Bazı yönetmenler vardır, bir film yapar ve sinema tarihine adını yazar. ABD'li yönetmen Frank Darabont da onlardan biri. Hatta belki de daha fazlası.
“Esaretin Bedeli” (The Shawshank Redemption) gibi bir film çekip ardından yıllarca kenara çekilmek, pek çok yönetmen için akıl almaz bir tercih olurdu. Darabont içinse bu, bilinçli bir duraklama.
15 yılı aşkın süredir film yönetmeyen Darabont, uzun süre gerçekten emekli olmuş gibiydi.
Bu yüzden Netflix dizisi “Stranger Things”in final sezonunda iki bölüm yönetmesi, doğal olarak “geri dönüş” beklentilerini artırdı. Ancak Darabont bu beklentilere mesafeli.
Stranger Things Bir İstisna mı?
Darabont’un “Stranger Things”e dönüşü, planlı bir kariyer hamlesinden çok kişisel bir tercihti. Kendisi bunu açıkça söyledi zaten:
“Eşimle birlikte bu diziyi gerçekten çok seviyoruz.”
Yani burada bir “geri dönüyorum” kararı yok. Daha çok sevilen bir işin parçası olma isteği var. Nitekim Darabont, dizinin son sezonunda yalnızca iki bölüm yönetti ve tekrar sessizliğine geri döndü.
“İşi Özlemedim”

Çünkü film yapımına tamamen dönüp dönmeyeceği sorulduğunda net bir kapı açmıyor. Aksine oldukça dürüst bir cümle kuruyor:
“İşi özlemedim ama yaratıcı insanlarla sette olmayı özledim.”
Bu cümle, Darabont’un ruh halini özetliyor. Bu ruh halini biraz açmakta fayda var:
Çatışmalardan Yorulan Bir Yönetmen
Sinema efsanesi Darabont’un geri durmasının önemli bir nedeni de sektörün kendisi. Artık çatışmalarla uğraşmak istemiyor.
Hollywood’un bitmeyen stüdyo baskıları, yaratıcı mücadeleler ve hukuki süreçler, onun için cazibesini yitirmiş durumda.
Bu noktada geçmişe dönmekte fayda var.
Kısa Ama Ağır Bir Filmografi
Darabont, yaklaşık 30 yıllık kariyerinde yalnızca dört uzun metraj film yönetti.
Ama bu dört film, pek çok yönetmenin tüm kariyerine bedel:
1994 yapımlı “Esaretin Bedeli” (The Shawshank Redemption), IMDb'de 1 numara
1999 yapımlı “Yeşil Yol” (The Green Mile), IMDb'de 25. sırada
2001 yapımlı The Majestic ve
2007 yapımlı “Sis” (The Mist)
Ayrıca çok bilinmez efsane zombi dizisi The Walkink Dead'in yaratıcısı ve yönetmenidir, kendisi...
2007’den bu yana ise bir film için kamera arkasına geçmedi. Bunun nedeni de kişisel tercih değildi.
Walking Dead Kırılması
Darabont’un kariyerindeki en büyük kırılma noktalarından biri “The Walking Dead” süreci oldu.
Yönetmenin diziden ayrılmasının ardından AMC ile yaşadığı hukuki savaş, sektörde uzun süre konuşuldu.
Hatta Darabont'un bu dava nedeniyle Hollywood’da fiilen dışlandığı bile iddia edildi.
Dava sonuçlandı, Darabont kazandı ve milyonlarca dolar tazminat aldı. Ancak bu zafer, sektöre geri dönüş anlamına gelmedi.
Sessiz Ama Etkili Bir Dönem
2011’den sonra Darabont tamamen ortadan kaybolmadı. Aksine, büyük gişe filmlerinde gizli “senaryo doktoru” olarak çalıştı.
Yani Hollywood’un kalbindeydi ama ışıkların altında değildi.
Bugün 66 yaşında. James Cameron, Martin Scorsese ve Ridley Scott ile kıyaslandığında hala film yapabilecek uzun bir zamanı var. Ama bir kırgınlığı olduğu da gerçek...
Sonuç Olarak

Frank Darabont, sinema tarihine geçecek filmler çekip sonra sektörden uzaklaşmış nadir isimlerden biri.
“İşi özlemedim” demesi küskünlük ile beraber, bilinçli de bir tercih.
Belki bir film daha yapar, belki yapmaz.
Ama şurası net: Darabont, geri dönse bile bunu ancak gerçekten istediği zaman yapacak.
Ve seyirci nezdinde tüm zamanların en iyi filmlerinden ikisini çekip sektörden uzak kalmak da Hollywood’a yazar, nokta.




