Gecenin bir yarısı aniden uyanıp gözlerinizi açtığınızda, zihninizin berrak olmasına rağmen vücudunuzu milim bile oynatamadığınız o dehşet verici anlar aslında bilim dünyasında net bir karşılığa sahiptir. Halk arasında karabasan olarak adlandırılan ve asırlardır mistik hikayelere konu olan bu deneyim, modern tıpta uyku felci (sleep paralysis) olarak tanımlanmaktadır. Zihnin uyanış hızı ile bedenin biyolojik komutları arasındaki senkronizasyon bozukluğundan kaynaklanan bu durum, bireyin kendisini uyanık bir zihinle felçli bir vücut arasında hapsolmuş gibi hissetmesine yol açmaktadır.
Karabasan Olarak Bildiğimiz Aslında ‘Uyku Felci’
Uyku felcinin temelinde uykunun REM (Hızlı Göz Hareketleri) evresi sırasında yaşanan bir aksaklık yatmaktadır. Bu evrede beyin, rüyaların fiziksel bir eyleme dökülmesini ve kişinin kendisine zarar vermesini engellemek için vücut kaslarını geçici olarak felç eder.
Atoni adı verilen bu geçici felç durumu, normal şartlarda kişi uyandığında sona erer fakat bazı durumlarda beyin uyandığı halde atoni mekanizması devrede kalmaya devam eder.
Bu durum beynin algısal kısmı ile vücudu kontrol eden bölgesi arasındaki fizyolojik uyumsuzluktan kaynaklanır ve kişinin bilinci açıkken hareketsiz kalmasıyla sonuçlanır.
Karabasan Belirtileri ve Fiziksel Semptomlar Nelerdir?
Bir atak sırasında kişi çevresinin tamamen farkındadır ve gözlerini hareket ettirebilir fakat konuşamaz ya da vücudunun hiçbir yerini oynatamaz. Bu bilinçli hareketsizlik hali yoğun bir korku ve panik duygusu yaratır.
Atak yaşayan bireylerin en sık dile getirdiği şikayetlerin başında göğüste ağır bir baskı hissetme ve nefes almada zorluk çekme gelir. Kişi göğsünün üzerinde sanki bir ağırlık varmış gibi hissedebilir.
Bu durum aslında fiziksel bir boğulma değil, panik anında hissedilen ve göğüs kaslarının hareketsiz kalmasından kaynaklanan psikolojik bir semptomdur.
Halüsinasyonlar ve Odadaki Gölge Figürler
Uyku felci sırasında beyin, vücudun kilitli olmasından kaynaklanan akut tehlike durumuna karşı kendini korumak adına gerçek olmayan görüntüler üretebilir.
Hipnogojik (uykuya dalarken) veya hipnopompik (uyanırken) olarak adlandırılan bu halüsinasyonlarda, kişi odada karanlık bir figür, gölge veya kötü niyetli bir varlığın olduğunu hissedebilir.
Bilinçaltından çağırılan bu sanrılar, konunun kültürel yapılarda uydurma kavramlarla ilişkilendirilmesine neden olmuştur.
Yapılan araştırmalar, bilincin açık ancak vücudun kilitli olduğu bu anlarda beynin hızla çalışarak korku temalı illüzyonlar yarattığını kanıtlamaktadır.
Atakları Tetikleyen Faktörler ve Nedenleri
Karabasanın ortaya çıkma olasılığını artıran çeşitli faktörler bulunmaktadır. Yetersiz uyku almak, vardiyalı çalışma düzeni ya da uyku saatlerinin sıkça değişmesi vücudun doğal döngüsünü bozar.
Bununla birlikte bazı araştırmalar sırtüstü uyku pozisyonunun solunum yollarında yarattığı hafif baskı nedeniyle uyku felci riskini artırabileceğini öne sürer.
Yoğun stres ve anksiyete bozuklukları da uyku kalitesini doğrudan etkileyen unsurlardır. Uyku felci bazen narkolepsi ya da uyku apnesi gibi ciddi uyku bozukluklarının bir belirtisi olarak da görülebilir.
Karabasan Tehlikeli Midir ve Nasıl Önlenir?
Her ne kadar yaşandığı an ölüm korkusu yaratsa da uyku felci genellikle tehlikeli değildir ve fiziksel sağlığa kalıcı bir zarar vermez.
Ataklar genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürer. Kesin bir tedavisi olmasa da uyku hijyenini iyileştirmek atak sıklığını azaltabilir. Her gün aynı saatte uyuyup uyanmak, yatak odasının karanlık olmasını sağlamak, yatmadan önce kafein ve ağır yemeklerden kaçınmak temel önlemler arasındadır.
Atak anında ise parmak ya da ayak parmağı gibi vücudun küçük bir bölümünü hareket ettirmeye odaklanmak veya gözleri hızla kırpmak, atoni durumunu bozarak uyanmayı kolaylaştırabilmektedir.





