Türkiye’de diyabet görülme sıklığı son dönemlerde artış gösterirken, hastalıkta erken tanı ve yaşam tarzı üzerindeki değişiklik kilit bir rol üstleniyor.

Tip 1 ve Tip 2 Diyabet Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

Diyabetin iki ana türünün bulunduğuna dikkat çeken Uzman Diyetisyen Şevval Keskinkaya, Tip 1 diyabetin bağışıklık sisteminin pankreasta insülin üreten hücrelere saldırması sonucu insülin üretiminin neredeyse tamamen durmasıyla ortaya çıkan otoimmün bir hastalık olduğunu ifade ederek, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Genellikle çocukluk veya gençlik döneminde başlar ve yaşam boyu insülin tedavisi gerektirir. Tip 2 diyabet ise ağırlıklı olarak insülin direnci ile ilişkilidir; vücut insülini üretir fakat etkili şekilde kullanamaz. Daha çok erişkin yaşta görülür ancak günümüzde yaşam tarzı değişiklikleri nedeniyle gençlerde de artmaktadır. Tedavide beslenme, egzersiz, gerekirse ilaç ve insülin birlikte değerlendirilir.”

Türkiye’de Diyabet Vakaları Hızla Artıyor

Uzman Diyetisyen Keskinkaya, Uluslararası Diyabet Federasyonu verileri bağlamında Türkiye’nin diyabet artış hızının en yüksek olduğu ülkeler arasında bulunduğunu ifade etti.

2011-2024 yılları arasında Türkiye’de gözlemlenen diyabet vakalarının yüzde 170 oranında artış kaydettiğini belirten Keskinkaya, “Şu an Avrupa’da yetişkinlerin yüzde 9.8’i diyabetle yaşarken bu oran ülkemizde yüzde 16.5; bu da yaklaşık 9.6 milyon kişiye denk geliyor. Risk faktörlerinin başında genetik yatkınlık, fazla kilo, bel çevresi artışı, hareketsiz yaşam, dengesiz beslenme, stres ve uyku düzensizliği geliyor. Özellikle insülin direnci ve obezitenin artması, Tip 2 diyabet vakalarını belirgin şekilde yükseltiyor.” dedi.

Erken Belirtiler Çoğu Zaman Göz Ardı Ediliyor

Uzman Diyetisyen Şevval Keskinkaya, diyabetin erken dönem belirtilerinin çoğu zaman yorgunluk ya da stres gibi nedenlerle bağlanarak ihmal edildiğini kaydederek, dikkat edilmesi gereken belirtileri şu şekilde sıraladı:

“Bu tür şikâyetler ortaya çıktığında basit bir kan şekeri ölçümünün bile erken tanı açısından kritik bir fırsat sunduğunu ifade eden Keskinkaya, özellikle risk grubunda yer alan bireyler için düzenli taramaların büyük önem taşıdığını dile getiriyor. Bu belirtiler ortaya çıktığında basit bir kan şekeri ölçümü bile çok değerli bir erken tanı fırsatı sağlar. Düzenli tarama, az önce bahsettiğim risk faktörlerine sahip kişiler için büyük önem taşır.”

Türkiye’de Diyabet Vakaları Alarm Veriyor2

Tip 1 ve Tip 2 Diyabetli Bireyler Nasıl Beslenmelidir?

Uzman Diyetisyen Şevval Keskinkaya, Tip 1 ve Tip 2 diyabetli kişilerde beslenmenin ana amacının kan şekerini ani ve kontrolsüz dalgalanmalardan korumak olduğunu belirterek, bu doğrultuda öğün atlamalarından kaçınmayı, düzenli ve dengeli beslenme alışkanlığının kazanılması ve liften zengin sebze, baklagil ve tam tahıllı besinlerin beslenme planında yer edinmesi gerektiğini aktardı.

Karbonhidratların tamamen beslenmeden çıkarılmasının doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Keskinkaya, “Karbonhidratları tamamen sıfırlamamalı ama türü, miktarı ve ne zaman yediğimize dikkat etmeliyiz. Örneğin, basit şekerler, beyaz un veya pirinç yerine bulgur, siyez ekmeği, tam tahıllar, baklagiller gibi lifli karbonhidratlar tercih edilmeli ve akşam saatlerinde karbonhidrat yoğunluğu fazla olan öğünler yapılmamalı. Aynı zamanda karbonhidratlı besinleri tek başına değil, protein veya sağlıklı yağ kaynaklarıyla birlikte tüketmek de önemli. Protein için hayvansal (et, tavuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri) ya da bitkisel (baklagiller) kaynaklar; sağlıklı yağ kaynakları için de çiğ kuruyemiş, zeytinyağı, avokado, çiya/keten tohumu gibi tohumlar tercih edilebilir.” diye konuştu.

Uzman Diyetisyen Keskinkaya, ayrıca tüketilen besinler için porsiyon kontrolüne de dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Tip 1 diyabetliler veya çoklu doz insülin kullanan tip 2 diyabetliler için karbonhidrat sayımını öğrenmek ve uygulamak, insülin-kan şekeri ve öğün dengesini sağlamak adına oldukça önemlidir.” dedi.

Küçük Değişiklikler Büyük Fark Yaratıyor

“Danışanlarıma hep söylediğim bir şey var; 1, 0’dan büyüktür. Atacağınız en ufak bir adım bile Tip 2 diyabet riskini anlamlı derecede azaltacaktır.” diyen Uzman Diyetisyen Şevval Keskinkaya, Tip 2 diyabet riskinin sadece vücut ağırlığının yüzde 5–7 oranında azaltılması ve düzenli fiziksel aktivite ile yüzde 40–60 oranında düşürülebileceğini vurgulayarak, yapılacak ufak değişikliklerin diyabetin önüne geçilmesinde yardımcı olduğunu aktardı. Keskinkaya yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:

“Günde kesintisiz en az 15-20 dakika olacak biçimde 10 bin adımı hedefleyerek yürüyüş yapmak, öğünlerde tabağın büyük bir oranını sebze ile doldurmak, beyaz ekmek yerine tam tahıllı ürünleri tercih etmek, şekerli içecekleri mümkün olduğunca azaltmak, uyku süresini 7-8 saatin altına düşürmemek, yavaş yemeye alışmak ve açlık-tokluk sinyallerini takip etmek ve stres yönetimini sağlamaya çalışmak gibi adımlar atılabilir.”

Rüyada Satranç Görmek, Oynamak, Satranç Taşı Dizmek, Satranç Takımı Almak ve Satranç Taşları Görmek Ne Anlama Gelir?
Rüyada Satranç Görmek, Oynamak, Satranç Taşı Dizmek, Satranç Takımı Almak ve Satranç Taşları Görmek Ne Anlama Gelir?
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de Diyabet Vakaları Alarm Veriyor3

Kadın Sağlığı ve Gebelikte Diyabet Riski

Uzman Diyetisyen Şevval Keskinkaya, diyabetin kadınlarda hormonal dönemlerde daha hissedilir etkiler gösterebildiğini vurguladı. Keskinkaya, diyabetli kadınlarda adet düzensizlikleri (menstrual düzensizlikler), insülin direncinin artışı ve enfeksiyonlara karşı yatkınlığın daha yaygın biçimde görüldüğünü ifade ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Kadınlarda diyabet; hormonal döngüler, polikistik over sendromu, gebelik ve menopoz gibi dönemlerde daha belirgin etkiler gösterebilir. Diyabetli kadınlarda adet düzensizlikleri, kilo yönetiminde zorluk ve insülin direncinin artışı görülebilir. Genital veya idrar yolu enfeksiyonu görülme sıklığı da diyabetli kadınlarda daha yüksektir.”

Gebelik söz konusu olduğunda ise kan şekeri kontrolü hem anne hem bebek sağlığı için kritik hale geldiğini dile getiren Keskinkaya, “Gebelik öncesi HbA1c düzeylerinin düzenlenmesi, düzenli takip, karbonhidrat dağılımının doğru planlanması, aşırı kilo alımının önlenmesi çok önemlidir. Kişi gebelikte diyabet tanısı almışsa doğum sonrası Tip 2 diyabet gelişme riski de artmaktadır; bu sebeple doğum sonrası taramalar aksatılmamalıdır.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Muhabir: Sibel Bay