Cumhuriyet'in başkenti Ankara'nın kentsel gelişim sürecinde, coğrafi yapıların kamusal alanlara dönüştürülmesi kentin kimliğini şekillendiren en temel unsurlar arasında sıralanmaktadır. Bu çerçevede tarihi Ankara Kalesi'nin yakınlarındaki kentin en eski su yataklarından biri olan Bentderesi ile onun hemen yanı başında yer alan Gençlik Parkı, başkentin modernleşme sürecinin odak noktalarından birini oluşturmaktadır.

Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde Ankara'nın imar planını hazırlamak için davet edilen ünlü şehir plancısı Hermann Jansen, kentin merkezinde bulunan bataklık alanların kurutulmasını ve bu alanların kamusal açık alanlara dönüştürülmesini içeren bir proje oluşturmuştur. İncesu, Dikmen ve Hatip çaylarının birleşimiyle meydana gelen bu havzada bulunan bataklık bölge, halk sağlığını riske atan bir sıtma odağı olmaktan çıkarılmak ve yeni başkentin modern eğlence ve dinlence gereksinimini karşılamak amacıyla kamusallaştırılmıştı.

Bentderesi

Bataklıktan Çağdaş Bir Kent Parkına Geçiş Sağlandı

Atatürk'ün önderliğinde 1936 yılında bir araya gelen Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan plan kapsamında, bölgedeki kurutma ve peyzaj çalışmalarına başladı. İnşa süreci büyük oranda tamamlanan ve 19 Mayıs 1943 Gençlik ve Spor Bayramı'nda hizmete sunulan Gençlik Parkı, çağdaş kent sakinlerinin bir araya geldiği en büyük açık hava meydanı kimliğini kazandı. Parkın içinde yapılan büyük yapay havuz, o dönemde kentin ilk açık hava plajı ve su sporları merkezi olarak işlev sağladı.

İlerleyen yıllarda bünyesine eklenen Ankara Büyükşehir Belediye Tiyatrosu, Ankara Operası, sağlık müzesi ve meşhur lunaparkı ile park, kentsel aydınlanmanın ve sosyalleşmenin de merkezi durumuna geldi. Özellikle 1957 yılında Eskişehir Cer Atölyesi'nde üretilen "Mehmetçik" ve "Efe" adlı minyatür buharlı lokomotiflerin hat üzerinde çalışmaya başlaması, Ankaralıların demiryolu kültürünü kabul etmesinde etkin bir rol oynadı.

1957 Felaketi Akarsu Yataklarının Kaderini Değiştirdi

Bentderesi ve etrafındaki akarsu yataklarının açık formdaki varlığı, 11 Eylül 1957 tarihinde meydana gelen cumhuriyet tarihinin en büyük sel felaketiyle sarsıldı. Elmadağ ve Kayaş tarafından gelen taşkın sularının bentleri aşarak Demirlibahçe ve Bentderesi bölgelerindeki yerleşim yerlerini yutması, yüzlerce evin yıkılmasına ve ciddi can kayıplarının yaşanmasına yol açtı.

Bu yıkıcı felaketin sonrasında kentsel altyapı stratejilerinde büyük bir değişikliğe gidilerek Bentderesi de dahil olmak üzere Hatip Çayı havzasındaki akarsuların üzeri devasa beton menfezlerle kapatılmaya başlandı. 1958 yılında başlayan projenin bitirilmesiyle beraber nehir yatakları yer altına alınarak yol ve bulvar fonksiyonlarına dönüştürüldü. Tarihsel süreç, kentin doğal su yollarının zaman içerisinde gri kentsel altyapılara bırakmasının en net örneği olarak kayıtlara geçti.

Ankara İtfaiyesinden Kurban Bayramı Öncesi Önemli Uyarılar
Ankara İtfaiyesinden Kurban Bayramı Öncesi Önemli Uyarılar
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Sibel Bay