SİBEL BAY
Aynı zamanda OSTİM Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı olan Şimşek, üretim ve sanayide sıklıkla kullanılan yapay zekânın üretim optimizasyonunda, satış ve üretim tahminlenmesinde, bakım ve veri analizinde kullanıldığını belirterek, “Yapay zekâ, bu alanların her birinde daha fazla verimlilik, daha iyi hizmetler ve yeni fırsatlar yaratmaya devam etmektedir” şeklinde konuştu.
Yapay Zekâ Nedir?
Yapay zekâ günümüzde oldukça popüler bir teknolojidir. Üretimden savunma sanayisine kadar her alanda ve her bölgede varlığını gösteren bir teknolojidir. Bununla birlikte yapay zekânın doğru ve anlaşılır bir tanımının yapılması gerekmektedir. Yapay zekâ, insanlara özgü öğrenme ve sorun çözme gibi yeteneklerin bilişim sistemlerine aktarılmasıdır. Burada iki tane temel nokta bulunmaktadır. Bunlardan ilki, öğrenme; diğeri ise sorun çözmedir. İnsanlar, bir şeyi içsel olarak biliyorlar ancak hiç karşılaşmadıkları bir şeyin nasıl yapılacağı konusunda bir aracıya gereksinim duyuyorlar. Biz yapay zekâ ürününe öncelikle ne yapması gerektiğini öğretiyoruz. Ardından öğretmiş olduğumuz bilgi ile hangi sorunlara yönelik çözüm sunabileceğini gösteriyoruz. Örneğin, sağlık alanında bir MR görüntüsünden kişinin Alzheimer olup olmadığının tespitinin yapılması konusu ele alındığında bir doktorun yüzlerce MR görüntüsünden elde ettiği bilgileri yorumlaması gerekir. Bunun yanı sıra yapay zekâya görüntü işleme teknikleriyle veya belirli bilgi verileri ile Alzheimer belirtileri eklendiğinde binlerce MR görüntüsü ve doktorun inceleyeceği uzun sürelerden tasarruf edilerek etkin bir maliyet ve işlemlerin kolaylaştırılması sağlanıyor.

Yapay zekâ ilk olarak nasıl ortaya çıktı ve nasıl bir gelişim kaydetti?
Yapay zekâ çok yeni bir teknoloji olmamakla birlikte ilk kez 1952 yılında ortaya çıkmıştır. Yapay zekânın tarihçesine baktığımızda İkinci Dünya Savaşı sırasında kod çözücü olarak çalışan Alan Turing’in “Makineler düşünebilir mi?” sorusu ile yapay zekâ serüveni başlamıştır. Ardından 1956 yılında John McCarthy, katılmış olduğu Dartmouth Konferansı’nda ilk kez yapay zekâ kavramını dile getirerek literatüre ekledi. Yani, yapay zekânın temeli 1952 yılında atılmış olmasına rağmen, resmi olay yapay zekâ terimi ilk kez akademik bir camiada 1956 yılında literatüre geçmiştir. Türkiye, yapay zekânın öncü ülkelerinden biridir. Çünkü yapay zekâya yönelik üçüncü çalışmayı ise Türk matematikçi ve bilim insanı Cahit Arf yapmıştır. Cahit Arf, 1959 yılında ilk akademik konferans bildirisiyle yapay zekâ üzerine çalışma yapan üçüncü kişidir. Dolayısıyla Türkiye bu alanda çalışma yapan üçüncü ülkedir. Yani, yapay zekâ teknolojisinin bize çok uzak bir teknoloji değil, aksine oldukça yakın bir teknoloji olduğunu ifade edebilirim.
Yapay zekâ teknolojisi ilk başlarda makinelerin düşünebileceği varsayımıyla ortaya çıktı. Sonrasında ise makinelerin düşünme işlemini nasıl gerçekleştirebileceğine yönelik görüşler ortaya sunuldu. Yapay zekâ tabirinin öğrenme ve sorun çözme yetenekleri tartışılarak bu teknolojiyi, robotlar, bilgisayarlar, makineler gibi bilişim sistemlerinin içerisinde yer alan cihazlara adapte edilmesi planlandı. Türkiye’nin 1959 yılında bu makaleyi yayınlamasının ardından yapay zekâ ile ilgili işlemler ortaya çıkarıldı. Yapay zekâ ile ilgili bir şey yapılabilmesi için öncelikle söz konusu bilişim sistemlerinin eğitilmesi gerekir. Nasıl ki bir öğrenci sınava hazırlanırken bir test kitabını alıyor ve cevaplarına bakarak doğru ve yanlışlarını kontrol ederek bir öğrenme metodu oluşturuyorsa, aynı şekilde bilişim sistemlerine de makine öğrenmesi ile bilgilerin aktarımı sağlandı. Burada ise karşımıza Arthur Samuel çıkmaktadır. Arthur Samuel, makine öğrenmesinin başlangıcındaki kişidir. Makine öğrenimi ile birlikte veriler daha da artış gösterdi. Görüntü, ses, video ve big data adı verilen büyük veriler ortaya çıktı ve böylelikle derin öğrenme kavramı hızlı bir biçimde kendisini göstermeye başladı. İnsana özgü olan sinir ağlarının yapay bir biçimde çıkarılarak insanların nasıl öğrenebildiğini anlaşılmaya çalışılmış ve bu teknolojinin makinelere adapte edilebilme amacı çerçevesinde yapay sinir ağları aracılığı ile derin öğrenme ortaya çıkmıştır. Daha sonra veri üstsel olarak büyümeye başlayınca yapay zekâ üzerine çalışmalar da bu doğrultuda artış göstermeye başladı. Geçmiş dönemlerde verilerin kısıtlı olması nedeniyle durağan bir biçimde ilerleyen yapay zekâ teknolojisi, günümüzde verilerin hızlı bir biçimde erişime açılması ile beraber hızlı bir biçimde bilişim teknolojisine adapte olmuş ve bilgiye yönelik olan bu erişim de yapay zekânın önemini artırmıştır.

Yapay zekânın gelecekte hangi mesleklerde daha çok ön plana çıkacağını ön görüyorsunuz?
Yapay zekânın birçok alanda kullanılmaya başlanmasıyla birlikte artık bu teknolojiyi mühendislik seviyesinde kullanacak mezunlara ihtiyaç duyuldu. Bu noktada ise Yapay Zekâ Mühendisliği kuruldu. OSTİM Teknik Üniversitesi’nde geçen yıl kurulan yapay zekâ mühendisliği bölümünün bu yıl ikinci yılına girmiş bulunuyoruz. Her iki yıl içerisinde de bölümümüz hem yüzde yüz kapasiteyle doldu hem de diğer mühendisliklerden daha yüksek puanlar ile öğrenci girişi sağladı. Yapay zekâ mühendisliğine yönelik hem sektörün hem de öğrencilerin taleplerinin oldukça fazla olduğunu görüyoruz. Bu noktada öğrenciler henüz ikinci sınıfta olmalarına rağmen öğrencilerin istihdam edilmesine yönelik birçok mail aldığımı dahi söyleyebilirim. Dolayısıyla öğrencilerimiz mezun olduklarında sektörde yer alan kadrolara rahat bir biçimde yerleşebilecekler.
Yapay zekâ şu anda da bütün kurumlarda mevcut durumda kullanılmakla beraber robotikte, savunma sanayinde, moda tasarımı gibi birçok farklı alanda ön plana çıkmaktadır. Bununla beraber insanlar çalışmalarını yapay zekâ sistemlerine aktarıp kendisinin bir nevi klonunu çalıştıracak. Emlak sektöründe bir bölgenin fiyat tahminlerini yapay zekâ ile gerçekleştirebileceksiniz. Yani bir yerin fiyatı beş yıl sonra ne kadar olabilir sorusunu yapay zekâ sizin için cevaplayacaktır. Kısaca yapay zekâ ile beraber emlak sektöründe piyasaya yön verebilirsiniz. Perakende sektöründe örnek verecek olursak yapay zekâ ile birlikte artık kasiyersiz marketler ortaya çıkmaya başladı. Örneğin San Francisco’da AmazonGo adlı markette hiçbir kasiyer çalışmamaktadır. Bu marketlerde tamamen yapay zekâ, görüntü işleme teknolojileri ile birlikte insanların alışveriş yapması sağlanıyor. Müşteriler kendi cep telefonları ile ödeme işlemi yapıp alışverişini tamamlayabiliyor. Böylelikle insanlar her hangi bir kasiyer ya da güvenliğe gerek kalmadan alışverişlerini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebiliyorlar.
Bir mağazaya girdiğinizde mağazanın en değerli yeri müşterilerin yoğun olduğu yerlerdir. Bu yoğunluğu gözlemlemek tek bir kişinin yapabileceği bir iş değildir. Yapay zekâ ile birlikte müşterilerin en fazla nerelerde vakit geçirdiği ve satışların kontrolünü analiz edebileceksiniz. Bu şekilde müşteri yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde satışı fazla olan ürünlerin yanına satışı az olan ürünler yerleştirilerek ürün satışını artırabilirsiniz. Böylelikle satış pazarlamada yapay zekânın kullanabilirsiniz.

Verdiğiniz örneklerden yola çıkarsak, yapay zekânın işsizlik oranını artıracağını söyleyebilir miyiz?
Bu soruya kesinlikle hayır şeklinde yanıt vermek istiyorum. Ancak yapay zekânın meslekleri değiştireceğini söyleyebilirim. Yapay zekânın gelişimi ile beraber drone ve görüntü işleme teknolojisi de etkinlik kazanmıştır. Bununla beraber yapay zekâ mühendisliği ve görüntü işleme uzmanı gibi meslekler de adından söz ettirmeye başladı. Kısaca özetlersek yapay zekâ işsizlikten ziyade iş tanımlarını değiştirmeye devam edecek diyebiliriz.

Ülkemizde toplamda altı üniversitede yapay zekâ teknolojisi var ve bunlardan bir tanesi de OSTİM Teknik Üniversitesindedir. Bu bağlamda üniversite sanayi işbirliğinde yapay zekânın sanayiye ne gibi katkısı olabilir?
Yapay zekânın en etkili olduğu alanlardan birisi endüstri alanıdır. Endüstride bir üretim vardır. Bu üretimde hiç durmadan anlık olarak veriler elde edilmektedir. Yani endüstride veri akışı çok fazladır. Üretimden elde edilen verilerle üretimin verimliliği, satış, pazarlama vb. tahminlemeler yine yapay zekâ teknolojisi ile ortaya konulabilir.
Yapay zekâyı kendisine meslek edinmek isteyen gençlere önerileriniz nelerdir?
Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği ve Yapay Zekâ Mühendisliği temelde birbirine çok fazla karıştırılmaktadır. Yapay Zekâ Mühendisliği’ni tercih eden öğrencilerin bu alanda bilinçli olması gerekmektedir. Yapay Zekâ Mühendisliği’ne gelen bir öğrenci Yapay Zekâ Mühendisi olarak mezun olacak ve o alanda çalışacak biçimde kendisini hazırlamalıdır. Yapay Zekâ Mühendisliği’ni tercih eden öğrenciler dört yıl boyunca bu alanda yeterli eğitimi aldıktan sonra o öğrenciden bir uzmanlık ya da yüksek lisans eğitimi alması beklenmemektedir. Mezun olduktan sonra bu alanda çalışabilecek tecrübeli bireylere ihtiyaç duyulacaktır. Baktığımızda dünyada ve Türkiye genelinde en yüksek maaş baremine sahip olan meslekler arasında Yapay Zekâ Mühendisi gelmektedir. Kısaca özetlersek bu alan çok popüler ancak kendi içerisinde de zorlukları olan bir alandır. Ancak bu alana yönelme kararını verecek öğrenci bu zorlukların da rahat bir şekilde üstesinden gelebilecektir. Yapay zekaya yönelecek öğrencilere Yapay Zeka Mühendisliği tavsiye etmekteyim. Unutmayın “Sevdiğiniz işi yaparsanız bir gün bile çalışmış sayılmazsınız” der Konfüçyüs.




