Bir fabrikada teknoloji sayesinde aynı ürünü daha kısa sürede üretmek mümkün olabilir. Ancak bir doktorun hastasını muayene etmesi ya da bir öğretmenin sınıfta ders anlatması için gereken süreyi aynı ölçüde azaltmak kolay değildir.
İktisatçı William Baumol tarafından geliştirilen teori, tam da bu farktan yola çıkıyor. Verimliliğin daha yavaş arttığı hizmet sektörlerinde çalışan ücretleri ekonominin genelindeki ücret artışlarını takip ederken, üretkenlik aynı hızda yükselmeyebiliyor. Bu da hizmet başına düşen maliyeti artırabiliyor.
Teknoloji Her İşi Aynı Hızda Değiştirmiyor
Bir otomobil fabrikasında yeni makineler daha az çalışanla daha fazla araç üretilmesini sağlayabilir. Fakat sağlık veya eğitim gibi alanlarda insan emeğinin yerini tamamen teknolojiyle doldurmak mümkün değildir.
Örneğin bir hastanın doktor tarafından değerlendirilmesi gereken süreyi sıfıra indirmek mümkün olmadığı gibi, bir sınıftaki dersin de aynı anda çok daha fazla öğrenciye birebir aktarılması her zaman mümkün olmuyor.
Ücret Artıyor, Verimlilik Aynı Kalıyor
Hizmet sektöründeki çalışanların ücretleri, diğer sektörlerdeki ücretlerden tamamen kopuk değildir. Üretken sektörlerde ücretler yükseldiğinde doktor, öğretmen, müzisyen veya diğer hizmet çalışanlarının ücretleri de artabiliyor.
Ancak bu sektörlerde verimlilik aynı hızda yükselmiyorsa, hizmetin maliyeti de zaman içinde artıyor. IMF, sağlık hizmetlerini bu duruma örnek göstererek ücretlerin yükselmesine karşın verimlilik artışının daha sınırlı kalabildiğine dikkat çekiyor.
Her Fiyat Artışının Nedeni Bu Değil
Baumol Maliyet Hastalığı, hizmet fiyatlarındaki bütün artışları açıklayan tek mekanizma değildir. Özellikle sağlık alanında teknoloji maliyetleri, talep, yaşlanan nüfus, piyasa yapısı ve kamu politikaları da fiyatları etkileyebiliyor.
Teorinin asıl anlattığı ise daha dar bir noktaya işaret ediyor. Bazı işlerde verimliliği artırmak kolay değilken çalışan maliyetleri yükselmeye devam edebiliyor. Bu durum da hizmetlerin zaman içinde göreceli olarak pahalılaşmasına yol açabiliyor.





