İzlenimcilik sanatının öncülerinden Claude Monet’in neredeyse tüm eserlerinde baskın olan mavi renginin tarihi geleneksel akademi kurallarına karşı başlatılan bir devrime dayanıyor.
1862 yılında Fransa Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim alan Claude Monet, Pierre-Auguste Renoir, Alfred Sisley ve Frédéric Bazille dönemin stüdyo odaklı yapay sanat anlayışını kabul etmedi. Klasik mitoloji ve İncil sahnelerini kapalı mekanlarda resmetmeyi yapay bulan bu 4 arkadaş eserlerini doğaya taşıdı.
Siyah Renkten Maviye Geçiş
Ressam Pierre-Auguste Renoir’ın aktardığına göre, bir eser çalışması sırasında siyah boyanın bitmesiyle gölgelerin siyah yerine mavi tonlarıyla oluşturulmasına karar verilmiş. O günden sonra başlayan değişim akademinin koyu gölge kurallarını yıkarak açık hava ressamlığının temelini atmıştır.
Buna göre izlenimci ressamlar doğa üzerinde bulanan hiçbir gölgenin tamamen siyah olmadığını savunmuştur. Gölgelerin ışık ve renk karışımlarından elde edildiğini vurgulamışlardır.
Monet ise gökyüzünün doğal rengi olan maviyi eserlerinin merkezi haline getirmiştir. Eserlerinde resmettiği çoğu şeyde maviyi temel olarak kullanmıştır.
Sadece renklerde değil resimlerin yapıldığı tuvallerde de değişimler yaşanmıştır. Geleneksel ressamların kullandığı koyu renkli tuvaller yerine Monet daha çok beyaz renkli tuvaller kullanmıştır. Monet’in 1869 yılında resmettiği "La Grenouillère" adlı eseri bu yeni tarzın ilk örneklerinden biridir.
Monet aynı zamanda Londra ve Venedik gibi birçok seyahatinde şehirleri bir fotoğraf gibi değil de kendisinde bıraktığı izlenimlere göre resmetmeye devam etti.



