihdam ve kariyer odaklı esnek eğitim, bunlara uygun ölçme ve değerlendirme süreçlerinin kurgulanması sayılabilir. Nitelikli yenilikçilik yol haritasını oluşturmak isteyen yeni nesil üniversiteler; sık değişen kararlar, popülizm, tutuculuk ve tutarsızlık tuzağına düşmeden tüm süreçleri ve mekanizmaları içeren detaylı bir sistem tasarımı, disiplinler arası ve çok disiplinli çalışma bilinci, yetkinlik temelli müfredat anlayışı, aktif öğrenmeye dayalı pedagojik model, hem bilişsel hem de eğitsel etkin işleyiş, güçlü veri yönetimi, elektronik bilgi platformu, kalite güvence sistemleri, bilgi ekonomisi amaçlı değişim, mentor anlayışlı akademisyenlik, açık bilim açık erişim platformları, nitelikli mesleki öğrenim ve mezuniyet sonrası eğitim gibi uygulamaları oluşturmak zorundadır. Gereksiz bilgi yüklerinden arındırılmış çekirdek müfredatlı öğrenme ve öğrenci odaklı eğitim uygulamaları, öğrenciler için katılımcılık, sorgulama, proje yapabilme, iletişim ve takım çalışması becerisini artırabilme, sorumluluk bilincini güçlendirebilme, sosyokültürel ve entelektüel seviyelerini geliştirebilme imkânı da sağlayacaktır.

(B.Ö.): Sizce üniversitelerde ideal bir eğitim-öğretim anlayışı nasıl olmalıdır?

(E.İ.): Üniversite olma özelliği, araştırma yaparak bilgi üreterek paylaşarak ve nitelikli donanımlı bireyler yetiştirerek kazanılır. İnsan yaşamının iyileştirilmesi, toplumunun gelişmesi için gerekli en temel girdi olan bilgi; özgür ve eleştirel düşüncenin, sorgulama ve araştırmanın, yenilikçi ve yaratıcı enerjinin asıl kaynağıdır. Saygın bir üniversite olabilmek için nitelikli ve öğrenci odaklı eğitim öğretim şarttır. Öğretim, bir mesleğe dair bilgilerin öğretilmesidir. Eğitim ise çok daha kapsamlı olup mesleki öğretim, yaşam boyu öğrenme, araştırma, iş birliği, proje, gibi unsurlar dışında etik ve evrensel değerler, sosyal sorumluluk, insan hakları, farklılıklara saygı, analitik ve eleştirel düşünebilme gibi birçok konudaki çıktıların içselleştirilmesidir.

(B.Ö.): Günümüzde mesleki bilgi birikimi edinmek ve belirli bir alanda uzmanlaşmak oldukça önem kazanıyor. Bu bağlamda lisansüstü eğitimin önemi hakkında neler düşünüyorsunuz?

(E.İ.): Lisansüstü eğitimin en önemli amacı; bilgiye ulaşıp özgün fikirler üretebilen araştırmacı bireyler yetiştirmek, topluma nitelikli insan kaynağı sağlamak ve onların toplumun ekonomik, sosyal, teknik ve kültürel ilerlemesinde rol alabilme becerisi kazandırmaktır. Lisans diploması, bireye belli bir alanda genel bir yeterlik/yetkinlik sağlarken yüksek lisans, bir konuda uzmanlaşma getirmektedir. Doktora eğitimi ise özel bir konuda derinleşme ve bilgi birikimiyle birlikte akademisyenliğin ilk adımıdır. Tüm bu nedenlerle lisansüstü eğitimin önemi hızla artmakta olup gelecekte daha da önem kazanacaktır.

(B.Ö.): Tüm dünyanın gündeminde olan yapay zekâ artık daha çok hayatımızın bir parçası hâline geliyor. Benim de gerçekten ilgimi çeken ve araştırmalar yaptığım bir alan. Eğitim-öğretimde yapay zekâyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

(E.İ.): Yapay zekâ; veri analizi yapabilen, insan zekâsına özgü yüksek bilişsel fonksiyonları veya otonom davranışları sergileyen, insanların karar alma süreçlerine yardımcı olabilen, insanın düşünme yöntemlerini taklit eden yapay bir işletim sistemidir. Bu sistem; algılama, öğrenme, çoğul kavramları bağlama, düşünme, fikir yürütme, sorun çözme, iletişim kurma ve karar verme gibi yeteneklere de sahip olabilmektedir. Bu kapsamda, yapay zekâ uygulamaları ve bu uygulamaların sağlamış olduğu hizmetlere gün geçtikçe daha fazla ihtiyaç duyulacaktır. Tüm alanlarda olduğu gibi eğitim-öğretimde de yapay zekâ kullanımı her geçen gün artmaktadır. Özellikle eğitim-öğretim materyalleri ve teknolojileri bağlamında yapay zekânın etkinliği yükselerek devam edecektir. Bu nedenle yapay zekâ farkındalığı, okur-yazarlığı ve bilinçli kullanımını programlarımıza entegre etmeye çalışıyoruz.

(B.Ö.): Tecrübeli bir akademisyen ve bir eğitimci olarak gençlerimize kendilerini geliştirmeleri noktasında neler söylemek istersiniz?

(E.İ.): Teknolojilerin, anlayışların, kavramların hızla değişerek geliştiği ve yenilendiği yoğun bilgi çağındayız. Yapay zekâ, nesnelerin interneti, dijital dönüşüm, büyük veri, bulut bilişim, sanal gerçeklik, endüstri 4.0 hatta 5.0’ın gündemde olduğu bir dönemdeyiz. Doğal olarak bu hızlı gelişim ve değişim süreci, yeni kavramlar ve becerileri de zorunlu kılmaktadır. Eleştirel düşünce, muhakeme, müzakere, yaratıcılık, girişimcilik, iletişimcilik, tasarımcılık, sadece matematik zekâ değil sosyal ve duygusal zekâ, işbirlikçilik, insan yönetimi, takım çalışması, kararlılık, liderlik gibi beceriler ön planda olacak diye düşünüyorum. Bunlara ilaveten, not alma, hızlı ve akılcı okuma, veri analizi, teknoloji okur-yazarlığı, öğrenmeyi öğrenme, kültürel farkındalık, çeşitlilik duyarlılığı, etik yaklaşım yetilerini de sayabiliriz. Tüm bu yeti ve becerileri geliştirmek için okumak çok çok önemli. Ne bulurlarsa okumalarını ve hayallerini güçlü tutmalarını tavsiye ederim. İster roman, ister öykü, ister tarih, isterse felsefe… Her şeyi okusunlar. 

(B.Ö.): İstinye Üniversitesi Rektörü olarak gençlere önereceğiniz programlar/meslekler hakkında bizlerle bilgi paylaşabilir misiniz?

(E.İ.): Gençlerimize öncelikle; ne istediğini bilebilme, kendini geliştirebilme, iyi bir insan olabilme hedeflerine ilaveten; çalışkan, özgün, meraklı, kararlı, duygulu, tutkulu, vicdanlı, hedefli, iletişime açık olmalarının önemini tekrar vurgulayarak “Neyi seviyorsanız, meslek olarak ne yapmak istiyorsanız kararlılıkla onu tercih edin ve en iyisi olmaya çalışın” derdim. “Hangi programlar revaçta” konusunda ise tıp ve sağlık, mühendislik ve teknik alanlar, bilişim, dijital hizmet teknolojileri ile ilgili alanları söyleyebilirim.

Antalya'da Kuvvetli Sağanak Etkili Oluyor Antalya'da Kuvvetli Sağanak Etkili Oluyor

İstinye Üniversitesi olarak tüm programlarımızda öğrencilere çağın gereksinimlerine uyum sağlayacak bilgi ve becerileri kazandırmayı hedefliyor ve çift ana dal, yan dal ve özelleştirilmiş sertifika programları ile öğrencilere yetenek ve becerilerini zenginleştirebilecekleri geniş bir eğitim yelpazesi sunuyoruz. Bu sayede gençler, gelecekteki iş fırsatlarında rakiplerine göre öne çıkabilmektedir. İş gücü piyasasında; toplumsal refahın artması, teknolojilerde sürekli gelişmeler olması ve bunlara bağlı olarak sektörel talebin sürekli artması başta sağlık, teknik ve bilişim alanlarını oldukça revaçta kılmaktadır. Bunlara ilaveten, daha özel ölçekte ise bilgisayar ve yazılım mühendisliği, yönetim bilişim sistemleri ve gastronomi gibi farklı alanlarda uzmanlaşmış profesyonellere olan ihtiyaç da artmaktadır. Bu şekilde kendi kariyerlerini kendileri şekillendirecek olan gençlerimiz, geleceğin meslekleri için gereken bilgi ve deneyimi kazanarak iş dünyasında rekabetçi bir konuma gelme şansına sahip olabiliyor. 

(B.Ö.): Sivil toplum kuruluşlarındaki görevlerinizden bahsetmek ve fikirlerinizi almak isterim. Benim de TÜSİAV İstanbul İl Koordinatörü olarak görev yaptığım ve bir parçası olmaktan gurur duyduğum vakfımızın mütevelli heyet üyesisiniz. Aynı zamanda sizin de birçok sivil toplum kuruluşunda aktif çalışmalarınız bulunmakta. Sivil toplum kuruluşları (STK) hakkındaki görüşlerinizi de öğrenebilir miyim?

(E.İ.): Toplumun gelecek tasarımı ve yaşadığı tüm sorunlar konusunda önerilerde bulunmak, farkındalık oluşturabilmek, bilinç yaratabilmek ve dayanışma anlayışını ortaya koymak, insanların ve toplumun görev ve sorumluluğudur. Sosyal sorumluluk dediğimiz bu anlayışın, paydaşlara ve kuşaklara taşınması çok önemlidir. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşları, toplumsal katkı ve sosyal sorumluluğun ana unsurları olup hem toplumsal hem de sosyal gücün şekillenmiş hâlidir. Sivil toplum kuruluşlarının temel paydaşlarından biri de üniversitelerdir. Üniversiteler; çevreye, doğaya, topluma, insana dönük daha fazla sosyal sorumluluk projesini yürütmek, bunlara ortak olmak, toplumsal farkındalık yaratma temel hedefinde ilerlemek, toplumun tüm paydaşlarına dönük çalışmaları önemsemek ve gerçekleştirmek ve tüm bu konularda STK ile iş birliği yapmak zorundadır. Bu bağlamda şahsımda güçlü STK bilincinin oluşmasına büyük katkı veren STK duayeni TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak Bey’e özel teşekkürüm olduğunu belirtmek isterim. 

Değerli başkanımız, dayım Veli Sarıtoprak’ın hepimizin üzerinde emekleri çok fazla. Bu yol göstericiliği ve vizyonu için bizler de çok minnettarız. Ben de buradan çok sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

(B.Ö.): Kıymetli hocam, bu röportaj ve değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mı?

(E.İ.): Bilginin güç, bilimsel üretimin üstünlük ve bilgi paylaşımının esas olduğu günümüzde üniversiteler, bilgiye erişimi kolaylaştırmak, gelişim esaslı toplumsal sorumluluk projeleri yapmak ve toplumun sorunlarına çözüm üretmek amacıyla hareket eden kurumlar olmalıdırlar.

Bu doğrultuda, kurumsal ve toplumsal iş birliğine açık bir üniversite olmayı önemsiyoruz. İstinye Üniversitesinin yaşı genç ama olgunluğu ileri, hızı yüksek, kültürü derin, değerleri zengindir. Yukarıda değindiğim tüm konu ve hedeflerde seferberlik anlayışı ile topyekûn çalışıyor, üretiyoruz. Araştırma, bilim ve eğitimin yanı sıra kültürün de sanatın da üniversitesi olma yolunda hızla ilerliyoruz. Kısa vadede ülkemizdeki, orta vadede ise dünyadaki öncü üniversitelerden biri olacağına inanıyorum.

Kaynak: Haber Merkezi