Tüketicilerin satın alma gücünü gizlice eriten kar odaklı bu modern fiyatlama stratejisi, hammadde krizlerini fırsata çevirerek piyasalardaki güvensizlik ortamını kalıcı hale getiriyor.

Kar Odaklı Yeni Finansal Terim: Greedflasyon

Pandemi sonrası dönemde küresel ölçekte fiyat artışlarının temel nedenleri tartışılırken literatüre yeni giren bir kavram dikkat çekti: Greedflasyon. Bu kavram, şirketlerin yalnızca maliyet artışına bağlı kalmadan; fırsat maliyeti, arz darlığı ya da kamuoyundaki fiyat artışı algısını kullanarak gereğinden fazla fiyat artırması anlamına gelir. Geleneksel anlamda “Enflasyon nedir?” sorusuna verilen yanıt arz-talep dengesizliği, maliyet artışı and para arzı artışı gibi faktörleri içerir.

Küresel Piyasalar ECB Faiz Kararı ve ABD Verisine Odaklandı
Küresel Piyasalar ECB Faiz Kararı ve ABD Verisine Odaklandı
İçeriği Görüntüle

Ancak greedflasyon bu mekanizmaların dışında özellikle kâr maksimizasyonu odaklı ve davranışsal bir enflasyon biçimidir. Bu noktada şirketler artan maliyetleri gerekçe göstererek ürün başına kâr oranlarını yükselttiğinde tüketici daha pahalıya daha az ürün almaya zorlanır. Ayrıca greedflasyon, serbest piyasanın etik sınırlarında gezinir. Fiyatlamada piyasa rekabeti değil fırsatçılık belirleyici olur. Bunun yanı sıra yapı tüketici güvenini zedelerken, fiyatların yukarı yönlü yapışkanlığını da artırabilir.

Tüketiciyi Zorlayan Üç Farklı Fiyatlama Stratejisi

Modern tüketici davranışlarının zorlandığı dönemde üç temel fiyatlama taktiği ön plana çıkar. Bunlar; skimpflasyon, shrinkflasyon ve greedflasyondur. Her biri farklı stratejilerle tüketiciyi etkilerken, ortak paydaları fiyat/kalite dengesini bozmalarıdır.

Greedflasyon: Fiyatlar orantısız biçimde artar. Ürün miktarı ve kalitesi sabit kalırken, kâr oranı yükseltilir. Şirketler dışsal krizleri bahane ederek fiyat şişirmesi de yaparlar.

Shrinkflasyon: Aynı fiyata daha az ürün sunulur. Örneğin; bir çikolata paketi 100 gramken sessizce 85 grama düşürülür ama etiket fiyatı korunur.

Skimpflasyon: Ürünün ya da hizmetin kalitesi düşürülür fakat tüketiciye bu durum açıkça belirtilmez. Örneğin; otelde temizlik sıklığı azaltılır, çağrı merkezinde insan yerine bot yönlendirilir.

Bu üç strateji, tüketicinin ödediği paranın karşılığını azaltır. Bazıları doğrudan fiyatla, bazıları ürün ya da hizmetin değeriyle oynar. Ayrıca her biri enflasyon çeşitleri içinde farklı boyutları yansıtan ve piyasa koşullarında karşılaşılan modern fiyatlama yöntemleri arasında yer alır.

Talep Gerilerken Fiyatların Yapışkan Kalmasının Gerekçeleri

Klasik iktisat kuramına göre bir ürün ya da hizmete olan talep azalırsa fiyat da buna paralel olarak düşmelidir. Ancak günümüzde bu ilişki her zaman geçerli değildir. Özellikle greedflasyon ortamında talep düşse bile fiyatların yüksek kalmasının birkaç temel nedeni vardır. Şirketler, azalan talebi, artan birim maliyet bahanesiyle açıklayarak fiyatlarını sabit tutabilir ya da artırabilir. Ayrıca arzın kısıtlı olduğu veya üretim kapasitesinin küçüldüğü durumlarda maliyetlerin birim ürün başına bölünmesi fiyatı yukarı çeker. Tüketici psikolojisi de bu yapının sürmesine zemin hazırlar; “Fiyatlar daha da artmadan alayım” düşüncesi, düşük talep ortamında bile fiyatlara yapışkanlık kazandırır. Bu durum, çekirdek enflasyon kavramının da gösterdiği gibi fiyatların kısa vadeli dalgalanmaların ötesinde kalıcı bir eğilim kazanmasına da yol açabilir.

Sürecin Sona Ermesi için Gereken Piyasasal Şartlar

Greedflasyonun son bulması için hem birincil piyasa gibi temel finansal yapıların ve piyasa mekanizmalarının şeffaf biçimde işlemesi hem de düzenleyici kurumların aktif biçimde müdahale etmesi gerekir. Şirketlerin fiyat politikalarının daha sıkı denetlenmesi, şeffaflık ve tüketici bilgilendirmesinin artırılması gerekir. Ayrıca kamuoyu baskısı ve bilinçli tüketici hareketleri bu süreci kısaltabilir. Ancak serbest piyasa koşullarında greedflasyonun otomatik olarak ortadan kalkması zordur. Çünkü serbest piyasa yapısında fiyatların gönüllü olarak aşağı çekilmesi beklenen bir durum değildir.

Makroekonomik Göstergeler

Gelir adaletsizliğinden bankacılık sektöründeki kredi hacimlerine kadar uzanan geniş bir alan, bu yapay fiyatlama politikasından payını alıyor. Greedflasyonun makroekonomik düzeydeki etkileri, fiyat istatistikleri bozulmasından gelir dağılımı adaletsizliğine kadar uzanabilir. Bu durum, tüketicinin daha az ürün alıp daha fazla ödemesine yol açabilir. Özellikle orta-alt gelir grubunu greedflasyon süreci doğrudan etkiler. Fiyat artışlarının üretim maliyetinden değil kâr hırsından kaynaklanması ise enflasyonla mücadele politikalarının da etkinliğini azaltır. Para politikası araçlarıyla çözülemeyen bu yapı ekonomi yönetimini zor durumda bırakabilir. Ayrıca güven kaybı; tüketim daralmasına, tasarruf artışına ve yatırım ertelemelerine de neden olabilir.

Maliyetlerden bağımsız kâr maksimizasyonu hedefiyle ortaya çıkan greedflasyon shrinkflasyon ve skimpflasyon gibi yöntemlerle birleşerek tüketici güvenini ve satın alma gücünü zedeliyor.

Muhabir: Betül Gökçe AKGÖL BAYRAKTAR