Hemipleji yani halk arasındaki adıyla kısmi felç, bugün dünyada milyonlarca insanı aniden yakalayan ve yaşamı kökten değiştiren en ciddi sağlık sorunlarından biridir. Beynin beslenmesini durduran bir damar tıkanıklığı ya da hücre hasarı, saniyeler içinde vücudun bir yarısını hareket edemez hale getirebiliyor. Genelde yaşlılık hastalığı olarak kodlansa da modern yaşamın getirdiği riskler nedeniyle artık her yaş grubunda kapıyı çalabilen hemiplejide en kritik konu, belirtileri fark edip saniyelerle yarışarak hastaneye ulaşmak. Çünkü beyin hücreleri oksijensiz kaldığı her an geri dönülemez bir hızla ölmeye başlıyor.
Hemipleji Nedir ve Beyinde Neler Olur?
Hemipleji, beyin hücrelerinin hasar alması veya damarların tıkanmasıyla ortaya çıkan, vücudun sağ ya da sol bölgesinde hareket kaybına yol açan bir tablodur. Bu durum sadece bir güçsüzlük değil, beynin emir komuta zincirinin kopmasıdır.
Beynimizin sağ tarafı vücudun solunu, sol tarafı ise vücudun sağını kontrol eder. Eğer hasar sol beyindeyse, felç belirtileri sağ tarafta görülür.
Beyne giden oksijen ve besin akışı kesildiği an başlayan bu tablo, tıbbi bir acil durumdur. Hızlı müdahale edilmediğinde komplikasyonlar artar ve günlük yaşamı sürdürmek imkansız hale gelebilir.
Vücudun Alarm Sinyalleri: Hemipleji Belirtileri
Beyindeki hasarın büyüklüğü ve yerine göre semptomlar değişkenlik gösterse de, vücudun verdiği bazı ortak sinyaller vardır.
· En belirgin işaret, vücudun bir yarısındaki kol ve bacak kaslarında aniden gelişen sertleşme veya hareket kaybıdır.
· Buna yürüme ve denge problemleri eşlik eder.
· Kişide uyuşma, konuşma bozuklukları, hafıza kayıpları ve yer algısında sorunlar görülebilir.
· Davranışlarda ani değişiklikler, odaklanma güçlüğü, çift görme gibi görsel sorunlar ve çok şiddetli baş ağrısı da hemiplejinin habercisi olabilir.
Hemiplejiyi Tetikleyen Nedenler ve Risk Grupları
Listenin ilk sırasında beyin damarlarındaki yapısal bozukluklar ve tıkanıklıklar yer alır fakat sadece bununla sınırlı değildir. Beyin tümörleri, enfeksiyonlar ve mikrobik hastalıklar da bu tabloyu tetikleyebilir.
Risk faktörleri incelendiğinde ise kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, diyabet ve sigara kullanımı ön plana çıkar.
İleri yaş ve hareketsiz yaşam tarzı riski artırırken, istatistikler erkeklerin kadınlara oranla daha fazla risk altında olduğunu göstermektedir. Özellikle 55 yaş üzerindeki bireylerin çok daha dikkatli olması önerilmektedir.
Tanı Nasıl Konulur ve Hangi Testler Uygulanır?
Teşhis aşamasında tıp dünyası çok yönlü bir yol haritası izler. Fizik muayene ile nörolojik sistem kontrol edilirken, kan testleriyle pıhtılaşma hızı ve enfeksiyon durumu ölçülür.
Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans (MR) taramaları, beynin detaylı haritasını çıkararak hasarın iskemik mi yoksa kanama kaynaklı mı olduğunu netleştirir.
Karotis ultrasonu boyun damarlarını incelerken, nadiren kullanılan serebral anjiyogram damar yapısını en ince ayrıntısına kadar gösterir.
Kalpten beyne pıhtı gidip gitmediğini anlamak için ise ekokardiyogram kullanılır.
Hemipleji Tedavisi Nasıldır?
Tedavi süreci hemiplejinin nedenine göre şekillenir ve nöroloji uzmanından fizyoterapiste kadar uzanan geniş bir ekip tarafından yürütülür.
İlk etapta ilaçlı tedavi ile beyindeki hasarın büyümesi durdurulmaya çalışılır. Durum kontrol altına alındığında ise fizik tedavi ve rehabilitasyon süreci devreye girer.
Ergoterapi ile hastaların günlük yaşam becerileri geliştirilirken, konuşma bozukluğu yaşayanlar için dil terapistleri destek sağlar.
Robotik terapiler ve elektrostimülasyon gibi modern yöntemler de kas gücünü artırmak için kullanılan seçenekler arasındadır.

