Savunma sanayisinde yapay zeka ve otonom sistemlerin eriştiği seviye, hava harp doktrinlerinin temelini meydana getiren insanlı savaş uçağı konseptini önemli bir tartışmanın merkezine taşımaktadır. İnsansız hava araçlarının (İHA) maliyet avantajı ve pilot kaybı tehlikesini düşürmesi, gelecekte pilotlara ihtiyaç duyulup duyulmayacağı sorusunu beraberinde getirmektedir.
Maddi yönden bir savaş uçağının üretimi ve pilotun eğitim maliyeti yüksek bütçeler gerektirirken, insansız sistemler daha ekonomik alternatifler oluşturmaktadır. Teknik açıdan ise insan vücudunun yüksek manevralarda karşı karşıya kaldığı yer çekimi kuvveti (G kuvveti), dronlar için bir sınır olmaktan çıkmaktadır.
Fiziksel bir pilota bağımlı olmayan otonom platformlar, insanın dayanıklılık sınırlarının dışında keskin manevralarda bulunarak görev alabilmektedir. Dronların pilotlu jetlerin yerini almasının önündeki en önemli engel, muharebe kaosunda anlık karar alma yeteneği ve etik sınırlılıklar yer almaktadır. Yapay zeka algoritmaları, öngörülmedik plan değişimleri ve insan içgüdüsünü taklit edememektedir.





