Enerji piyasalarındaki diplomatik adımların ardından Brent petrolün varil fiyatında 18 ay boyunca aşağı yönlü bir seyir öngörülüyor.
Küresel Enerji Devinden Uzun Vadeli Fiyat Öngörüsü
Central Scotland merkezli araştırma ve danışmanlık şirketi Wood Mackenzie uzmanları, "Petrol fiyatlarındaki balon patladı mı? Müzakereler başarılı olursa aşağı yönlü bir trend bekleniyor ancak inişli çıkışlı bir süreç yaşanabilir" başlıklı bir analiz yayımladı. Petrol uzmanları Alan Gelder ve Andrew Harbourne'nun yorumlarının yer aldığı analize göre, ABD ile İran arasında geçen hafta imzalanan mutabakat küresel ekonomi açısından en kötü senaryonun önlenmiş olabileceğine dair umutları artırıyor. Şirketin son tahminlerine göre, Brent petrolün varil fiyatında 18 ay boyunca genel eğilimin aşağı yönlü seyretmesi bekleniyor. Raporda, Brent petrolün ortalama fiyatının, mart-mayıs aylarındaki yüksek fiyatların etkisiyle bu yıl varil başına 92 dolar, 2027'de ise 78 dolar olacağı öngörülüyor.
Hürmüz Boğazında Normalleşme Beklentisi Öne Çıkıyor
Fiyatlardaki bu düşüş öngörüsü, uluslararası deniz ticareti rotalarındaki stratejik geçiş noktalarının yeniden açılması şartına dayanıyor. Bu tahmin, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin ağustosta normalleşeceği varsayımı üzerinden kurgulanıyor. Talep gelecek yıl günlük 105 milyon varil seviyesine yaklaşsa bile, piyasanın yeterli arzla destekleneceği tahmin ediliyor. Uzmanlara göre, Brent fiyatının 2027'nin dördüncü çeyreğinde ise varil başına 70 seviyesine kadar gerilemesi muhtemel görünüyor. Analize göre, bu noktaya ulaşmanın kolay olmayacağı düşünülüyor. Piyasanın; toparlanan talep, yeniden oluşan stoklar ve arzın zamanlama açısından birbirini tam karşılamaması nedeniyle dengeyi ararken, yüksek ve düşük fiyat dönemleri arasında dalgalanmalar yaşaması muhtemel olarak değerlendiriliyor. ABD ve İran arasındaki mutabakat önümüzdeki 60 günde analiz edilecek kapsamlı bir anlaşmanın temelini oluşturuyor. Bu sürece ulaşana kadar Brent petrolü varil fiyatı 3 aydan kısa bir sürede zirveye çıkıyor ve mutabakatın ardından yeniden geri çekiliyor.
Orta Doğu'daki Jeopolitik Riskler Devam Ediyor
Diplomatik uzlaşı çabalarına rağmen enerji koridorlarına yakın bölgelerdeki askeri hareketlilik piyasalar üzerindeki hassasiyetini koruyor. Her iki taraf da Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gerektiği konusunda anlaşma sağlıyor ancak 3 ay süren yüksek enerji fiyatlarının ardından küresel ekonomi kırılganlığı devam ederken iki taraftan yapılacak herhangi bir açıklama enerji sektörü dahil birçok sektörde kritik önem taşıyor. Anlaşmanın duyurulmasına rağmen Orta Doğu'dan gerilime sebep olacak haberler gelmeye devam ediyor. Bunların başında İsrail'in Lübnan'da devam eden operasyonlarına yönelik kısıtlamaları kabul etmediğine dair görüntüler yer alıyor. ABD ile İran arasındaki diğer anlaşmazlık konusu ise Boğaz'ın ne zaman ve hangi şartlarda yeniden açılacağıyla ilgili oluyor. ABD yönetimi boğazın 2 hafta ila 30 gün içinde açılmasını umarken İran devlet medyası, boğazın "İran'ın kendi düzenlemeleri doğrultusunda" yeniden açılacağını duyuruyor. İran'ın geçişleri hafta içi günlük 7 saatle sınırlandırma niyeti, hala elinde bir pazarlık gücü olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Uzmanlara göre, müzakerelerin uzaması veya tamamen başarısız olması riski de bulunuyor. Başarılı olsalar dahi, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş şartlarının savaş öncesindeki serbest gemi trafiğinden oldukça farklı olabileceği belirtiliyor.
Stratejik Rezervlerin Azalması Büyük Kriz Yaratmıştı
Uzlaşı zemini oluşmadan hemen önce, piyasaların fiyat baskısını hafifletmek adına mevcut stokları aşırı düzeyde eritmesi küresel ölçekte ciddi bir alarm verilmesine neden oluyor. Petrol piyasası anlaşmadan önce günlük 11 milyon varilden fazla ham petrol üretimi devre dışı kalmışken fiyatları kontrol altında tutabilmek için stokların tüketilmesine güveniyordu. Hem ticari petrol stoklarının hem de stratejik petrol rezervlerinin azalması bir kriz noktasına işaret ediyordu. ABD'nin Cushing bölgesindeki petrol stokları operasyonel asgari seviyesine yaklaşırken ABD Başkanı Donald Trump 15 Haziran'da "yaklaşık 4 hafta içinde rezervlerimiz tükenir" açıklamasını yaptı. Dünyanın büyük kısmı da benzer şekilde yaklaşan krizi öngörüyordu. Uzmanlar, anlaşmanın duyurulmasından sonra Brent fiyatlarının sert düşüş yaşamasının şaşırtıcı olup olmadığına "evet ve hayır" cevabını verirken mevcut arz-talep dengesi açısından bu düşüşün tam olarak haklı gösterilemediğine vurgu yapıyor. Bu durum, Hürmüz Boğazı'ndan henüz çok fazla ek petrol akışının başlamadığı şeklinde yorumlanırken, Brent petroldeki fiyat değişiminin iki duruma bağlı olduğu belirtiliyor.
Enerji Piyasasının Normale Dönüşü Zaman Alacak
Büyük miktardaki ham petrolün yeniden piyasaya sürülmesi ihtimali bulunsa da lojistik ve finansal güvencelerin sağlanması süreci yavaşlatıyor. Analize göre, piyasanın normalleşme sürecinin aylar alacağı tahmin ediliyor. İlk kritik adım, gemi sahiplerinin, gemilerin ve sigorta şirketlerinin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş konusunda ikna olması olarak belirtiliyor. Haftalardır Körfez'de bekleyen gemilerin dışarı çıkışı için risk hesabı daha cazip görünürken içeri girmek isteyen gemi sahipleri Boğaz'ın tekrar kapanmayacağına dair risk almak zorunda kalıyor. Boğaz yeniden açıldığında talepte ciddi artış olacağı, rafinerilerin kapasite kullanım oranlarını yükseltmek isteyeceği, depolama şirketleri, rafineriler ve hükümetlerin ticari stoklarını ve stratejik rezervlerini yeniden doldurmaya çalışacağı öngörülüyor. Körfez'de mahsur kalmış gemilerde bulunan yaklaşık 60 milyon varil petrolün, boğazın güvenli olduğu kabul edilir edilmez hızla tüketici pazarlarına ulaşacağı tahmin ediliyor.
ABD ile İran arasındaki diplomatik yakınlaşma ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden ticarete açılma olasılığı küresel enerji piyasalarında sert fiyat düşüşlerini beraberinde getirirken, uzmanlar arz ve talep dengelerinin tam anlamıyla istikrara kavuşmasının uzun bir zaman dilimine yayılacağını öngörüyor.





