S&P 500 ve Nasdaq endeksleri nisan ayı boyunca süren iyimser hava ve teknoloji devlerinin güçlü performansıyla tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaştı.
Diplomasi Masası Piyasalara Umut Oldu
ABD ve İran arasındaki diplomatik temasların ilk turunun olumlu sonuçlanması, New York borsasındaki yükselişin ana motoru haline geldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ve Lübnan cephesine yönelik yaptığı ateşkes açıklamaları, jeopolitik risklerin sınırlanacağı beklentisini güçlendirdi. Pakistan'ın arabuluculuğu ve tarafların somut teklifler sunma aşamasına gelmesi, küresel piyasalarda güven tazeledi. Jeopolitik olayların uzlaşma masasına taşınmasıyla birlikte kar satışları oldukça sınırlı kalırken, yatırımcılar her olumlu haberi fiyatlama arzusuyla hareket etti.
Teknoloji Devleri Bilançolarıyla Piyasayı Sürükledi
Borsadaki rekor seviyelerde sadece siyasi gelişmeler değil, teknoloji şirketlerinin finansal performansları da etkili oldu. Alphabet, Amazon, Meta ve Microsoft gibi dünya devlerinin gelir ve kar oranları piyasa tahminlerinin üzerine çıktı. Bu güçlü bilanço sezonu, yatırımcıların teknoloji hisselerine olan güvenini artırırken endekslerin yukarı yönlü ivmesini destekledi. Piyasalar, jeopolitik belirsizliklerin tam olarak ortadan kalkmamasına ve petrol fiyatlarındaki hareketliliğe rağmen bu karlılık oranlarına odaklanmayı tercih etti.
Endekslerde Tarihi Zirveler Görüldü
Nisan ayı verilerine bakıldığında New York borsasında endekslerin ulaştığı seviyeler dikkat çekici boyutlara ulaştı. S&P 500 endeksi aylık bazda yüzde 10,4 oranında değer kazanarak tarihin en yüksek noktası olan 7.219,83 puanı gördü. Teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi yüzde 15,3 gibi devasa bir yükselişle 24.935,60 puana tırmanırken, Dow Jones endeksi de yüzde 7,14’lük bir artış sergiledi. Hürmüz Boğazı'na dair tartışmalar ve nükleer müzakerelerdeki teknik pürüzler kısa vadeli çözümü zorlaştırsa da genel hava iyimserliğini korudu.
Yeni Likidite Türü ve Yapay Zeka Harcamaları
Zacks Investment Research Hisse Senedi Stratejisti Ethan Feller, mevcut boğa piyasasının arkasındaki dinamikleri farklı bir pencereden değerlendirdi. Feller, Fed’in faizleri yüksek tutmasına rağmen piyasanın hükümet harcamaları ve mali açıklar yoluyla beslenen yeni bir likiditeyle desteklendiğini belirtti. Enflasyonun Düşürülmesi Yasası ve CHIPS Yasası gibi yapısal teşviklerin yanı sıra yapay zeka alanında bu yıl 700 milyar dolara ulaşması beklenen devasa yatırımlar, ekonomik ivmeyi canlı tutuyor. Feller'e göre bu güçlü ekonomik akış, Orta Doğu kaynaklı risklerin piyasa tarafından göz ardı edilmesini sağlıyor.
"Bu yıl yaklaşık 700 milyar dolara ulaşması beklenen yapay zeka yatırım harcamaları güçlü ve kendi kendini besleyen bir ekonomik ivme kaynağı oluşturuyor. Bu bağlamda piyasa, Orta Doğu’daki çatışmadan kaynaklanan jeopolitik riskleri göz ardı etti."
Enerji Bağımsızlığı ve Enflasyon Baskısı
Petrol fiyatlarındaki yükselişin hane halkı bütçeleri ve işletme maliyetleri üzerinde enflasyonist bir yük oluşturduğuna değinen stratejist Feller, ABD'nin bu konuda avantajlı olduğunu vurguladı. ABD'nin enerji üretiminde kendi kendine yetebilmesi, olası arz şoklarının enflasyon sarmalına dönüşme riskini Avrupa ve Asya'ya göre daha düşük seviyede tutuyor. Feller'in analizleri şu şekilde devam etti:
"ABD şu anda enerji konusunda büyük ölçüde kendi kendine yetebiliyor bu da enflasyon sarmalını tetikleyebilecek türden gerçek bir arz şokunun riskini önemli ölçüde sınırlıyor. Bu risk, Avrupa'da ve Asya'nın bazı bölgelerinde çok daha ciddi boyutlarda. Sonuç olarak, mali açıklar ve yapay zeka yatırım harcamalarından kaynaklanan likidite artışı, manşet risklerini gölgede bırakıyor. Ayrıca şirket bilançoları güçlü seyrini sürdürüyor."
Bölgesel barış umutları ve ekonomik teşviklerin yarattığı bu olumlu hava, yatırımcıların önümüzdeki dönemde de büyüme odaklı stratejilerini sürdüreceğine işaret ediyor.




