Türkiye ekonomisinden gelen pozitif verilerle birlikte Borsa İstanbul, yatırımcısının yüzünü güldüren tarihi bir başlangıca imza attı. Yeni yılın ilk haftasında makroekonomik dengelerdeki iyileşme ve Türkiye'nin risk primindeki belirgin düşüş, pay piyasalarında ralli havası estirdi. Özellikle enflasyon rakamlarının beklentilerin altında kalarak son 49 ayın en düşük seviyesine gerilemesi, piyasalarda faiz indirimlerine yönelik umutları yeşertirken BIST 100 endeksini zirveye taşıdı. Ekonomi yönetiminin kararlı adımları ve cari dengedeki art arda gelen pozitif seyir, yerli ve yabancı yatırımcıların Türk lirası varlıklara olan ilgisini en üst seviyeye çıkararak finansal piyasalarda iyimser bir tablo oluşturdu.

Ulusal Vefa Programı'na Dev Bütçe! 132 Bin Kişiye Devlet Eli Uzanacak
Ulusal Vefa Programı'na Dev Bütçe! 132 Bin Kişiye Devlet Eli Uzanacak
İçeriği Görüntüle

BIST 100 Endeksinde Tarihi Haftalık Kapanış

Yıla 11.296,52 puan seviyesinden merhaba diyen Borsa İstanbul, ilk işlem haftasında sergilediği performansla tüm zamanların en yüksek seviyelerini test etti.

Finansal kiralama ve faktoring sektörü hisselerinin öncülük ettiği yükselişle endeks, haftalık bazda yüzde 6,11 oranında değer kazandı.

Bu güçlü ivme sonucunda BIST 100 endeksi, 12.200,95 puanla rekor bir seviyeden haftalık kapanış yaparak yeni yılın ilk büyük finansal başarısını kayıtlara geçirdi.

Enflasyon Verileri ve Faiz İndirimi Beklentileri

Yurt içi piyasalardaki bu yükselişin en önemli dayanaklarından birini aralık ayı enflasyon verileri oluşturdu.

Tüketici fiyatlarındaki aylık yüzde 0,89'luk artış, beklentilerin oldukça altında kalarak yıllık enflasyonu yüzde 30,89 seviyesine çekti.

Bu rakam, son 49 ayın en düşük enflasyon verisi olarak dikkat çekerken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde politika faizinde indirime gidebileceği yönündeki senaryoları güçlendirdi. Bu beklenti, borsa cephesindeki alım iştahını tetikleyen ana katalizörlerden biri oldu.

Risk Primi ve Tahvil Faizlerindeki Kritik Düşüş

Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki borçlanma maliyetlerini doğrudan etkileyen 5 yıllık kredi risk primi (CDS), Mayıs 2018'den bu yana en düşük seviye olan 204,5 baz puana kadar geriledi.

Ekonomi yönetiminin uyguladığı politikalar neticesinde gösterge tahvil faizlerinin de 40 seviyesinin altına inerek 36 bandına çekilmesi, özellikle bankacılık sektörü hisselerine olan talebi artırdı.

Uzun vadeli tahvil faizlerinin yüzde 29'lara inmesi, reel sektörün üretim motivasyonunu koruması ve kredi kompozisyonunun rahatlaması adına kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Cari İşlemler Hesabında Seri Artı Dönemi

Dış ticaret dengesi ve döviz girişleri açısından hayati öneme sahip olan cari işlemler hesabı, ekim ayında 457 milyon dolar fazla vererek olumlu seyrini sürdürdü.

Bu veriyle birlikte cari denge üst üste dördüncü ayda da pozitif bölgede kalmış oldu. Temmuz ayı ile ekim ayı arasındaki dört aylık periyotta ulaşılan toplam cari fazla miktarının 8 milyar 653 milyon dolara ulaşması, Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı direncini artırırken borsa performansını destekleyen bir diğer unsur oldu.

Stratejistlerin Gözüyle 2026 Borsa Beklentileri

Borsa İstanbul'un performansını değerlendiren Stratejist Cüneyt Paksoy, 2026 yılının borsa için yaraların sarılma zamanı olduğunu ifade etti.

Dezenflasyon sürecinin netleşmesiyle birlikte nisan ve haziran ayları arasında enflasyonun yüzde 25-26 seviyelerine inebileceğini belirten Paksoy, bu durumun Merkez Bankası'na faiz indirim kabiliyeti kazandıracağını vurguladı.

Paksoy, bardağın dolu tarafına bakıldığında Merkez Bankası rezervlerinin yeterliliği ve Türkiye'nin kredi notu güncelleme ihtimalinin kademe kademe fiyatlanmaya başlayacağını dile getirdi.

Hedef Seviyeler ve Sektörel Analizler

Önümüzdeki dönem için teknik analizlerini paylaşan Cüneyt Paksoy, BIST 100 endeksinde ilk hedefin 12.300 seviyesinin aşılmasıyla birlikte 13.000 ve 13.500 puanlar olduğunu kaydetti.

Yıl sonuna kadar olan süreçte ise 15.000-17.000 bandının bir direnç hedefi olarak görülebileceğini aktardı.

Dolar bazlı bakıldığında 271 puanın üzerindeki kalıcılığın önemine değinen stratejist, 285 dolar direncinin aşılması halinde 320 dolar seviyesine kadar bir yükseliş alanı açılabileceğini ifade etti.

Lokomotif rolünü bankacılık ve holding endekslerinin üstlenmesi beklenirken, yapısal reform adımlarının atılmasıyla birlikte ralli hareketinin sanayi, metal ana sanayi ve taş-toprak sektörlerine de yayılacağı öngörülüyor.

Kaynak: AA