Günümüzde sadece bir sos olarak tüketilen ketçabın geçmişi, tahmin edilenin çok ötesinde şaşırtıcı detaylar barındırıyor. Bir dönem insanların yanına yaklaşmaya bile korktuğu, hatta zehirli olduğu varsayılan malzemelerle şekillenen bu karışım, tıp dünyasından modern mutfaklara uzanan oldukça sıra dışı bir yol katetti. Geçmişin tozlu raflarında bir şifa kaynağı olarak sunulan bu lezzetin, eczane tezgahlarından restoran masalarına nasıl ulaştığı ise dünya mutfak tarihinin en ilginç dönüşümlerinden birini temsil ediyor. İşte balık sosundan domates hapına uzanan o benzersiz serüvenin tüm ayrıntıları.
Ketçabın Şaşırtıcı Kökeni: Balık Sosu ve Çin Mutfağı
Ketçap denildiğinde akla gelen ilk içerik domates olsa da bu sosun ilk versiyonlarının domatesle hiçbir ilgisi bulunmuyordu. Tarihsel kökeni Çin mutfağına dayanan bu lezzet, başlangıçta balık iç organları ve soya fasulyesinden yapılan fermente bir karışım olarak biliniyordu.
Ge-thcup veya Koe-cheup isimleriyle anılan bu erken dönem sosu, bugünün tatlı ve yoğun kıvamlı tarifinden oldukça uzak bir yapıdaydı.
1736 yılında tarifte belirgin bir değişim yaşandı; insanlar bayat bira ve balıkları kaynatarak fermente etmeye başladılar. Bu özel tarifin denizciler aracılığıyla İngiltere’ye taşınması, sosun küresel bir evrim geçirmesinin önünü açtı.
Eczane Raflarında Şifa Dağıtan Domates Hapları
1830’lu yıllara gelindiğinde ketçap, sadece bir tatlandırıcı değil, tıbbi bir mucize olarak pazarlanmaya başlandı.
Amerikalı doktor Dr. John Cook Bennett, domates bazlı ketçabın sindirim sorunları, ishal ve sarılık gibi hastalıklara iyi geldiğini öne sürerek bu süreci başlattı.
Bennett, domatesin faydalarını ön plana çıkararak hazırladığı ürünü domates hapları ismiyle bir şifa kaynağı olarak sundu.
O dönemlerde domatesin zehirli olduğuna dair yaygın inançların hüküm sürdüğü bir ortamda, bu haplar halk nezdinde büyük ilgi gördü ve ketçap bir anda eczanelerin en popüler ürünlerinden biri haline geldi.
Asılsız İddialar ve İlaç Furyasının Çöküşü
Ketçabın ilaç olarak gördüğü bu yoğun ilgi, kısa sürede kontrol edilemez bir boyuta ulaştı. Dr. Bennett’in başarısını gören diğer satıcılar, ketçabın kırık kemikleri iyileştirdiğinden iskorbüt hastalığına kadar her türlü rahatsızlığa iyi geldiğini iddia etmeye başladılar.
Hatta bazı taklitçiler, içerisinde gerçek domates dahi bulunmayan müshil ilaçlarını mucizevi domates hapı diyerek piyasaya sürdü.
Bilim insanlarının bu temelsiz iddiaları araştırması ve tıbbi etkilerin hiçbir bilimsel dayanağının olmadığını kanıtlaması üzerine, 1850 yılında ketçabın tıbbi amaçlı kullanımı tamamen sona erdi.
Modern Ketçabın Doğuşu ve Heinz Etkisi
İlaç olarak itibarını kaybeden ketçabın bir sos olarak yeniden doğuşu 19. yüzyılın son çeyreğinde gerçekleşti.
Bilinen ilk domates bazlı tarif 1812 yılında bilim insanı James Mease tarafından hazırlandı. Ancak ürünün dünya çapında bir fenomene dönüşmesi Henry Heinz sayesinde oldu.
Tıbbi iddialardan tamamen uzak bir şekilde, 1876 yılında bugünkü formuna kavuşturulan ketçap, Heinz markasıyla birlikte mutfaklardaki yerini sağlamlaştırdı.
Balık sosundan şifalı hapa, oradan da dünyanın en sevilen soslarından birine dönüşen bu süreç, lezzet dünyasının en sıra dışı yolculuklarından biri olarak tarihe geçti.




