Modern makroekonomi alanında merkez bankalarının faiz indirimleri ve parasal genişleme hamleleri, piyasalara likidite enjekte etmenin ilk yolu olarak belirtilmektedir. Bununla birlikte finans analistleri, basılan yeni paranın tüm ekonomik aktörlere aynı anda ulaşmadığını, bu konunun toplumda gelir adaletsizliği oluşturduğunu aktarmaktadır. Adını 18. yüzyılın köklü ekonomistlerinden Richard Cantillon'dan alan "Cantillon Etkisi" teorisi, enflasyonist süreçlerin neden bazılarını zenginleştirirken bazılarının alım gücünü sistematik olarak azalttığını sosyolojik açıdan gözler önüne sermektedir.

TİGEM Hayvan Varlığını 400 Binin Üzerine Taşıdı
TİGEM Hayvan Varlığını 400 Binin Üzerine Taşıdı
İçeriği Görüntüle

Yeni Basılan Paraya İlk Ulaşmak Neden Büyük Bir Avantaj Sağlıyor?

Cantillon Etkisi'nin temel işleyişi, paranın piyasaya sürüldüğü ilk giriş noktası ile en son ulaştığı uç noktalar arasındaki zaman ve fiyat farkına dayanmaktadır. Merkez bankası matbaasından çıkan ya da kredi artışıyla oluşturulan yeni para, piyasaya ilk girdiğinde fiyatlar genel seviyesi yükselmemiş, yani enflasyonist dalga başlamamıştır. Bu paraya ilk ulaşım hakkı bulunan devlet kurumları, ticari bankalar, büyük fonlar ve dev şirketler, eski fiyatlar geçerli durumdayken düşük maliyetle ham madde, gayrimenkul veya hisse senedi alabilmektedir.

Parayı ilk kullanan bu grup, paranın satın alma gücü en yüksek seviyedeyken piyasadan aslan payını alarak servetlerini yükseltme olanağı yakalamaktadır.

Muhabir: Sibel Bay