Emtia piyasaları küresel ekonomideki faiz beklentileri ve diplomatik uzlaşı adımlarının gölgesinde petrol ve altın fiyatlarındaki sert geri çekilmelerle haftayı tamamladı.
Değerli Metallerde Güçlü Dolar Baskısı
Kıymetli madenler piyasasında geçtiğimiz hafta boyunca, Amerikan Merkez Bankasının sıkı para politikası duruşunu devam ettireceğine yönelik öngörüler ile dolar endeksindeki tırmanış fiyatları baskı altına aldı. Faiz oranlarının yüksek seviyelerde kalacağı düşüncesi, faiz getirisi olmayan madenlere yönelik alım iştahını düşürürken, Amerikan dolarının değer kazanması bu ürünleri farklı para birimi kullanan yatırımcılar için daha masraflı hale getirdi. Bu doğrultuda altının ons fiyatı hafta ortasında 4 bin dolar sınırının altını görse de haftalık kapanışını 4 bin 81 dolar seviyelerinde gerçekleştirdi. Endüstriyel üretime olan duyarlılığı nedeniyle gümüşteki kayıplar altına oranla çok daha keskin oldu. Haftalık bilançoya bakıldığında ons bazında gümüş yüzde 9, paladyum yüzde 4,2, platin yüzde 2,2 ve altın ise yüzde 1,8 oranında gerileme kaydetti.
Baz Metallerde Çin Talebi ve Stoklar İzlendi
Sanayinin temel girdisini oluşturan metallerde ise güçlü Amerikan dolarının yanı sıra Asya devinden gelen talep endişeleri ve ambarlardaki yüksek doluluk oranları yönü tayin etti. Dolar cinsinden fiyatlanan endüstriyel metaller, yükselen endeks sebebiyle diğer para birimlerine sahip alıcılar için pahalı bir hal aldı ve bu durum satış eğilimini güçlendirdi. Alüminyum tarafındaki düşüş trendinde Orta Doğu kaynaklı ham madde ve enerji arzı endişelerinin hafiflemesi, Çin'deki yüksek üretim hacmi ve mevcut stokların talebi karşılayacak boyutta olması rol oynadı. Bakır pazarında ise Amerika'nın gümrük vergisi kararları öncesinde COMEX depolarına kaydırılan yoğun sevkiyatlar stokları şişirirken, Çin piyasasındaki yüksek fiyatlar fiziki alımları sekteye uğrattı. Asya'da rafine bakır üretiminin artması ve ham bakır ithalatının zayıflaması kısa vadeli beklentileri olumsuz etkilese de teknolojik yatırımlar, elektrik şebekesi yenilemeleri ve yeşil enerji dönüşümüne dair uzun vadeli talepler kayıpların daha da derinleşmesini engelledi. Yaşanan bu gelişmelerle birlikte tezgah üstü piyasada libre bazında alüminyum yüzde 5,8, nikel mini yüzde 4,2, bakır yüzde 3,2, kurşun yüzde 2,5 ve çinko yüzde 1,9 değer kaybetti.
Brent Petrol Savaş Öncesi Seviyelerinde
Enerji pazarında Washington ile Tahran arasındaki diplomatik temasların pozitif seyretmesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki gemi trafiğinin hız kazanması petrolü aşağı çekerken, Amerika'daki yüksek sıcaklık tahminleri doğal gazı yukarı taşıdı. İki ülke arasındaki görüşmelerden gelen olumlu sinyaller ve boğazdaki tanker geçişlerinin artması, sevkiyatların kısa sürede normalleşeceği beklentisini doğurdu. Bu durum, gerilim döneminde fiyatların üzerine binen risk priminin tamamen dağılmasını sağladı ve Brent petrol çatışmalar başlamadan önceki fiyat seviyelerine geri döndü. Ancak deniz yolundaki güvenliğin tam manasıyla sağlanamaması ve uzlaşı sürecinin kalıcı bir ortaklığa dönüşüp dönüşmeyeceğine dair soru işaretleri düşüş hızını yavaşlattı. Ayrıca küresel petrol talebindeki yavaşlama sinyalleri de petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturdu. Doğal gaz ise Amerika'nın belirli bölgelerinde mevsim normallerinin üzerinde seyredecek kavurucu hava tahminleriyle rakiplerinden pozitif ayrıştı. Ancak buradaki yükseliş de ülkedeki mevcut gaz stoklarının son beş yılın ortalamasından yüksek olması nedeniyle sınırlı kaldı. Haftalık kapanışta doğal gazın İngiliz termal birimi bazındaki fiyatı yüzde 1,4 artış gösterirken, Brent petrolün varili yüzde 8,5 oranında çöküş yaşadı.
Tarım Emtialarında Hava Koşulları Belirleyici Oldu
Tarımsal ürünlerin işlem gördüğü borsalarda ise Amerika'daki hava tahminleri, Hindistan'daki muson sezonu, Kuzey Yarım Küre'deki hasat faaliyetleri ve Batı Afrika'daki yoğun yağışlar fiyat tablolarını şekillendirdi. Soya fasulyesi piyasasında Amerika'nın üretim bölgelerindeki kuraklık endişeleri ve Çin'in alım iştahının yeniden canlanabileceği beklentisi fiyatları yukarı itti. Buğday cephesinde ise Kuzey Yarım Küre'deki yoğun hasat dönemi, Karadeniz hattından sevkiyatların aksamadan sürmesi ve rekolte beklentilerinin iyileşmesi fiyatları aşağı yönlü baskıladı. Mısırda ise Amerika'daki olumlu üretim koşulları, Güney Amerika ülkelerindeki yüksek rekolte beklentisi ve petroldeki düşüşün biyoyakıt marjlarını daraltması etkili oldu. Chicago borsasındaki haftalık sonuçlara göre kile bazında pirinç yüzde 7,3 ve soya fasulyesi yüzde 1,1 değer kazanırken, buğday yüzde 4,1 ve mısır yüzde 0,9 geriledi. Kahve fiyatlarında Brezilya'daki aşırı yağışların ürün kalitesini bozacağı endişesi etkili olurken, kakaoda ise Fildişi Sahili ve Gana'daki sel ve hastalık riskleri fiyatları adeta uçurdu.
Çiftçilerin yüksek gübre ve ilaç maliyetleri yüzünden yeterli bakım yapamaması da fiziki arz krizini tetikledi. Bu doğrultuda New York borsasında libre bazında şeker yüzde 3, kahve yüzde 2,3 artış kaydederken, pamuk yüzde 4,4 düştü. Arz sıkıntısı yaşayan kakaonun ton fiyatı ise haftayı yüzde 20,5 gibi çok büyük bir yükselişle kapattı.
Küresel ölçekte esen faiz rüzgarları ve diplomatik alandaki yumuşama adımları, geride bıraktığımız haftalık süreçte endüstriyel ham maddelerden enerji kontratlarına kadar çok geniş bir yelpazede kayıpların yaşandığı bir bilançoyu tescilledi.




