Modern fiziğin en önemli köşe taşlarından biri olan Genel Görelilik Kuramı, zamanın evrenin her noktasında aynı hızda akmadığını ve kütleçekim kuvvetiyle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Albert Einstein tarafından geliştirilen bu teoriye göre kütleçekim alanı ne kadar güçlü olursa zaman o kadar yavaş ilerlemektedir. Dünya merkezine yakın olan deniz seviyesindeki yerlerde kütleçekim etkisi daha yüksek olurken dağlarda ya da yüksek binalarda çekim kuvvetinin azalmasıyla zaman daha hızlı ilerlemektedir.

Yüksek İrtifalar Biyolojik Yaşlanmayı Nasıl Etkiler?

Dünya yüzeyinden yukarılara çıkıldıkça çekim kuvvetinin düşmesi, zamanın deniz seviyesine göre saniyenin milyarda biri kadar daha hızlı geçmesine neden olmaktadır. Yüksek rakımlı bölgelerde yaşayan ya da gökdelenlerde yaşayan insanların biyolojik saatleri, deniz seviyesindekilere göre son derece az bir farkla daha hızlı çalışmaktadır. İnsan algısının anlayamayacağı kadar mikro düzeyde oluşan bu durum yükseklerde bulunan kişilerin teorik açıdan daha hızlı yaşlanması anlamına gelmektedir.

Hassas Atom Saatleri Zaman Ölçümünü Nasıl Etkiler?

Kütleçekimsel zaman genleşmesi teorik bir hipotez olmanın dışında günümüzde oldukça hassas ölçüm yapan optik atom saatleri aracılığıyla laboratuvarlarda gözlemlenebilmektedir. Birkaç santimetrelik yükseklik farkında dahi zamanın akış hızındaki değişimi algılayan bu saatler, GPS uyduları ve küresel konumlandırma sistemlerinin çalışmasında önemli rol oynamaktadır. Yörüngedeki uyduların Dünya'daki saatlerle uyum gösterebilmesi için kütleçekimsel zaman farklarının devamlı olarak düzeltilmesi gerekmektedir.

Dönmeyen Karadeliklerden Enerji Nasıl Elde Edilir?
Dönmeyen Karadeliklerden Enerji Nasıl Elde Edilir?
İçeriği Görüntüle


Muhabir: Nesrin Özoğlu