Başkentin tarihinde derin izler bırakan, şehrin en trajik doğal afeti olarak kaydedilen 1957 Ankara seli, üzerinden seneler geçmesine karşın trajik detaylarıyla anımsanmaktadır. Yerel hafızada ve dönemin basın belgelerinde "Ankara Tufanı" olarak isimlendirilen bu büyük afet, özellikle kentin doğu yakasını tamamen etkisi altına almıştır.
Hatip Çayı'nın Taşması Gece Yarısı Başkenti Savaş Alanına Çevirdi
11 Eylül 1957 tarihinde akşam vakitlerinde aniden etkili olan ve şiddetini giderek artıran sağanak yağışlar, kısa zaman içerisinde asırlık bir felakete neden olmuştur. Kayaş ve Mamak bölgelerinden sızarak şehre ulaşan Hatip Çayı, havzasına düşen aşırı yağış yükünü kaldıramayarak gece yarısına doğru taşmıştır. Dere yatağından taşan dev sel suları, bentleri yıkmış, önüne aldığı ağaçları, evleri ve köprüleri sürükleyerek Ulus, Bentderesi ve Dışkapı bölgelerine kadar ulaşmıştır.
Büyük Afetin Ağır Bilançosu Kent Genelinde Yas İlan Edilmesine Yol Açtı
Afetin ardından meydana gelen tablo, şehrin o güne kadar yaşadığı en ağır sosyo-ekonomik kayba neden olmuştur. Resmi verilere göre 169 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin yaralandığı ve binlerce kişinin evsiz kaldığı bu olay, tüm yurt genelinde derin bir hüzne sebep olmuştur. Dönemin yetkili birimleri, arama kurtarma çalışmaları için faaliyetlerini sürdürürken, hastaneler yaralıların tedavisi için çalışma düzenine geçmiştir.
Ankara Tufanı, doğal afet olmanın yanında, kentin gelecekteki yerleşim ve mühendislik vizyonunu da tamamen değiştirmiştir. Meydana gelen bu büyük olayın ardından, benzer bir taşkın tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak amacıyla Hatip Çayı yatağı üzerinde beton tahkimatlar ve ıslah projeleri yapılmıştır. Şehir merkezindeki dere yataklarının kapatılarak araç yollarına dönüştürülmüştür.





