Hayvanların insan dilini anlama yeteneği üzerine yapılan son deneyler, canlıların kelimelerin anlamlarını doğrudan ayırt edebildiğini ortaya koyuyor.
Bilim Dünyasını Yanıltan Akıllı At
Geçmiş yüzyılın ilk dönemlerinde Avrupa genelinde büyük bir şöhrete kavuşan bir canlı, sözel yeteneklerin sınırlarını tartışmaya açan ilk somut örneklerden biri olarak tarihe geçti. Almanya genelinde gösteriler yapan Clever Hans isimli meşhur at; matematiksel işlemleri çözebilme, zamanı algılama ve Almanca söylenilen komutları yerine getirebilme yeteneğiyle kitleleri hayrete düşürüyordu. Ancak uzmanlardan oluşan tarafsız bir inceleme heyeti, bu canlının zihinsel süreçlerini mercek altına aldığında durumun bir matematik dehasıyla ilgili olmadığını belirledi. Yapılan analizler neticesinde, bu canlının aslında soruyu yönelten kişilerin doğru yanıta yaklaşıldığında farkında olmadan sergiledikleri mikroskobik beden dili değişimlerini kusursuzca izlediği anlaşıldı. Bu dikkat çekici gözlem yeteneği, literatüre söz konusu canlının adıyla geçerek sonraki yıllarda yapılacak tüm dil testlerinde eğitmenlerin istemsizce verdiği ipuçlarının elenmesi adına bir dönüm noktası oldu.
İşaret Dili Kullanan Primatlar ve Sembol Panolarının Gücü
1960'lı yıllardan itibaren primatlar üzerinde yoğunlaşan antropolojik ve bilişsel çalışmalar, insan dışındaki canlıların dilsel becerilerini çok daha ileri bir boyuta taşıdı. Bu çalışmaların en popüler öznelerinden biri olan Koko isimli goril, Amerikan İşaret Dili bünyesindeki bine yakın sembolü aktif biçimde kullanmayı başarırken iki binden fazla İngilizce kelimeye de uygun tepkiler geliştirdi. Akademik çevrelerin bir kısmı bu durumu yine eğitmenlerin kişisel yorumlama eğilimiyle açıklasa da bir diğer önemli örnek olan Kanzi isimli bonobo, iddiaları tamamen yeni bir boyuta taşıdı.
Kelimeleri ses telleriyle telaffuz edemeyen bu canlı, üzerinde 200 civarında farklı sembolün yer aldığı özel bir leksigram panosu vasıtasıyla nesneleri, eylemleri ve mekanları ifade etmeyi başardı. Hatta kendisine daha önce hiç duymadığı karmaşık bir talimat verildiğinde, bu emri eksiksiz yerine getirerek zihinsel kapasitesinin iki buçuk yaşındaki bir insan çocuğunun performansını geride bıraktığını kanıtladı.
Evrimsel Sürecin Getirdiği Motivasyon
Doğal ortamlarında insan diline gereksinim duymayan yaban hayatı unsurlarının aksine, binlerce yıldır insanlıkla ortak bir yaşam alanını paylaşan bazı canlılar bu konuda çok daha spesifik bir algı mekanizması geliştirdi.
Yaklaşık on dört bin senedir insanla birlikte yaşayan köpekler, insan ses yapısını ve vurgu farklılıklarını ayırt etme noktasında doğuştan gelen bir yatkınlığa sahip bulunuyor. Henüz sekiz haftalık yavruyken dahi insan jestlerine odaklanmaya başlayan bu canlılar üzerinde yürütülen sinirbilim çalışmaları, kelimelerin beyinde kendilerine has zihinsel karşılıklar bulduğunu gösteriyor. Bu alandaki en uç örneklerden biri olan Chaser adındaki border collie cinsi köpek, binin üzerinde kelimeyi hafızasında tutmanın yanı sıra dilbilgisel sıralamaları da ayırt edebiliyordu. Bu canlıya yönelik testlerde, nesnelerin ve eylemlerin cümle içindeki yerleri değiştirilse bile komutun mantığını tam olarak kavradığı gözlemlendi.
Düğme Panolarıyla Yapılan Modern Deneyler
Son yıllarda kitle iletişim araçlarında sıkça karşımıza çıkan ve üzerindeki düğmelere basarak temel ihtiyaçlarını dile getiren canlıların bu davranışı, Kaliforniya Üniversitesi bünyesinde görev yapan bilişsel bilimci Federico Rossano tarafından bilimsel bir teste tabi tutuldu. Araştırmacılar, bu düğme mekanizmalarını kullanan canlıların sadece çevresel faktörlerden ve sahiplerinin hareketlerinden mi ipucu aldığını, yoksa kelimenin kendisine mi odaklandığını anlamak adına ortama tamamen yabancı unsurlar ekledi. Gerçekleştirilen deneylerin neticesinde, hiçbir bağlamsal yönlendirme ya da insan hareketi olmaksızın sadece düğmeden gelen sesle canlıların ilgili eyleme yöneldiği belirlendi.
Yine de bu dil yeteneğinin akustik olarak çok küçük nüanslarla ayrılan kelimeleri ayırt edememek gibi net bir sınırı bulunuyor.




