Doğal yaşamı ve iklimi koruyan projelere bütçe yaratan yeşil tahviller, şeffaf raporlama yapılarıyla küresel finans sisteminde güvenli bir liman oluşturuyor.
Sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen projelerin fonlanmasını sağlayan yeşil tahviller, geleneksel borçlanma araçlarından tamamen farklı kurallarla işliyor. Bu enstrümanlar; doğal yaşama, çevreye ve iklime fayda sağlayarak sürdürülebilirliğe katkıda bulunan projelere bütçe ve kaynak yaratıyor. Yeşil tahvilleri geleneksel tahvillerden ayıran en büyük özellik, elde edilen kazançların sadece yeşil projelerde kullanılması kuralı oluyor. Enerji verimliliği, kirliliğin önlenmesi, doğal kaynakların sürdürülebilirliği, biyoçeşitliliğin korunması, sürdürülebilir su ve çevre dostu temiz ulaşım gibi uygulamalar bu projelere örnek gösteriliyor. İhraççılara ve yatırımcılara büyük katkılar sunan bu borçlanma aracı, iklim krizine karşı küresel finans sisteminin en önemli kalkanlarından biri olarak kabul ediliyor.
Yeşil Tahvilin Yatırımcılara ve İhraççılara Sağladığı Temel Faydalar
Bu borçlanma enstrümanı hem fon sağlayan kurumlara hem de bu fonu kullanan ihraççılara çok boyutlu avantajlar yansıtıyor. En temel fayda, yatırımcıların risk ve gelir dengelerini çevresel faktörlere göre sağlayabilmesiyle ortaya çıkıyor. Sabit getirili diğer varlıklara kıyasla fon kullanımlarının düzenli olarak raporlanması, risk ölçümünün şeffaf bir şekilde yapılmasını ve paranın nerede, nasıl kullanıldığının net olarak izlenebilmesini mümkün kılıyor. Ayrıca yeşil tahvil ihracı; fonların izlenmesini ve raporlanmasını kolaylaştıran kurumsal bir yönetim yapısına ihtiyaç duyuyor. Bu yapının varlığı ise sürecin işleyişi bakımından yatırımcıya büyük bir güven veriyor. Oluşan güven ortamı yatırımcı tabanının genişlemesini sağlarken, tahvil talebinde yaşanabilecek sert dalgalanmaların da önüne geçiyor.
Finansal Pazarda İşlem Gören Başlıca Çeşitler
Sürdürülebilir finans dünyasının büyümesiyle birlikte, projelerin ve teminatların yapısına göre farklılık gösteren türler piyasada kendilerine yer buluyor. Bunların başında gelen standart yeşil temalı tahviller, uluslararası kabul görmüş yeşil tahvil ilkeleri ile uyumlu olarak ihraç ediliyor. Kredi riskinin doğrudan vergiler veya kullanım ücretleri gibi rehinli nakit akışlarına tabi olduğu ve elde edilen gelirin tamamen çevre projeleri için kullanıldığı enstrümanlar ise yeşil gelir tahvili olarak adlandırılıyor. Bunların yanında doğrudan bir veya birden fazla çevresel faaliyet için kurgulanan yeşil proje tahvilleri ile özel yapılarla teminatlandırılan yeşil varlığa dayalı menkul kıymetler ve ipotek teminatlı tahvil türleri de piyasada aktif olarak işlem görüyor.
Avrupa Yatırım Bankası'nın Tarihi Adımı
Bu alandaki küresel hareketliliğin başlangıç noktası incelendiğinde, ilk yeşil tahvil ihracı 2007 yılında Avrupa Yatırım Bankası tarafından gerçekleştiriliyor. Tutarı 600 milyon avro olan bu tahvil ihracından kazanılan fonlarla yenilenebilir enerji projelerine finansal destekler sunuluyor. İlk ihraçtan sonra bir süre durgunluk yaşayan piyasa, 2013 yılından itibaren gerçek bir canlılık kazanıyor. Sektör, 2017 yılında Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği tarafından yayımlanan Yeşil Tahvil Prensipleri ile tarihi bir dönüm noktası yaşıyor. Kuralların resmiyet kazanmasıyla 2019 yılında büyük bir sıçrayış gerçekleştiren yeşil tahvil piyasası, Haziran 2020 itibarıyla yaklaşık 860 milyar dolara ulaşıyor. Toplam sürdürülebilir borçlanma pazarının büyüklüğü de Ağustos 2020 itibarıyla 1,5 trilyon doları aşmayı başarıyor.
Koronavirüs Döneminde Sürdürülebilir Tahviller Büyüme Trendini Korudu
Küresel salgın döneminde standart borçlanma ve finansman faaliyetlerinde dünya genelinde ciddi bir yavaşlama meydana gelirken, sürdürülebilir tahvil ve krediler piyasası büyüme trendini korumayı biliyor. COVID-19 ile mücadele edilen bu dönemde birçok yatırımcı, özel ve kamu sektörü oyuncusu, pandemi sonrası ekonomik kurtarma planlarının sürdürülebilir kalkınma odağında olması gerektiğinin farkına varıyor. 2020 yılının ilk 6 ayında tamamlanan ihraç operasyonlarında en çok dikkat çeken husus, önceki senelerde oldukça sınırlı hacimlerde gerçekleşen sosyal tahvil ihraçlarının büyük bir artış göstererek yeşil tahvil ihraçlarını yakalaması oluyor.
Uluslararası İlkeler Piyasaya Güven Aşılıyor
Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği, piyasanın güven içinde büyümesi ve suiistimallerin engellenmesi amacıyla 2018 yılında hesap verilebilirliği odağa alan rehber ilkeler setini yürürlüğe koyuyor. Bu kriterler, kamuoyunda yeşil yıkama ya da yeşil badana olarak da bilinen olumsuz durumların engellenmesinde kritik bir rol üstleniyor. Sistemin ilk ayağını oluşturan fonun kullandırım koşulları, tahvil gelirlerinin mutlaka iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltma veya biyoçeşitliliği koruma gibi net bir ekolojik problemin çözümüne ayrılmasını zorunlu kılıyor. İkinci basamak olan proje değerlendirme ve seçme süreci, ihraççının çevresel hedeflerini ve projenin taşıdığı sosyal riskleri yatırımcıya şeffafça sunmasını şart koşuyor. Üçüncü basamaktaki fonun yönetimi ilkesi, net gelirin mutlaka özel bir alt hesaba veya portföye aktarılmasını yasal bir kurala bağlıyor. Son olarak raporlama ilkesi ise, ihraççıların bütçelerin aktarıldığı projelere ait güncel bilgileri ve harcama detaylarını ödenek tamamlanana kadar düzenli raporlar halinde hazır bulundurmasını öngörüyor.
Doğal dengenin korunmasına ve iklim krizinin finansal bütçelerle çözülmesine aracılık eden yeşil tahviller, reel ekonomi ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağı her geçen gün daha da kuvvetlendiriyor.




